Mehmet Şandır
Öğretmenlerin feryadı
İnsanlığın ölümü vicdanlarda başlar.
Haksızlığa itiraz etmiyorsak, bir insanın yardım çığlığına sessiz kalıyorsak 'insan olmak' vasfını kaybediyoruz demektir, insanlığın ölümü denilen süreç başlamış demektir.
Özel okullarda çalışan ve atanmaları "mülakat" yoluyla engellenen öğretmenlerin Ankara'da yükselen çığlığına katılıyorum; Devlet bu insanlara haksızlık yapmaktadır ve ne yazık ki toplum da gereken duyarlılığı yeterince göstermiyor, zulme seyirci kalıyor.
Öğretmen, her insanın hayatında anne-babadan sonra gelen en değerli varlıktır; şahsiyetimizin mimarı, geleceğin kurucusu, rehber, model, lider...
İnsan ve toplum hayatında her meslek değerlidir, ancak öğretmenlik tüm alanların üstünde bir kurucu unsurdur, yapı taşıdır; öğretmenin sorunlar içinde kıvranması ve 'sorunlu' olması kuracağı yapıyı da sakatlar; öğretmeni sorunlu olan bir toplumun sağlıklı olması mümkün olmaz!
"Tüm sorunların temelinde eğitim vardır!" sözü değişmez gerçekliktir ancak eğitimin temel sorunu da öğretmendir...Öğretmenlerin sorunları çözüme kavuşmadan hemen hiç bir konuda kalıcı çözüm üretmek ve başarılı olmak mümkün değildir!
Öğretmenlerin sorunlarını sokaklara dökülerek duyurmak zorunda kalmaları devletin ve toplumun ayıbıdır, utancıdır!
Geçen hafta bunu yaşadık;
Bir grup öğretmen seslerini ilgililere duyuramayınca Ankara'nın merkezinde Kızılay'da ölüm orucuna başlamış...
Açıklama yapmaya çalışmışlar, emniyet güçleri direnenleri yere yatırmış, ters kelepçe ile gözaltına almış; Televizyon haberlerinde seyrettik, gazete sayfalarından okuduk, gerçekten utandık...
Her eğitim yılı sonunda sözleşme süresinin dolması nedeniyle yaz aylarında maaş alamadığını, bulabilirse bir işyerinde geçici çalıştığını ve her yeni eğitim yılı başlamadan önce yeniden iş aramak zorunda kaldığını söyleyen 11 yıllık bir bayan Biyoloji öğretmeni, "Ben buradan toplumun vicdanına sesleniyorum; Biz onların çocuklarını okutan öğretmenleriz ve geçinemiyoruz" diyor ve "sesimizi duyun diye ölüm orucuna yattık" diye feryat ediyor.
Bu çığlığın üzerine başka söz söylemek mümkün mü?
Çocuklarımızı, emanet ettiğimiz öğretmenleri böyle yaşatmak vicdana sığar mı?
Biz, çocuğumuz mezun oldu veya sınıfını geçti diyerek sevinirken; çocuğumuzun öğretmeni iş, ekmek kaygısında, çaresiz ve üzgün...
Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında toplanan bu öğretmenler, muhtemelen birkaç ay önce maden işçilerinin Ankara'da yaptığı hak arma eyleminden ve ulaşılan sonuçtan umuda kapılmışlar; belki, yöneticiler insafa gelir, yıllarca yaşadıkları sorunlarının çözümünde mesafe katederiz diye düşünmüşler veya daha kötüsü 'ölümden öte köy yok' diyerek Bakanlık kapısına dayanmışlar; Ancak, Bakan bey görüşmüyor!
Nedir sorunları?
Milli Eğitim Bakanlığının 2024-2025 örgün eğitim istatistiklerine göre Türkiye'de 14 bin 700 özel okul bulunuyor. Bu okullarda eğitim gören öğrenci sayısı 1 milyon 539 bin 579'a ulaşmış durumda. Özel okullarda görev yapan öğretmen sayısı ise 177 bin 738, kurslarda çalışan öğretmenlerin sayısını bilmiyoruz(!)
Bu öğretmenler, taban maaş hakkının geri getirilmesini, belirli süreli sözleşmeler nedeniyle yaşadıkları güvencesizliğin sona erdirilmesini istiyorlar; "Her yıl iş aramaktan yorulduk; Sigortasız çalışıyorum ya da iki üç günlük sigortalarla çalışıyorum; emekli olma hakkım, güvence ve çalışma hakkım elimden alınıyor. Bazı kurumlarda maaşların bir bölümü elden ödeniyor, bu nedenle çalışma koşulları ve ücretler kayıt altına alınamıyor. "Ne ara işten çıkıyorum ne ara işe giriyorum, bunlar ispatlanamıyor. Elden maaş alıyorum ispatlanamıyor." diyorlar.
Yıllarca devam eden bu sorunlara çare bulmak ve bu adaletsizliği düzeltmek için Çalışma Genel Müdürlüğü 31 Temmuz 2025 tarihinde, “Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı” isimli bir toplantı düzenliyor ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasını davet ediyor ancak işverenlerin baskısı ile bu toplantı yapılamıyor. Ölüm orucu eylemi biraz da bu toplantının yapılması için...
Sorun yeni ve basit değil; yalnız öğretmenlerin değil tüm toplumun sorunu; eşit işe eşit ücret adaletsizliği ve herkesin hukuk önünde eşit haklara sahip olması sorunu; Türkiye'nin her anlamda en büyük sorunudur; tüm sorunların anasıdır!
Öğretmenlere yapılan bu adaletsizliğe isyan ediyorum!
Adaletin olmadığı yerde zulüm vardır!
Adalet olmazsa 'tuz kokar'
Tuz kokalı çok oldu; insanlık ölüyor!
Şair İlhan Berk'in sözü ile bitirelim;
"Korkuyorum, bir gün biri çıkıp "Ey İnsanoğlu" diyecek ve kimse üstüne alınmayacak"