Mehmet Şandır

Mehmet Şandır

Ağustos, zafer ayı...

Yarın 26 Ağustos; varoluşun başlangıcı...

Milletlerin ve insanlığın tarihinde önemli günler vardır, değeri ve anlamı sonradan anlaşılır; 26 Ağustos, milletimizin tarihinde bir başlangıç günüdür; bu günleri borçlu olduğumuz...

1071 öncesinde yaşanan 26 Ağustoslarda Türk Milleti'nin hayatında hangi başlangıçların yaşandığını araştırmak gerekir ancak Anadolu'nun yeniden Türkleşmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşunda bir ilahi tesadüf 26 Ağustos günü, varoluşun başlangıcı olmuştur.

Türklerin Anadolu topraklarında bir devlet olarak varoluşu yani bugünlerin başlangıcı, 1071 yılı Ağustos ayında Muş'un Malazgirt ovasında yapıldı; Ortaasya'daki Türk varlığının uç beyliği olan Selçuklu Türk Beyliği'nin o dönemin en büyük devletlerinden biri olan Doğu Roma imparatorluğu ile Malazgrit ovasında yaptığı meydan savaşında kazanılan zafer, tarihin yönünü belirledi; Tarih yeniden yazılmaya başlandı.

Bir Asya toplumu olan Türkler, yaklaşık yüz yıldan bu yana siyasi merkezlerini batıya Önasya'ya doğru taşımaya başlamıştı; bir stratejik akıl ve kararla veya ilahi bir yazgı olarak İslam dinini kabul etmiş; Abbasi İslam Devleti'nin idari ve güvenlik bürokrasisinde önemli görevler üstlenmişlerdi; Bağdat camilerinde artık Selçuklu sultanı Tuğrul Bey adına hutbe okunmaktadır (1055).

Bu savaş Türklerin ve insanlık tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu; İnsanlığın ikinci bin yılı Malazgirt ovasında yapılan savaş ile başladı; Bu günkü Avrupa sosyolojisinin oluşmasında belirleyici faktör olan "Kavimler Göçü'nü" başlatan Hun Türklerinin Volga (İdil) nehrini atlayarak batıya yönelmesi ve Avrupa Hun Devletini kurmasından (MS 370) 700 yıl sonra Türkler, Avrupa sahnesine bu zaferle yeniden giriyorlardı...

Hristiyan inancı için çok değerli olan ve bugünkü İncil'in yazıldığı Birinci Konsülün toplandığı (MS 325) İZNİK şehri, zaferden 4 yıl sonra 1075'te Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından fethedilmiş ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin ilk başkenti yapılmıştır.

Bu tarihten itibaren artık Avrupalılar için Anadolu'daki yeni fatihlerin ismi Türklerdir. Papalığın çağrısı ile Türklere karşı kurulan Haçlı orduları bugünkü Avrupa Birliğinin ilk denemesidir.

Tarihin yönü değiştirilemez; 1071'de Türklerin "taarruz yılları" başlamıştır; 1453 yılında İstanbul'un feth edilmesi ile Roma İmparatorluğu yıkılmıştır. Türk İmparatorluğu 600 yılda (1683) Asya-Avrupa ve Afrika'da yaklaşık 22 milyon kilometrekare büyüklüğe ulaşan küresel bir güce dönüşmüştür.

Bu ilerleme ikinci defa kuşatılmasına rağmen yıkılmayan Viyana surları önünde durdu; 12 Eylül 1683'ten 26 Ağustos 1922 tarihine kadar yaklaşık 240 yıl süren kahredici "savunma ve geri çekilme" yılları başladı. Sonuçta devletimiz yıkıldı vatan toprakları işgal edildi.

Aslında savunmadan taarruz pozisyonuna dönüşmenin ilk ışığı Çanakkale'de verilmiştir; 3 Kasım 1914: İngiliz ve Fransız gemilerinin yoğun bombardımanı ile başlayan Çanakkale savaşı,

Arıburnu ve Seddülbahir bölgelerinde Mustafa Kemal'in komuta ettiği Türk ordusunun karşı taarruza geçmesi ile 9 ocak 1916 tarihinde Türklerin zaferi ile sonuçlanmıştır. Sakarya Savaşı (23 Ağustos 1921) Türklerin son savunma savaşıdır.

Türklerin taarruzu, 26 Ağustos 1922'de Afyon Dumlupınar'da başlamış; yurdumuzu işgal eden Yunan ordusunun savaş meydanında imha edilmesi ile devam etmiş; 9 Eylül 1922 günü düşmanın İzmir'de denize dökülmesi ile tamamlanmıştır.

30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros ateşkes antlaşması ile başlayan yıkılış 4 yılda durdurulmuş ve "Osmanlı devletinin külleri üzerinde genç bir Türk Devleti kurulmuştur"

Aslında bu kuruluşun başlangıcı 26 Ağustos 1071 Malazgirt Meydan Savaşında kazanılan zaferdir.

Şimdi yeni bir bin yıl başladı; genç Türk Cumhuriyeti Devleti'nin önünde asırlar bulunmaktadır; Tarihin sarkacı bizden yana yükselmektedir. Savunma psikolojisine düşmeden zamana karşı taarruz halinde olmalıyız; aşılması ve fethedilmesi gereken onlarca hedef bizi beklemektedir.

Bu millet; Türk milleti, tarihin tüm dönemlerinde ve ana kıtanın her bölgesinde bağımsız devletiyle var olmuş; insanlığa hizmet etmiş; büyük bir millettir. Büyüklüğümüzün idrakinde olmalıyız ve büyük düşünmeliyiz;

"Küçük adamların" küçük hesaplarına aldanmadan ufkun arkasına odaklanmalıyız.

Bunun için ayağımızı yere sağlam basmalıyız ki yayı güçlü gerelim oku en uzağa atabilelim!

Atalarımızın bize emaneti olan 30 Ağustos Zafer Günü kutlu olsun!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mehmet Şandır Arşivi

Çerçeve Yasa

11/08/2026 07:00

Doğanın intikamı

04/08/2026 07:00

Tekrar söyleyelim!

28/07/2026 07:00

Ahbap depremi

21/07/2026 07:00

Gafletin bedeli

14/07/2026 07:00

Türkiye

07/07/2026 07:00

Abartmıyor muyuz?

30/06/2026 07:00

'CHP OLAYI'

16/06/2026 07:00