Trump topal ördek mi, yaralı boğa mı?

İnsanın ağzından öyle pat diye çıkıveriyor “topal ördek” lafı. Görevde olan ama siyasi gücü azalmaya başlayan, son dönemine girmiş liderleri tarif etmek için kullanılan güzel bir metafor aslında “Topal Ördek.” Donald Trump söz konusu olduğunda ise bu tanımı kullanmak için biraz erken.

Çünkü Trump hala Amerikan siyasetinin merkezinde. Gerçi kasım seçimleri Trump için tehlike çanlarını hala çalıyor ama gündemi de hala o belirliyor. Trump’ın yönettiği sadece Amerika değil. Dünyanın geri kalanını da kendi ritmine göre hareket ettirmeye çalışıyor.

İkinci başkanlık dönemi onun son dönemi. Yeniden seçilemeyeceği gerçeği, Washington’daki bütün aktörlerin hesabını er ya da geç değiştirecek. Bakanlar, senatörler, milletvekilleri, bağışçılar ve Cumhuriyetçi Parti’nin geleceğine yatırım yapanlar bir noktadan sonra “Trump ne istiyor?” sorusundan çok “Trump’tan sonra ne olacak?” sorusunu sormaya başlayacak.

İşte “topal ördek” meselesi tam burada ortaya çıkıyor.

Trump öyle ununu eleyecek, eleğini asıp gidecek mi sizce?

Trump meselesi bence topal ördekten çok, yaralı boğa gibi.

İran bunun en çarpıcı örneği.

Washington ile Tahran arasındaki gerilim bir türlü geçmiyor. Bir gün saldırı tehdidi, ertesi gün müzakere; bir gün anlaşmanın yakın olduğu mesajı, birkaç gün sonra yeni şartlar ve ekonomik baskı. Trump son olarak İran’a karşı askeri seçenekten ziyade ekonomik baskıya ağırlık vereceğini söyledi. Yani benim takip edebildiğim kadarıyla. Sonuçta siz bu satırları okurken anlaşma imzalanmış, bir bakmışsınız Pezeşkiyan ve Trump kol kola aynı masada olabilir. Ya da bir bakmışsınız Hürmüz kapatılmış. Tek bir gemi bile bölgeye ne girebiliyor ne çıkabiliyor.

Trump, “Öyle askeri müdahale gibi değil de bundan sonra ekonomik tedbirler” deyince, eee Tahranın eli de armut toplamayacak tabii, “Madem öyle Hürmüz güvenli bir geçiş yeri olamayacak” dedi. Dolayısıyla Hürmüz’ün açılması konusunda yine gündeme geldi. Piyasalar da bu belirsizliği yeniden fiyatlamaya başladı. Petrol fiyatları yeniden yükseldi.

Trump için mesele yalnızca bir savaş kazanmak ya da bir anlaşma imzalamak değil. Güçlü görünmek, karşı tarafı baskı altında tutmak ve son sözü söyleyen taraf olmak.

Fakat burada bir paradoks var.

Trump’ın gücü hala çok büyük; ancak zaman daralıyor. Amerikan siyasi kuralları Trump’ı üçüncü kez başkan yapmaya karşı. Trump ise kendinden sonrası yokmuş gibi davranıyor. Cumhuriyetçi Parti de öyle. Ama bir gün Trump sonrasını konuşmak zorunda kalacaklar. O gün geldiğinde soru, Trump’ın ne kadar güçlü olduğu değil, Trumpizm’in Trump olmadan ayakta kalıp kalamayacağı olacak.

Hoş kalmasını isteyen de kaldı mı ondan da emin değilim aslında.

Trump tam bir “yaralı boğa” gibi. Hala güçlü, hala sözünü dinletebiliyor. Hala rakiplerini korkutabiliyor. Fakat gel gör ki maç bitti bitiyor. Son düdük çalmak üzere. Bu nedenle sanırım Trump’ın sorunu artık İran’la, demokratlarla ya da kasım ayında karşılarına çıkacağı muhalifleriyle değil.

Kasım seçimleri Trump açısından yalnızca bir ara seçim değil, ikinci başkanlığının bir anlamda güvenoyu. Pek çok açıdan önemli bir güvenoyu. Amerika’nın özgürlükler ülkesi olmaya devam etmesi açısından bir güvenoyu. Macera dolu Amerika için bir güvenoyu. Zira Trump’ın “Make Amerika Great Again” diye çıktığı yol oldukça muhafazakar. Cumhuriyetçiler, hem Temsilciler Meclisi’ni hem Senato’yu korursa Trump, bu çıkışını savunmaya devam edebilir.

Meclis’i kaybedip Senato’yu korursa işler karışır. Trump ile yasama organı arasına kara kedi girebilir.

Asıl kırılma ise Demokratların hem Meclis’i hem Senato’yu kazanması olur. Trump başkanlık koltuğunda oturmaya devam eder ama siyasi anlamda işte o zaman bir “topal ördek” olur. Trump’ın sağa sola saldırması, çılgınca fikirlerle ortaya çıkması bana sorarsanız bu yüzden. Yaralı boğanın kafasında sadece kendi siyasi sonu var.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mine Uzun Arşivi

“Millet aç! Aç!”

03/06/2026 07:00