Başarıyı kim mundar etti?

Yeni değil ki, hayatımız böyle geçti. Ne keyfimiz uzun sürer ne çoşkumuz. Ağız tadıyla hüzünlenemeyiz bile. Yine öyle oldu. İçimden sadece ikinci yarıyı yazmak geliyor. Tatsız tuzsuz ilk yarıyı ve maç sonu İsmail Kartal’ın istifasını es geçip dişlileri işleyen, çarkları şıkır şıkır dönen Fenerbahçe’yi konuşalım. Kartal’ın istifasına en son değinelim.

İlk yarı İsmail Kartal’ın oyun planı tutmadı, sol kanat ve orta saha ofansif anlamda katkı vermeyince sahada etkisiz kaldı Fenerbahçe. Ancak derbi maçının aksine bu kez İsmail Kartal doğru değişiklikler yaparak Fenerbahçe’nin aksayan taraflarını toparlayınca işler yoluna girdi. Ve Fenerbahçe yıllar sonra çıktığı ilk Şampiyonlar Ligi maçında zorlu bir rakip karşısında galibiyeti kaçıran taraf oldu.

Sahada, sezona önemli transferler ve farklı galibiyetlerle başlayan Roma’ya karşı henüz kadro ve oyun istikrarı yakalayamayan, tartışmalı transferler yapan ve derbi mağlubiyetiyle morali iyice bozuk bir Fenerbahçe vardı. İsmail Kartal cezalı Guendouzi yerine Bartuğ’u, Oğuz yerine Kerem’i, Semedo yerine Mert’i tercih etmişti. İlk yarı hem tüm takımın üzerinde ele gelir göze görünür bir gerginlik ve çekingenlik vardı. Allah’tan Ederson soğukkanlı ve sapasağlam kalesinde vardı.

Kim aksadı? Kerem aksadı. Muhtemelen İsmail Hoca Oğuz yerine onu tercih ettiğine pişman olmuştur. Bartuğ defansif olarak sıkıntılı değildi ama sakatlandıktan sonra yerine giren Levent Mercan çok daha iyiydi.

Derbide yaptığı hatalı değişikliklerle maçı Beşiktaş’a veren İsmail Kartal, bu kez Oğuz’u, Levent’i, Lukaku’yu doğru zamanlarda ve doğru pozisyonlarda alarak oyunun hakimiyetini ele geçirdi. Fenerbahçe o meşhur şansızlığına takılarak beraberlik golünü attıktan sonra üç net pozisyonda galibiyet şansını kaçırdı, elbette yine bir tanesi direkten dönen toptu.

Asensio ve Guendouzi olsa ne olurdu? Boşverin, elimizdeki adamların kıymetini bilelim. Archie, Oğuz, Levent biz bu Şampiyonlar Ligi’nde oynarız dediler. Kante özellikle ikinci yarıda yeni transfer edilmiş bir 8 numara gibiydi. Lukaku nihayet ceza sahası dışında da takım oyununa katkı veririm dedi. Ah bir de “klas futbol sahneleri” sergileyen Greenwood zaman zaman kendi başına oynamaktan vazgeçse, harika olacak.

Gelelim Kartal’ın şok istifasına. Muhtemelen Beşiktaş yenilgisi sonrası aldığı eleştirilere kırılmış. Açıklamalarında yer alan “kulübümün önünü açmak istiyorum” gibi cümleler sanki başkana ve yönetime sitem gibiydi. Sanki derbi sonrası başka teknik direktörlerle görüşüldüğü yolunda sosyal medya dedikodularını da ciddiye almış gibiydi.

Fenerbahçe gibi bir takımın teknik direktörünün bu kadar kırılgan olmaya hakkı yok. 1999 yılında Rıdvan Dilmen bir MTK yenilgisi sonrası iki aylık Fenerbahçe teknik direktörlüğünden öfkeyle istifa etmişti. Sonra yıllarca buna pişman olduğunu söyledi. Rıdvan orada, inanmayan sorsun.

İsmail Kartal, büyük fedakarlıklar yaptığın doğrudur, sana haksızlık yapıldığı da doğrudur ama bunlar sana bu aşamada istifa hakkı vermez. En azından somut gerekçeler açıklamadan. Kim bardağı doldurdu, bardağı taşıran damla ne oldu? Bir anlat bakalım bize, Aziz Yıldırım’ın “başarıyı mundar ettiniz” lafı kimi kastediyor?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ümit Sezgin Arşivi

Olmadı İsmail Hoca

05/09/2026 23:34

Taşlar yerine oturunca

23/08/2026 00:23

Budur...

05/08/2026 23:57

Buna da şükür

29/07/2026 23:47