Mine Uzun
“Millet aç! Aç!”
Yazı günümdü, acil seyahat planı idi, tatildi, bayramdı derken uzun süredir ayrı kaldık. Haliyle çok konu birikti. Yazacak çok şey var ama söyleyecek hiçbir şey kalmadı noktasına geldim yine.
Şu an öyle bir noktadayım ki, “profesyonel bir öğrenci” olarak, lisansım olan iktisat, yüksek lisansım olan siyaset bilimi ve sonradan gurme psikoloji lisansımı aynı potada eritecek bir fırsat çıktı.
Önce ilk göz ağarım iktisat ile başlayalım.
Farkında mısınız Türk halkının tasarruf alışkanlıkları ve motivasyonları yapısal bir değişim geçiriyor. Düne kadar tasarruf etmeyi isteyen, üç kuruşu beş kuruşa katıp, “yaşlılığımı iyi geçireyim” diye düşünen vatandaş, “şimdi değilse ne zaman” diye sormaya başladı.
Ekonomiye Giriş dersine dönelim. İlk ders ne idi?
İnsanlar geleceğe güvenirse tasarruf eder.
Güvenmezse harcar.
Türkiye’de son yıllarda tam olarak bu yaşanıyor.
Rakamlarla destekleyelim: 2024’te hane halkı tasarruf oranı yüzde 11,3’e geriledi. 2018’de bu oran yüzde 16,5’ti. Yani vatandaş giderek daha az biriktiriyor. Çünkü yüksek enflasyon ortamında para bekledikçe değer kaybediyor.
Ekonomiye Giriş 2. ders ne diyor? “Rasyonel davran” öyleyse “biriktireyim” değil, “bugün alayım” demek mantıklı.
Bugün parası olmayan da yarınki parayı harcamak istiyor. Borçlanıyor. Kredi kartından harcıyor. Ama bir şekilde harcıyor. Bunu ben söylemiyorum. Hadi rakamlarla, resmi veriler ile destekleyelim. Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile nisan ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 44 artmış ve 2.6 milyar TL olmuş. BKM öyle diyor. TÜİK de enflasyon yüzde 30 diyor, belki kimse inanmıyor ama enflasyonun yüzde 30 olduğu yerde harcama niye yüzde 44 artıyor? Ya enflasyon yanlış ya da insanlara gına gelmiş yetti gari deyip harcıyorlar.
BKM deyince güzel şaka (!) diyebilirsiniz ama maalesef ben “Bankalar Arası Kart Merkezi”nden bahsediyorum.
Hatırlarsınız belki eskiden Özal döneminde meşhur olmuş “orta direk” diye bir sınıf vardı. Bu sınıf çocuklarını kolejde okutabilir, para biriktirip evini alabilir, araba sahibi bir sınıftı. Hiçbir şeyleri lüks değildi. Tatilleri 5 yıldızlı otellerde değildi ama yine de iyi kötü denize girmeden yılı kapatmazlardı. Bugün o orta sınıf yok. Milyonlarca insan maaşıyla ev sahibi olamayacağını düşünüyor. Büyük hedefler çökünce, hiç yoktan küçük mutlulukları büyütmenin peşine düşüyor. Ev yok. Ama tatil var. Araba yok. Ama kiralayıp hafta sonu kaçamağı yapılabilir.
Tek suç enflasyonun değil tabii. Pandemi de bu davranışı hızlandırdı. İnsanlar ilk kez hayatın gerçekten ertelenemeyeceğini gördü.
Böylece ekonomiyle psikoloji birleşti.
Bu da şu durumu çok net açıklıyor:
İktidar yanlılarının söylemi ile “çıkar telefonunu”
Muhalefetin söylemi ile “Millet aç! Aç!”