Mehmet Şandır
Mutlak butlan mı? Bühtan mı?
Yine bir deprem yaşıyoruz.
Bu defa yıkılan şehirlerimiz değil hukuk devletimiz, millet egemenliğine dayalı cumhuriyetimiz, demokratik sistemimiz yıkılıyor. Giden canları geri getiremeyiz ancak yıkılan şehirlerin yerine daha güzelini yaparız, yapıyoruz ancak hukuk, milli irade, ahlak, toplumla devlet arsındaki güven ve sadakat gibi temeller yıkılırsa devleti nasıl yaşatırız?
Cumhuriyetin kuruluşunda hukukun üstünlüğü ve hukuki güvenlik gibi hukuk devletinin temel değerlerini desteklemek amacıyla Türk hukuk sistemine Türk Medeni ve Borçlar kanunu ile giren 'mutlak butlan' kuralı ilk defa bir siyasi parti için uygulanıyor; Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin 36. Hukuk Dairesi CHP'nin 38. Genel Kurulunu tüm sonuçları ile 'yok hükmünde' saydı, iptal etti, halbuki yenilenmesini isteyebilirdi...
Bu depremin merkez üssü CHP'dir ancak toplumun tüm kesimlerini, devletin tüm kurumlarını, bugünü ve geleceği çok derinden etkileyen ve kalıcı hasarlar bırakacak bir yargı depremi yaşanıyor...
CHP, birliğini nasıl koruyacak ve nasıl toparlanacak bilinmez; AKP yine alternatifsiz kaldı.
Mahkemenin bu mutlak butlan kararı ile 5 Kasım 2023 yılından buyana Türkiye'nin Ana Muhalefet Partisi'nin hukuki dayanağı kesildi; bu karara göre Kurultay'dan bugüne kadar CHP Genel Merkezi'nin tüm kararları sonuçları ile birlikte hukuksuzdur ve 'Yok Hükmünde'...
Kaosun büyüklüğünü görüyor musunuz? ...
Mesela, 2024 yılında yapılan Mahalli İdareler Seçimleri'nin sonuçları ne olacak? Kazanılan belediye başkanlıkları, meclis üyelikleri, 'yok hükmünde' olan bir genel merkez tarafından belirlenmiş olmakla hukuki dayanağını kaybetmiş olmuyorlar mı?
Kısacası, gayri meşru(!) bir ana muhalefet partisi ile 2023 yılından bu yana Türkiye'de demokrasi, topal ördeğe dönüşmüş durumda...
Bir hukuk kararı olması gereken mutlak butlan kararı, siyasi sonuçları ile bir devrim/deprem etkisi yaratacaktır; hiç bir şey artık eskisi gibi olmayacak...
'Bir defa ile bir şey olmaz' demeyin;
16 Nisan 2017 referandumu için Oy verme işlemi devam ederken YSK, mühürsüz oy pusulası ve zarfların geçerli sayılmasına karar verdi. Kanuna rağmen mühürsüz oyların kullanıldığı bir oylama ile Türkiye'nin Anayasa'sı değiştirildi; %50+1 oy ile seçilen partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diye ucube bir rejime geçildi; geri dönebiliyor muyuz?
BÜHTAN MI MUTLAK BUTLAN MI?
Bu işte bir yanlışlık var;
Anayasa'nın 69. maddesi "siyasi partileri tüm işlemleri ile yalnız anayasa mahkemesi denetler" diyor. Anayasa, tüm seçimleri Yüksek Seçim Kurulu denetler, onaylar veya iptal eder ve de YSK'nın kararları bir başka kurum tarafından değiştirilemez derken alt mahkemenin kendini Anayasa Mahkemesi'nin ve Yüksek Seçim Kurulu'nun yerine koyması bir gariplik değil mi?
CHP'nin Genel Kurul toplantısında bazı delegelerin iradesinin bir şekilde sakatlandığı iddiası üzerine açılan davalar, henüz ceza mahkemelerinde sonuçlanmamış; hüküm kurulmamışken, ayrıca Kurultay sonuçlarını Yüksek seçim Kurulu onaylamışken ve buna süresi içinde herhangi bir itiraz yapılmamışken Ankara Bölge İdare Mahkeme'sinin mutlak butlan kararı vermesi yukarıdaki soruyu haklı olarak gündeme getirmektedir;
CHP'ye bühtan mı yapılıyor?
Meselenin bu yönü çok önemli ancak toplumu derinden ilgilendiren husus başka; Bu karar, sadece siyasette değil toplumun her kesiminde ve hayatın her alanında deprem etkisi yaptı. Suya atılan bir taş gibi etkileri merkezden kenara dalga dalga yayılıyor. Bugün değilse yarın mutlaka toplumun her ferdi bunun zararlarını bir şekilde görecektir.
Bıçak sırtı bir durum; şuyuu vukuundan beter hallerden biri ile muhatabız!
Şimdi, yeniden piyasalar alt üst olacak; yabancı yatırımcılar kaçacak, faizler, döviz fiyatları artacak. Devletin, özel sektörün ve vatandaşların borçları katlanacak, iğneden ipliğe her şeye zam gelecek, yine Merkez Bankası rezervlerden altın veya döviz satacak, enflasyon yükselecek ve diğerleri, kısacası yırtılan vatandaşın yakası olacak!
Bu kararın hukuka uygun olup olmadığını elbette ki hukukçular tartışacaktır, tartışmalıdır...
Önemli olan, ortalama vatandaşları ilgilendiren yönü bu değil; mevcut sorunlar altında ezilen insanımızın hayatında oluşturacağı olumsuzluklar ve toplumun demokrasiye, hukuka, siyasete olan güveni ve umudunun azalacak olmasıdır.
Demokrasi büyük yara alacaktır.
Tuzun koktuğu yerdeyiz!
Anayasal kurumlar birbirinin yetkisini tanımaz hale gelirse Hukuk Devleti yıkılıyor demektir!
Esas bühtan Devlet'e ve Millet'e yapılmaktadır!