Mehmet Şandır
Siyasette güven sorunu
Siyasette güven bunalımı yaşanıyor.
Ülkemizin ve toplumun birçok sorunu var; hatta bu sorunların birçoğu kronikleşmiş durumda. Böyle olması içimizi yaksa da kaygı veren husus, sorunların çözüm sorumlusu olan siyaset kurumunun, özellikle güven, adalet, ahlak, ehliyet, samimiyet gibi temel değerlerde insanımız için artık bir kaygı ve karamsarlık kaynağı ve sorun üreten bir bataklık haline gelmiş olmasıdır ve ne yazık ki bu durum; 'ümitsiz vaka'...
Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan Metropoll Araştırma'nın anketine göre, seçmenin siyasete karşı hissettiği güven oranı yüzde 7,2'de, umutları devam edenlerin oranı yüzde 10,6'da kalırken, seçmenin yüzde 64.1'i kaygı, endişe, bıkkınlık ve hayal kırıklığı duyduğunu belirtmiş.
İktidar, muhalefet ayırmadan, kişisel kurumsal, muhafazakar, milliyetçi, sosyal demokrat fark etmez, öyle örnekler yaşıyoruz ki 'bu kadar da olmaz' dedirten örnekler. Öfkelenmenin ötesinde utanıyoruz, seçmen olarak yaşadığımız hayal kırıklığı kalıcılaşıyor, derinleşiyor. 'Bizden adam olmaz' kompleksi veya 'artık bir şey değişmez' teslimiyetçiliği psikolojik bir travmaya dönüşüyor.
Şu en son örnek; Üsküdar Belediyesi başkan vekilliği seçimleri; vatandaşın çalınan iradesi...
Bunun neresinde akıl var, adalet var, ahlak var? Böyle bir sonucun kime faydası var?
Üsküdar Belediyesi kurulduğu 1984 yılından bu yana sağ siyaset tarafından yönetilmektedir. 2024 yılı yerel seçimlerinde solcu CHP'nin gösterdiği bir kadın aday tarafından kazanıldı. Üsküdar'da yaşayan vatandaşlarımız -sebebi kendilerine ait- radikal bir kararla 30 yıl sonra iradesini CHP'den yana kullanmıştır; bu sonuca herkes saygı göstermek zorundadır.
Hırsız kötü, ev sahibinin kusuru hiç mi yok?
Öncelikle, CHP'li başkan, halkın emanetini koruyamamış, henüz yargı tekamül etmemiş olsa da yolsuzluk/usülsüzlük soruşturmasına muhatap olmuştur; 'müddebir tüccar' gibi akıllı davranmamıştır. 'Şehr-i emin' olamamıştır; en azından yeterli olamamıştır. Yetki alanında suç işlenmesini önleyememiştir. Üsküdarlı seçmenin güvenini, değişim cesaretini boşa çıkarmıştır.
Seçilen başkan yargı kararı ile tutuklanınca bakanlık tarafından görevden uzaklaştırılmış, yerine belediye meclis üyeleri arasından CHP'li bir başkan vekili seçilmiştir. Ancak, seçimde usulsüzlük yapıldığı iddiası üzerine seçim, yargı tarafından iptal edildi. Bu arada, CHP'li 4 meclis üyesi ikna edilmiş(!) partilerinden istifa etmeleri ve AKP'ye transfer olmaları gerçekleştirilmiş ve CHP'li üç meclis üyesi de gözaltına alındı.
Gözaltı süresi dolmadan geçen cumartesi günü yeniden seçim yapılmaya teşebbüs edildi, seçim yapılabilmiş olsaydı Üsküdar Belediyesi AKP'ye geçmiş olacaktı, seçim bugüne ertelendi.
Şimdi sormak gerekir! Bu kararı alan siyaset (AKP) adaletli mi, siyasi ahlaka ve nezakete bu uyanıklık sığar mı? CHP'li olmayan Üsküdarlı vatandaşlar bu yapılanlara rıza gösterir mi?
Bunu yapanların ahlakına ve adaletine güven duyabilir mi?
Bir başka örnek; Antalya'da seçilen CHP'li belediye başkanı Muhittin Böcek...
Aday gösterilmesi için partisinin yöneticilerine milyonlarca euro rüşvet verdiğini itiraf ediyor; bu kadar parayı nereden buluyor, neden veriyor?
Hakkında cumhuriyet savcılığınca 702 sayfa iddianame tanzim ediliyor; her türlü rezalet var...
Bir milletvekili dolandırıcılara elden 70 milyon lira kaptırıyor, bir diğeri altın kaçakçılığı yapmakla suçlanınca partisinden istifa ediyor. Bir diğer milletvekili üç gün önce ihanetle suçladığı partiye katılırken hiç yüzü kızarmıyor. Bir devlet memurunun evinde kaynağı açıklanamayan milyonlarca lira para yakalanıyor.
Şehirlerimizi emanet ettiğimiz belediye başkanları 'rüşvet almak' suçlaması ile yargılanıyor; 31 Mart 2024 seçimlerinden bu yana en az 39 CHP'li belediyeye yönelik rüşvet ve yolsuzluk operasyonu düzenlenmiş, 36 belediye başkanı gözaltına alınmış ve arasında CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmak üzere bir çoğu tutuklanmış; cezaevine konulmuştur.
Hakkında yolsuzluk iddiası bulunan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı gibi bazı CHP'li belediye başkanları ise bu süreçte kurtuluşu AKP'ye geçmekte buldu. 31 Mart'tan bu yana 76 belediye başkanı AK Parti'ye katılmış. CHP'den ayrılarak AKP'ye geçen belediye başkan sayısı 17 olmuş.
Bu durum, siyasi hırsızlık değil mi?
Hırsızlara kapılarını açanlar da en az onlar kadar saygıya layık olamazlar...
Emanete ihanet edene de çalıntı iradeyi satın alanlara da millet niye güven duysun?
SONUÇ
Vatandaşın siyasete karşı duyduğu güvensizlik Devlete sadakati bitiriyor!
Türkiye Yüzyılı için öncelikle 'siyasi ahlak' gerekir!