Barışcan İğrek
Semih Kılıçsoy Milli Takımımızda olmalı
A Milli Futbol Takımımız, 11 Haziran 2026 ve 19 Temmuz 2026 tarihleri arasında Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenecek olan 2026 Dünya Kupası’na büyük bir heyecanla hazırlanıyor.
Bu tarz büyük bir heyecanı en son 24 yıl önce, Güney Kore ile Japonya’nın ortaklaşa düzenlediği 2002 Dünya Kupası’nda yaşamıştık.
2002 Dünya Kupası’nda geçirdiğim stres, endişe ve heyecan dolu günleri dün gibi hatırlarım. Çünkü; turnuvanın başlamasına iki gün kala kalça ameliyatı olmak üzere Berlin’e gitmiştim. Turnuvanın grup aşamasında oynadığımız ilk maç olan Brezilya mücadelesini, ameliyatımı gerçekleştirecek olan dönemin uluslararası çaptaki en iyi hekimlerimizden biri olan Prof. Dr. Faruk Durbin ile birlikte izlemiştik. Grubun son iki maçında oynadığımız Kosta Rika ve Çin karşılaşmalarını ise ameliyatımın hemen ardından hasta yatağında takip etmek zorunda kalmıştım. Sonrasında; ikinci turda Japonya’yı, çeyrek finalde ise Senegal’i mağlup ederek dünya üçüncülüğüne giden yolun büyük bir bölümünü geride bırakmıştık. Yarı finalde Brezilya’yı da geçebilseydik Dünya şampiyonluğundan bile söz ediyor olabilirdik. Kısmet olmadı. Üçüncülük maçında Güney Kore’yi mağlup ederek dünya üçüncüsü olmuştuk. 2002 Dünya Kupası’nda -hiç beklemediğimiz- bir şekilde elde ettiğimiz bu büyük başarı, milletimizin Türk futbolunun geleceğine yönelik inançlarını ve hayallerini artırmıştı.
Günümüze dönecek olursak...
2002 Dünya Kupası’nda elde ettiğimiz dünya üçüncülüğü ile en üst seviyeye çıkardığımız motivasyonumuzu, 24 sene içerisinde yaptığımız yanlış planlamalarla, imza attığımız rezilliklerle ve ciddiyetten çok uzak yönetim anlayışlarımızla en dip noktaya düşürdük! Futbolseverlerimizi Milli Takımımızdan soğuttuk! Milli maçlarımıza gereken ilgiyi göstermemelerine neden olduk!
Vincenzo Montella’nın, Milli Takımımızın başına geçmesinin ardından özellikle Avrupa’nın önemli kulüplerinde forma giyen lejyoner oyuncularımızın da kendi takımlarında sergilediği hırslı ve disiplinli futbolu Milli Takımımıza yansıtmaları sonucunda -bir nebze- de olsa toparlanma sürecine girdik ve bu hareketlenme ile birlikte 2026 Dünya Kupası’na katılmaya hak kazandık.
Milli Takımımızın, 2026 Dünya Kupası’nda bildiğimiz, beğeniyle izlediğimiz futbolunu sahaya yansıttığı takdirde -en kötü ihtimalle- bir çeyrek final oynayabileceğini düşünüyorum. Gerçekten, oyunun belirli bölümlerinde rakiplerine ağırlığını hissettiren bir takımımız var. Ön tarafta Kenan Yıldız, Arda Güler, Orkun Kökçü, Kerem Aktürkoğlu, Yunus Akgün ve Barış Alper Yılmaz gibi kreatif, çok iyi şutlar atabilen, adam eksiltebilen, topla dripling özellikleri bulunan oyuncularımız mevcut.
2026 Dünya Kupası’nda mücadele edeceğimiz nihai kadroda gözüme çarpan en büyük eksiklik santrafor bölgesinde ortaya çıkıyor. Mevcut kadroda santrafor bölgesinde oynayabilecek oyuncular arasında 4 isim gözüme çarpıyor. Can Uzun, Deniz Gül, Kenan Yıldız ve Kerem Aktürkoğlu...
Son derece yetersiz bir santrafor rotasyonumuzun olduğunu düşünüyorum. Kenan Yıldız ile Kerem Aktürkoğlu, orijinal bir santrafor oyuncuları değiller. Devşirme olarak bu bölgede oynuyorlar. Can Uzun ile Deniz Gül de henüz çok genç. Tamam; Can Uzun, geçtiğimiz sezon Eintracht Frankfurt’ta kendisini biraz kanıtladı. Güzel goller attı ve atmaya da devam ediyor. Ancak; Milli Takımımızın gol yükünü, tek başına sırtlayacak bir tecrübeye sahip olduğunu düşünmüyorum. Bu denli önemli organizasyonlarda, daha tecrübeli ve kendisini tam anlamıyla kanıtlamış santraforların, takımlarına daha yararlı olacağını düşünüyorum.
Tam da bu noktada; Milli Takım teknik direktörü Vincenzo Montella’ya küçük değil, çok büyük bir eleştiride bulunmak istiyorum. Geride bıraktığımız sezon itibarıyla İtalya Serie A’da adından sıklıkla bahsettiren, attığı jeneriklik gollerle gözümüzün pasını silen bir santraforumuz var. Kim mi? Tabii ki Semih Kılıçsoy...
Ancak Montella, ısrarla Semih Kılıçsoy’u aday kadroya çağırmama konusunda inat ediyor! Semih, Beşiktaş’ta formunun zirvesine ulaştığı dönemlerde bile Milli Takım aday kadrosuna davet edilmiyordu. Şimdi biraz daha tecrübelendi, Serie A’da jeneriklere konu olacak gollere imza atıyor, yine de aday kadroya davet edilmiyor. Montella’nın bu Semih Kılıçsoy -fobisine- hiçbir anlam veremiyorum! Sanki, elimizde büyük bir santrafor bolluğu var da Semih Kılıçsoy’a burun kıvırıyoruz!
A Milli Futbol Takımımız’a, 2026 Dünya Kupası’nda gönülden başarılar diliyorum. Ellerinden gelen en iyi futbolu sahaya yansıtarak ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceklerine olan inancım tam. “Prim sevdası” için değil; “forma aşkı” için oynayan bir takımımız var. Bu etken de Milli Takımımız'a olan inancımı misliyle artırıyor.