Mehmet Şandır
Çerçeve Yasa
Siyaset, kararına hukuku 'çerçeve' yapıyor.
Bu doğaldır, olması gerekendir, çünkü ülke siyasetle yönetilmektedir ve bölücü terör ülkenin çok önemli bir sorunudur; artık tümü ile bitirilmesi ve ülke gündeminden çıkarılması gerekmektedir. Siyaset kurumu bu sorunu kökten çözmek için bir karar verdi; bir yasa çıkarıyor.
Silahlarını bırakarak devlete teslim olacak teröristlerin geleceklerini belirleyecek bir yasanın çıkarılması zorunludur. Bu yasa ile hükümlü olanların cezalarının ertelenmesine ve yeni teslim olacak olanlar hakkında bir soruşturma yapılmaması hususu şartlara bağlı olarak belirleniyor..
Tabi ki yasa doğru tanzim edilmelidir; Ceza hukuku uzmanlarının itiraz ve ikazları dikkate alınmalıdır. Bir kaos ortamının oluşmasına fırsat verilmemelidir.
Ancak siyaseten tartışılması gereken husus; siyasetin verdiği bu kararın PKK tarafından nasıl anlaşıldığı ve hangi beklentileri oluşturduğudur. Ayrıca bir sorunu çözerken yeni ve daha ağır sorunlara kapı aralanacağı endişesi de önemlidir ve dikkate alınmalıdır.
Bu hafta Meclis'te kabul edilmesi beklenen 'Çerçeve Yasa'nın ne içerdiği değil taraflarca nasıl anlaşıldığı hususu dikkate alınmalıdır. Çünkü terörsüz Türkiye projesi karşılığında 'Kürt Sorunu' diye tanımlanan konunun siyaseten çözülmesine yasal çerçeve oluşturulduğu iddiası veya beklentisi çok tartışılacak bir konudur.
Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak var...
PKK'nın kuruluş amacını, ideolojisini, hedefini ve gerekçesini kendi beyanları üzerinden biliyoruz; 1978 Fis Köyü toplantısından bu yana yaklaşık 50 yıl, hiç değişmeden bugüne ulaştı, Küresel güçlerin bölgesel projelerine taşeronluk yaptılar. Ülkemizin bir parçasında Kürt etnik unsuruna dayalı bir devlet kurmak için Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile silahlı mücadele içinde; öncelikle Kürt soylu vatandaşlarımız olmak üzere binlerce insanımızı acımasızca katlettiler.
Ayrıca, insan hakları kapsamında özgürlük ve egemenlik talebiyle "Kürt Sorunu" diye bir sanal algı oluşturdular; uluslararası kuruluşlardan ve yurt içinden destek de gördüler.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, meseleyi doğru anladı ve gereğince davrandı; PKK ile silahlı mücadele, çok büyük maliyetler oluştursa da başarı ile tamamlandı; kurucusunu denizin ortasında bir adaya hapsetti; sonuçta PKK'yı yurt içinde eylem yapamaz, eleman devşiremez bir acziyete düşürdü.
Aslında Türkiye'nin artık bölücü terör sorunu yoktur, PKK, mağlup edilmiş, ezilmiştir. Ancak Türkiye'nin kuruluşundan bu yana bir siyasi bölücülük sorunu vardır; bu küresel bir projedir; Lozan'a karşılık Sevr'i yeniden gerçekleştirmek isteyenlerin projesi...
Endişemiz; bu yasanın bu projeye hizmet etmesi ihtimalidir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, güçlüdür, haklıdır, alicenaptır; 'Kürt Sorunu' denilen meseleyi çözüme kavuşturmak için 2009 yılında bir proje geliştirdi ve PKK ile görüştü; Başlatılan çözüm süreci 2015 yılında hüsranla sonuçlandı...
Süreç, 2024 Ekim ayı başında Devlet Bahçeli'nin uzattığı dostluk(') eliyle yeniden başlatıldı. Abdullah Öcalan doğrudan muhatap alındı;
Öcalan fırsatı kaçırmadı; 27 Şubat 2025 günü yayınladığı mesajında PKK’ya, demokratik siyaset kanallarının açılmasını talep etti. PKK'ya "devlet ve toplumla bütünleşme" için kongrenizi toplayın ve (fesh) karar alın dedi.
Teröristbaşı, bir yıl sonra verdiği mesajda Terörsüz Türkiye projesini "Kürt-Türk ittifakı" olarak tanımlıyor ve yeni bir statü istiyor; resmen yeni bir hukuk yani yeni bir anayasal düzen dayatıyor;. Ona göre,Türkler ve Kürtler iki ayrı siyasi özne olarak ittifak yapacak ve bu “ittifak” bir yasa ile kalıcı hukuki güvenceye bağlanacaktır. Ayrıca “ Kürt olgusu tüm boyutlarıyla Cumhuriyetin yasallığına dâhil edilmeli” diyor.
Bu yasa bunun için mi yapılıyor?
PKK ise "Kürt sorununu" demokratik siyaset yoluyla çözmek ve Önder APO tarafından yönetilmek ve yürütülmek üzere devlet ve toplumla bütünleşmek için kendini fesh etmektedir” diyerek yeni programını açıklıyor; "Bu temelde Kürt siyasi partilerinin, demokratik örgütlerinin, kanaat önderlerinin Kürt demokrasisini geliştirme ve Kürt demokratik uluslaşmasını sağlama yönündeki sorumluluklarını yerine getireceklerine inanıyoruz"
Bu beyanlar gösteriyor ki PKK, kendini fesh etmiyor; yeni bir pozisyon oluşturuyor.; devletin üniter yapısını ve Milletin milli kimliğini tartışmaya açıyor.
Türk Milleti, buna müsaade etmeyecektir!
"Dünyada barış isterken kendi ülkemizde barışı sağlamak lazım" diyerek başlatılan sürecin gelecekte hangi savaşlara “yataklık” yapacağını bugünden düşünmeliyiz!
Bizim, Kürt soylu vatandaşlarımızla bir savaşımız yok!
Teröristle barış olmaz!