Ümit Sezgin
Yeniden “Aziz Başkan”
Demokrasi budur… Ezici bir seçim sonucuyla başkanlığa veda eden Aziz Yıldırım, uzun bir aradan sonra bu kez rakibini ezici bir çoğunlukla yenerek yeniden başkan seçildi. 27.387 kişilik rekor katılıma, 9 bin 927’ye karşı 17 bin 245’lik Aziz Yıldırım’ın galibiyetine rağmen Fenerbahçe zor bir döneme başlıyor. Kutuplaşmanın getirdiği gerginlik, kaybedenler için bu sonucu kabullenmeyi zorlaştırıyor.
Peki Aziz Yıldırım, bunca hatasına, önceki yenilgilerine, karşısındaki Safi-Koç cephesine, önerdiği Oğuz Çetin-Aykut Kocaman ikilisinin karşısındaki Safi’nin 4 önemli yıldız oyuncu vaadine rağmen bu seçimi nasıl böyle farklı kazandı?
En az Safi kadar defoları olmasına rağmen Aziz Başkan iki doğru şey yaptı;
Öncelikle 3 Temmuz sonrası direnişini, mücadele ruhunu hatırlatarak malum yapıyla mücadele edeceği umudunu verdi. “3 Temmuz’un hatırı var” diyen ve o dönemi bilenler için bu mesajı önemliydi. Hakan Safi, malum güç odaklarına yakınlaşacağı iddialarını kabullenirken, Aziz Yıldırım mücadele edeceğini vurguladı her seferinde. Kiminle, ne zaman, nasıl mücadele edeceğini söylemese de, bu mücadeleye yakışmayan kimi isimleri yönetimine alsa da, Sadettin Saran’ın teslimiyetçi duruşundan sonra, yaralı Fenerbahçelilere ilaç gibi geldi bu duruş.
Ve ikinci doğrusu adaylığını açıkladığı günden itibaren “Tek adam olmayacağım, futbol aklımızı yaratan ekibimiz olacak” demesiydi. Hakan Safi kendi başına oyuncu seçip, transfer yapmaya başlarken, Aziz Yıldırım “sistem” dedi, “uzman isimler” dedi, “ekip” dedi. İşte bu iyi geldi, inandırıcı geldi. Gerçi futbol aklı olacak ekibin başındaki ismi Oğuz Çetin olarak duyurunca düş kırıklığına uğrayan sevinenden çoktu ama yine de “tek adamlıktan kurtulma” umudu önemliydi.
Şunu da tarihe bir not olarak düşmekte fayda var, Aziz Yıldırım’a oy verenlerin önemli bir bölümü, üçüncü bir aday olmadığı için bu tercihi yaptığını saklamıyordu. “İki aday da içime sinmiyor ama…” sözü genel kurulda sıkça duyulan bir yakınmaydı. Aziz Başkan aldığı bu 17 bin oyu kemik ve koşulsuz destek olarak yorumlarsa büyük hata eder. En ufak bir kusurunda bu oyların önemli bir bölümünün karşısına çıkacağını bilmeli.
Peki Hakan Safi neden kaybetti?
Bir kere “Fenerbahçeli için aslolan para değildir, değerleri vardır”. Ali Şen ve öncesi yılların “zengin müteahhitler” dönemini hatırlamak bile istemeyiz.
Rüşvet verir gibi “o dünya yıldızını aldım, bunu da alıyorum, şunu da alırım” diye para gücüyle göz boyamak gibi yöntemler pek çok insana itici geldi.
Transfer listesini kendi başına yapan, herhangi bir hoca ile anlaşmadan, varolmayan oyun planına kendi başına oyuncu seçen, “bir tutan, iki atanın olacak” gibi 1970 model vecizeler saçan başkan adayı en hafif deyimiyle hiç cazip gelmedi.
Bitmedi. Üst perdeden “ben yaparım, hem de istediğimi yaparım, istediğim gibi yaparım” böbürlenmeleri de işe yaramadı, milletin bir kısmı, mesela bu 17245 delege bu tavırdan bıktı usandı.
Bu yenilgiye rağmen Hakan Safi için hiçbir şey bitmedi. Bu topraklar 6 kere gidip 7 kere gelen Süleyman Demirel’e, bu takım da ezilerek gidip, hiçbir şey yapmadığı halde ezerek gelen Aziz Yıldırım’a açıksa, Safi de hatalarından ders alırsa yeniden aday olabilir. Çalışmaya bugünden başlamalı. Bu “ıslak imza” aldığını söylediği 4 yıldızdan belki bir veya ikisini kulübe armağan eder.
Aziz Yıldırım içinse yarından itibaren kolları sıvayıp, vaat ettiği şampiyonluk için yürüme vakti. Önce futbol aklını oluşturabilecek ekibi kurmalı, sonra teknik direktörü seçmeli ve en geç birkaç hafta içinde kadronun eksiklerini tamamlamalı.
Tüm Fenerbahçelilere düşense bu seçim sonucunu kabullenip, yeni yönetime destek vermek.