Barışcan İğrek

Barışcan İğrek

Teknik direktör krizinde çözüm belli

Trendyol Süper Lig 2025-2026 sezonunu dördüncü sırada noktalayan, Ziraat Türkiye Kupası’nda ise yarı finalde Konyaspor’a 1-0 mağlup olarak finale çıkma şansını kaybeden Beşiktaş’ta, taşlar bir anda yerinden oynadı ve peş peşe radikal değişikliklere gidilmek zorunda kalındı.

Beşiktaş, Trendyol Süper Lig 2025-2026 sezonu boyunca taraftarlarının arzu ettiği futbolu bir türlü sahaya yansıtamadı. Buna ek olarak; Ziraat Türkiye Kupası yarı final turunda Konyaspor’a 1-0 mağlup olunarak finale yükselme şanslarını kaybetmeleri, Siyah Beyazlı taraftarların karşılaşma sonrasında teknik direktör Sergen Yalçın ile başkan Serdal Adalı ve yönetim kurulunu istifaya davet etmelerine neden oldu.

Trendyol Süper Lig’de sezonun sona ermesinin hemen ardından Serdal Adalı ile görüşen Sergen hoca, camia içerisinde oluşan gergin havayı sağlıklı bulmadığını belirterek istifa etti. Ayrıca Beşiktaş yönetimi, Sergen Yalçın’ın istifa etmesinden çok kısa bir süre sonra Sergen hoca ile aynı dönemde göreve başlayan Serkan Reçber ile de yollarını ayırdı. Serkan Reçber’in istifasıyla boşalan futbol direktörlüğü görevine Önder Özen getirildi.

Sergen Yalçın, Beşiktaş’taki ikinci teknik direktörlük dönemine başlamadan önce çok büyük bir acı yaşadı. Amansız bir hastalıkla boğuşan ağabeyi Gürsoy Yalçın’ı kaybetti. Doğal olarak Sergen Yalçın, Beşiktaş’taki ikinci teknik direktörlük dönemine sağlam bir kafa yapısıyla başlayamadı. Başlayamamasını da anlayışla karşılamak gerektiğine inanıyorum.

Göreve başladığı ilk günden itibaren takımını motive edip hedefe odaklanmak yerine, elindeki mevcut kadronun yetersizliğinden dem vurup durdu! “Elimizde yeterli bir kadro yok!”, “Bana üç transfer dönemi gerekiyor!”, “Önümüzde uzun ve zorlu bir yol var!” gibi ifadeler ile sürekli elindeki oyuncuları değersizleştirici ifadeler kullandı. Bu da, oyuncularının işlerine konsantre olmalarını zorlaştırdı.

Sırf bu ince ayrıntı bile Sergen Yalçın’ın, ikinci Beşiktaş macerasına dinç bir kafayla başlamadığının net bir göstergesidir.

Yukarıda da belirttiğim üzere; Sergen Yalçın istifa gerekçesi olarak, Beşiktaş camiasında oluşturulan gergin hava nedeniyle sağlıksız bir futbol ortamının oluşmasını belirtti. Sergen hocanın bu tespitine aynen katılmakla birlikte; camia içerisinde oluşan bu gergin havanın son 2-3 senenin konusu olmadığını özellikle belirtmek istiyorum. Beşiktaş camiasında, 2003-2004 sezonundan bu yana giderek artan bir kutuplaşma, kulüp içerisindeki hiçbir profesyonele saygı duyulmayan bir gelenek oluştu. Saygı sınırlarını fazlasıyla aşan bir gelenek! Bu tespitimi, taraflı- tarafsız bütün futbolseverlerin hatırlayabileceği somut bir örnekle güçlendirmek istiyorum.

Beşiktaş’ta, 2004-2005 sezonunun başında teknik direktörlük koltuğuna İspanyol teknik adam Vicente Del Bosque getirilmişti. Yıldırım Demirören başkanlığındaki Beşiktaş’ın ilk teknik direktörü idi. Beşiktaş’ın başına geçtiği zaman yer yerinden oynamıştı. Çok da doğal idi. Çünkü Del Bosque, Real Madrid’te görev yaptığı dönemde sayısız başarıya imza atmış kariyerli bir teknik direktör idi.

Ancak; Beşiktaş’ta işler biraz kötü gitmeye başlayınca ve üst üste puan kayıpları yaşanınca, dünyaca ünlü teknik direktör Del Bosque’nin lakabı “Yeniköy Kasabı” oluvermişti. Bu aşağılayıcı lakabı takan ise camianın saygın isimlerinden biri olan Beşiktaş Divan Kurulu Üyesi Nevzat Demir idi. Del Bosque’ye biraz daha sabredilmiş olsaydı Beşiktaş’ta daha iyi işler yapabilirdi.

Demem o ki; Sergen Yalçın, Beşiktaş’taki bu kaotik ortamı bilerek göreve başladı. Siyah Beyazlı camiada, onursal başkan Süleyman Seba’dan sonra sürekli bir tahammülsüzlük ortamı var. Şampiyonluklarla sonuçlanan sezonlar da dahil olmak üzere gerginlik olmadan geçen bir sezon bile yok. Sergen hocanın, Beşiktaş’taki ilk döneminde de buna benzer kriz ortamları yaşandı. 2020-2021 sezonunun 4. haftasında alınan Gençlerbirliği mağlubiyetinin ardından da Beşiktaş tribünleri Sergen hocayı istifaya davet etmişti ama Sergen hoca o süreçte bu protestolara göğüs germiş ve sezon sonunda takımını şampiyon yapmıştı. Şimdi ise bu protestolara göğüs geremedi. Çünkü, yorgun bir kafa yapısıyla daha fazla devam edemeyeceğini anladı.

Sergen Yalçın’ın istifa etmesinin ardından Beşiktaş başkanı Serdal Adalı ve çiçeği burnunda futbol direktörü Önder Özen’in işi biraz daha zorlaştı. Artık, teknik direktör seçiminde hata yapma lüksleri kalmadı. Tartışılamayacak bir ismi takımın başına getirmek zorundalar. Dört sezondur, Ekim ayında şampiyonluk yarışına havlu atan bir Beşiktaş’tan bahsediyoruz. Henüz gelişme aşamasında olan bir teknik direktör, Beşiktaş’ı belirlediği üst düzey hedeflere ulaştıramaz!

Belirlenecek olan teknik direktörün takıma uyum sağlama sürecinde Beşiktaş tribünlerine de çok büyük iş düşüyor. Sezon başında yaşanması oldukça muhtemel olan art arda puan kayıplarında, çiçeği burnunda olan yeni teknik direktöre istifa çağrısında bulunmak yerine, takımlarını başarıya ulaştırmak için takımlarının etrafında kenetlenmeleri Beşiktaş’a daha fazla katkı sağlar. Yaşanması olası her mağlubiyet serisinden sonra teknik direktör değişecek olsa, eskilerin tabiriyle “evin yolu bulunmaz!” Dünyada böyle bir sistem yok! Biraz aklı başında reaksiyon vermek gerekiyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Barışcan İğrek Arşivi