Mehmet Şandır

Mehmet Şandır

Gafletin bedeli

15 Temmuz ihanetinin yarın 10. yılı...

Hainler cezasını çekti, çekiyor; ihanetin sebebi ve sahipleri biliniyor ve hesabı soruluyor.

Ancak gafletin hesabı sorulmadı!

İhanetin bedelini çok ağır ödedik; olaylarda 253 vatandaşımız hayatını kaybetmiş binlerce insanımız da yaralanmıştır. Daha da ötesi 15 Temmuz'dan sonra Türkiye'de her şey değişti; rejim değişti; biraz daha Ortadoğululaştık(!)...

15 Temmuz bir ihanettir; Amerika tarafından beslenen Fethullah Gülen'in yönettiği FETÖ terör örgütünün devletin silahlı kuvvetlerini kullanarak hükümeti zorla devirmek için 15 Temmuz 2016 günü akşamında Ankara ve İstanbul'da başlattığı silahlı darbe teşebbüsüdür; vatandaşlarımızın ilk andan itibaren direnmesi ile önlenmiştir. İhanet cezasını bulmuştur.

Bu toprakların üzerinde gözü olan çoktur, bu milletin düşmanı çoktur, dolayısıyla haini de çoktur yani ihanet olağan bir durum; tarihin her döneminde birçok ihanet gördük, bedel ödedik ancak cevabını vermesini de bildik; iç ve dış düşmanlara karşı ülkemizi ve milletimizi korumasını bildik...

Ancak, gafletin özeleştirisini bir türlü yapamadık, milletçe bu konuda özürlüyüz(!)...

'Gaflet' ihanetin farkına varmamaktır, yaşananları unutmaktır. Başta ülke yöneticileri olmakla beraber hepimiz, herkes tüm toplum için geçerlidir. Ancak 'delalet', farkına varmadan ihanete yardım etmektir; doğrudan yöneticiler için kullanılır. Delalette ısrar edilirse ihanete ulaşılır...

Önemli olan husus ihaneti ve gafleti unutmamaktır; FETÖ, devlet içinde; polis, yargı, silahlı kuvvetler, MİT içinde adeta bir "Paralel Devlet Yapısı" kurmuş, basın, iş hayatı ve sivil toplumda teşkilatlanmış ve sonunda bir askeri darbe ile devlete el koymaya kalkmış bir siyasi örgüttür;

Devlet,15 Temmuz'dan sonra FETÖ'nün tüm unsurlarına operasyon yapmıştır ancak 'siyasi karargahı' tartışmaların, soruşturmaların ve yargılamaların dışında tutulmuştur; Siyaset ve yargı bunu bugüne kadar yeterince gündeme getirmemiştir; Bu büyük bir GAFLETTİR!

Bugün, sanki FETÖ olayı hiç yaşanmamış gibi FETÖ benzeri tarikat yapılarının yeniden devletin içinde teşkilatlandığını herkes biliyor, ancak kimse konuşmuyor...

"Hizmet Hareketi" diye sahiplenilen ve desteklenen Fethullah Gülen'in nasıl FETÖ terör örgütü haline geldiğini çok çabuk unuttuk; "ne istediler de vermedik" diyen Cumhurbaşkanı'na suikast yapmaya, TBMM'yi bombalamaya, Genelkurmay'ı basmaya hatta genel kurmay başkanı ve komutanları esir almaya teşebbüs etmelerini çok çabuk unuttuk!

Gaflet, toplumsaldır ancak Ülke yöneticileri için artık gaflet, DELALETTİR...

Maksadım, 15 Temmuz ihaneti karşısında Türkiye'nin yaşadığı gaflet ve delalet durumunu sorgulamak değil, hatırlatmaktır ve yeni gelişen bazı olaylarda aynı duruma düşmek ihtimaline karşı dikkat çekmektir.

Mesela;

Geçen hafta NATO zirve toplantısını yaşadık; Ev sahibi olarak 'havamız' gerçekten iyiydi ancak toplantı öncesi ülkemizin haklı beklentileri yönünde oluşan olumlu hava boşa çıktı, bir anlamda havamızı aldık gibi... Aldatılmaya alıştık...

Ülkemizi çeyrek asırdır tek başına yöneten AK Parti iktidarının ABD ve AB'nin yalanlarına inanması artık gaflet ötesi bir boyut kazandı...

Bir diğer örnek; "Terörsüz Türkiye" projesi ve süreci yeni bir gaflet ve delalet sarmalına dönüşüyor!

Beka endişesiyle ve iyi niyetle başlatılan terörsüz Türkiye süreci bugün ne yazık ki, bir etnik kimlik inşası ve bu kimlik için statü talebine dönüştü; görmesek de görmemezlikten gelsek de böyle...

Geçen haftalarda Diyarbakır'da peş peşe toplantılar düzenlendi;

Şeyh Said paneli, Kürt Dil Konferansı, Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı, Kürt Sinema Çalıştayı, Demokratik İslam Konferansı, Türkiye'de Toplumsal Barış Süreci ve Dünya Örnekleri Konferansı...

Şeyh Said panelinde, 101 yıl önce isyan ettiği için idam edilen Şeyh Said üzerinden PKK isyanına tarihi bir dayanak kazandırılmaya çalışılarak mağduriyet siyaseti yapılmakta ve PKK'nın Cumhuriyet karşıtlığına tarihi bir temel kazandırılmak isteniyor.

Kürt Dil Konferansında Kürtçe'ye siyasi ve hukuki statü istenilmekte; “Kürtleri temsil etmek isteyen herkes Kürtçe öğrenmelidir” diyerek, dili siyasi sadakat ve temsil ehliyetinin şartı haline getiriyorlar.

Bu taleplerin masum olduğunu, demokrasi ve düşünce özgürlüğü gereği kabul edilmesi gerektiğini düşünüyorsanız gafletin çukurunda debeleniyorsunuz demektir.

Biz bu filmi 10 yıl önce seyretmiştik...

Diyarbakır'da Kurban Bayramı dolayısıyla yoksullara kurban eti dağıtan Yasin Börü ve üç arkadaşının ezilerek öldürülmesini unuttuk mu?

Unutmak gaflettir ve bedeli ağır olacaktır!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mehmet Şandır Arşivi

Türkiye

07/07/2026 07:00

Abartmıyor muyuz?

30/06/2026 07:00

'CHP OLAYI'

16/06/2026 07:00

Ekmek çarpar(!)

09/06/2026 07:00

Tarihten korkmayanlar

02/06/2026 07:00

Nereye gidiyoruz

12/05/2026 07:00