Mehmet Şandır
Tuzu kurular
Nutuklar aç karınları doyurmuyor!
"Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık" diyenlere bazı gerçekleri hatırlatmak isterim.
Her dört kişiden birinin sosyal yardıma muhtaç olduğu bir toplum ve bu toplumun devleti, nasıl olacak da bu yüzyıla hükmedecek, adını yüzyıla verecek, mümkün mü?
Vatandaşların durumu sizin rakamlarınızla ortada. Asgari şartlarda bir yaşam için Ağustos 2026 verilerine göre, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 121.036 TL asgari ücretin dört katından daha fazlası, açlık sınırı ise yaklaşık 1,5 katı...
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre aşırı yoksulluk sınırının altında yaşayan hane sayısı 3,6 milyona ulaşmış; yani yaklaşık 15 milyon insanımız yoksul...
5.5 milyon insan en düşük emekli maaşı ile yani 23.552 TL ile bir ay geçinmek zorunda.
İş bulmak bahtiyarlığına ulaşanların aldığı asgari ücret, 28.075,50 TL.
TÜİK verilerine göre 2026 yılı başı itibarıyla ücretli çalışan sayısı 15,5 milyon seviyesinde, bunun 11.2 milyon kişisi asgari ücretle çalışıyor. İş bulmaktan ümidini kesenlerin oranı ise yüzde 31,5 yani her üç kişiden biri işsiz...
“Yoksulluk, Yolsuzluk ve Yasaklar” ile mücadele için toplumdan oy isteyen ve sonuçta tek başına iktidar olan AK Parti'nin gerçeği bu...
Böyle bir gerçeklik karşısında atımızın kuyruğunu bağlasak ne olur?
Şimdi, 24 yılın sonunda yoksullukla mücadele için yeni bir model geliştirdiklerini müjde olarak sunuyorlar ve bunu sakız yapıp çiğniyorlar. Güya; ekstra refah artışını toplumun tüm kesimlerine âdil bir şekilde dağıtmayı amaçlıyorlar (mış).
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bir soru önergesine verdiği cevapta "uyguladıkları ekonomi programı sonuç vermeye başladığından, sağladıkları ekstra refah artışını toplumun tüm kesimlerine âdil bir şekilde dağıtmayı amaçlıyorlar (mış)."
"Sirkatin söyler merd-i kıpti secaat arz ederken" atalar sözünü hatırlattı sayın bakan.
Sayın Şimşek, fazla refahı paylaştırmak maksadıyla bütçeden sosyal desteklere ayrılan payda ciddi bir ivme yakaladıklarını, "Devlet yardımları 2002 yılında bütçenin yüzde 1,3 oranındayken 2026’da yüzde 4,8 seviyesine ulaşacak" diye gururla öngörüyor, aklımızla alay ediyor!
Sosyal yardım için ayrılan ödeneğin üç katını tefecilere faiz olarak ödeyeceklerini hiç söylemiyor!
Bu tespitin bir başka ifadesi şu değil mi; iktidar olduklarında sosyal yardıma muhtaç vatandaşların oranı 1.3 iken bunu 24 yılda yüzde 400 artırarak yüzde 5'e ulaştırdıklarının itirafı değil mi?
"Sosyal yardıma bağımlı hâne sayısı 2002'de 1 milyonun altındayken bugün 5 milyon haneye ulaştı; yoksullukla mücadeleyi başaramadık" demeye yürek lazım...
Bahse konu proje kulağa hoş geliyor; Gelir Tamamlayıcı Aile Desteği (GETAD) Projesi. Hane içinde fert başına belirlenecek asgari bir gelir seviyesi garanti altına alınacak, eksiği olursa devlet tarafından tamamlanacak(mış)... Hâneler için geçimlik bir asgari gelir düzeyi belirlenecek. Eksik maaşların üstünü de devlet, sosyal yardımla tamamlayacak(mış)...
NE ZAMAN?
2023 seçimleri öncesinde AK Parti'nin vaadiydi; seçimden hemen sonra başlayacaktı, şimdi yeni bir seçimin öncesindeyiz; Milletin yoksulluğu ile alay ediyorlar...
Proje, hazırlanıyormuş, simülasyon yapılıyormuş, sonra pilot bölge uygulaması yapılacakmış, ödemelerin başlaması için tabii kaynak da bulunmalı; tam bir Nasrettin Hoca fıkrası...
Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı verilerine göre sosyal yardımlardan faydalanan hane sayısı 4 milyon 574 bin 684 olarak belirlenmiş. Geliri brüt asgari ücretin üçte birinin altında olduğu için Genel Sağlık Sigortası (GSS) primi devlet tarafından ödenen veya borcunu ödeyemeyen kişi sayısı 9,5 milyona dayanmış.
Devletin ve toplumun borcunu yazmaya utanırım(!)
"Nas var naas" diyerek bozduğunuz ekonomik dengeyi düzeltmek için Kur Korumalı Mevduat (KKM ) yoluyla bankada döviz hesabı olan bir avuç insana devlet hazinesi yaklaşık 60 milyar dolar FAİZ ödedi. Kimin kesesinden; yoksulların cebinden...
Bir yanda yaklaşık 20 milyon insan sosyal yardıma muhtaç bir yanda bir avuç tuzu kuru...
"Bir yanda yoksulluk, sefalet, işsizlik, umutsuzluk diğer yanda bir avuç mutlu azınlık, bir avuç ihale zengini, düzenin çarkları dönerken altta kalan hep milletin kendisi oldu. Tuzu kurular memnun hallerinden. Zerre hakkımızı helal etmiyoruz" diyor, Akif Beki'nin bir okuru.
Tuzu kurular(!), mazlumun ahından korkun!
Dostça hatırlatırım!