Mehmet Şandır
Türkiye
'İçi bizi yakar, dışı eli'
Dışarıdan bakınca dünyanın parlayan yıldızı olan ülkemizle gururlanmalıyız...
36. NATO Liderler Toplantısı Ankara'da başladı;
21. yüzyılın en değerli buluşması; küresel boyutta bir siyasi toplantı...
Muhtemelen birçok ülke hasedinden çatlayacaktır; dünyanın birçok ülkesinin televizyon programlarının ilk haberi bu toplantı olacaktır; en az iki gün tüm dünya Türkiye'yi konuşacak...
NATO, sömürgecilikle zenginleşen Avrupa devletlerinin Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında olduğu gibi bir daha kendilerini yok etmelerine engel olabilmek amacı ile kurulmuş bir savunma örgütüdür; aslında, yeni bir savaş için hazırlanan bir savaş karargahı...
NATO, Hristiyan Batı'nın küresel hegemonya/sömürgecilik için kullandığı silahlı siyasi örgüttür. Avrupa'nın üç çirkini/günahkarı; İngiltere, Almanya ve Fransa'nın günah galerisidir; ABD, bu galerinin patronudur.
1990'dan sonra Sovyetler Birliği sahneden çekilince yeni bir düşman olarak İslam inancını ve terör ürettikleri gerekçesiyle Müslüman coğrafyayı muhayyel düşman olarak hedefe koydular; yalan ve uydurulmuş gerekçelerle 35 yıldır Müslüman coğrafyasında kan akıtıyorlar.
Şimdi yeniden Rusya ve Çin'e döndüler; Ukrayna-Rusya savaşı ve Çin'le başlattıkları ticaret savaşları ile kendilerini var etmeye çalışıyorlar, ancak, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un ifadesiyle söylersek 'beyin ölümü' gerçekleşmiş, bir 'dikili kuru'...
Ormandaki dikili kuru ağaçtan ne odun olur ne kereste.. .ABD'nin İran'la ve Ukrayna'nın (aslında Avrupa'nın) Rusya ile savaşında NATO'nun bittiğini gördük, umutsuz vaka...
Şimdi başa döndük;
Patron 'artık yeter' deyince Avrupa'da her devlet kendi savunma gücünü oluşturmaya çalışıyor.
Tabi, korkular da başladı; Almanya'yı kim durduracak? Kim dengeleyecek?
Birinci ve İkinci Dünya Savaşı öncesi gelişmeler yeniden yaşanıyor.
Böyle bir zamanda NATO liderler toplantısının Türkiye'de yapılıyor olması çok özel anlamlar taşıyor, olabilir; inşallah başımıza bir bela almayız!
Toplantıya NATO üyesi 32 devlet ve hükümet başkanının yanı sıra, 100'e yakın bakan, çok sayıda üst düzey diplomat, uluslararası kuruluş temsilcileri ve sorunlu bölgelerin ülke liderleri; Güneydoğu Asya ve Ortadoğu Ülkeleri liderleri katılacak. Türkiye'nin '"yumuşak güç'e" dönüşen arabuluculuğunda sorunlara çare bulmaya çalışacaklar.
Türkiye, ana kıtanın yani Asya, Avrupa ve Afrika'nın orta yerinde 'oyun kurucu' bir güç merkezi haline geldi; küresel güçlerin vazgeçemediği bir ülke...
Dışarıdan bakınca görüntü bu; dünyanın parlayan yıldızı; onur verici...
Ancak, içeriden bakınca görünüş iç karartıcı;
Adaletsizlik, özellikle gelir dağılımı adaletsizliği bir beka sorununa dönüştü.
'En düşük emekli maaşı' alan 5.1 milyon emekli 23 bin 552 TL aylık alırken, millet adına görev yapan milletvekili maaşı 512 bin 009 TL’ye yükselmiş...
Aradaki farkı 'uçurum' kelimesi tanımlar mı? Sefaletle safahatın birlikte aynı sokakta ateşle barut misali yan yana yaşandığı işte bu Türkiye gerçeği; içimizi yaktı, utandık...
Adaletle kalkındığımızı iddia edenler (AK Parti) tarafından çeyrek yüzyıldan buyana yönetilen ülkemizde ne yazık ki, açlar ile obezler birlikte yaşıyorlar. Türkiye'de obezite oranı genel nüfus genelinde %21,8 seviyesine yükselirken Tüketici Hakları Derneği'nin 2023 yılı tespitine göre nüfusun yüzde 60'ı açlık sınırının altında bir gelirle yaşıyor; kıyamet işareti...
TÜİK'e göre enflasyonun yıllık %32.11 olduğu ülkemizde TÜRK-İŞ'e göre 2026 Haziran ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık asgari gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 35.759 TL. Ortalama ücrete dönüşen asgari ücret ise aylık 28 Bin 75 Lira. Çalışanların aylık gelirinin gıda harcamasına yetmemiş olması bir Türkiye gerçeği...
Daha da kötüsü, sabit bir geliri olmayan ve iş bulma ümidini yitirip iş aramayı bırakan yani TÜİK'e göre geniş tanımlı işsizlik oranı ise %30,1 düzeyine çıkmış; yani toplumun yaklaşık üçte birinin sabit bir geliri yok; sosyal yardıma muhtaç...
Siyaset, yargı, eğitim, üretim, hukuk, her geçen gün daha kötüye gidiyor;
"Türkiye, Dünya Hukuk Devleti Endeksi’nde 2015 yılında 0.46 puanla 80. sıradaydı… 2025 yılında puanımız 0.28’e, sıramız 136’ya düşmüş…"
Bu sonuç, 'parlayan yıldıza(!)' yakışıyor mu?
Türkiye;
'İçi beni yakar, dışı seni...' demiş atalar,
'efradını cami, ağyarını mani'
Türkiye'yi tanımlayan çok doğru söz.