Bu hikayenin mağduru Venezuela


Yılın ilk yazısıyla karşınızdayım efenim.

Dilerdim ki, güzel haberlerle başlayalım. Ama ne mümkün! Daha yeni yılın ilk gününde daha bir ülkeye el kondu arkadaş. Trump el büyüterek geliyor vallahi. Biz burada şirketlere el konulması haberlerine şaşırmaya devam ederken Trump, Venezuela’ya el koydu. Bundan sonra, bir süre biz yöneteceğiz dedi. Başkanını ve karısını korundukları yerden şak dedi çıkardı, sanırsın Escobar’ı paketler gibi paketledi. Hop götürüverdi kendi ülkesine. Bundan sonrası Amerikan polisiyesi. İzleyip göreceğiz. Birkaç sezon temiz gider bu dizi ben söyleyeyim.

Hikayeyi birçok farklı açıdan okuyanı, anlatanı çıktı. Bu süreçte güleriz ağlanacak halimize kavlinden bir tek şey ufak bir tebessüm ettirdi ama yalan yok. Şu sosyal medyada çıkan karikatür.

İşin şakası bir yana, korkunç analizler görüyorum. İyi oldu diyen mi ararsın, konu hakkında fikri olmadan ahkam kesen mi? İnanır mısınız Venezuela ABD’ye eyalet olarak katılsın, dünya ekonomisi kurtulur diyen profesör var. Aynı profesör hızını alamadı. Kanada, Meksika, Kolombiya özel statü ile Venezuela ile birlikte yeni 4 eyalet olarak ABD’ye katılsın dedi. Ciddiyim. Sonra silmiş tweetini gerçi.

Biz burada hukuk herkese lazım, hukuk yoksa hiçbir şey yok diye kendimizi paralarken derin bir üzüntüyle “uluslararası hukukun” da olmadığını net şekilde gördük. Aaaa o da ne öyle? Egemen bir devletin, diktatör miktatör, başkanı, karısı ile evinden alınmış, BM sus pus!

Şimdi yazarken düşündüm de şaşırdığıma şaşırdım. Zaten hep güçlünün adaletinde yaşamıyor muyuz? Hem mikro hem makro ölçekte.

Panama’da 1989’da da böyle olmadı mı? Ya Libya, Irak, Suriye, Afganistan; tam da böyle olmadı mı?

Kitabı açar bakarsan BM için şunlar yazıyor.

BM sistemi, egemen bir devletin başkanına yönelik zorla yakalama, kaçırma veya askeri operasyonu en ağır ihlallerden biri olarak tanımlıyor. “Devletlerin başka bir devletin toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanması yasaktır.” diyor. Güç kullanımı yalnızca Güvenlik Konseyi kararıyla mümkündür (meşru müdafaa hariç) de diyor.

Anlaşılacağı üzere bunların hiçbiri yok. Çünkü taraflardan biri ABD.

Yerseniz; Trump yönetimi, Maduro’yu uyuşturucu kaçakçılığı ve “narko-terör” ile mücadele kapsamında hedef aldığını iddia ediyor. Ama gerçekte olan Venezuela’nın petrol kaynaklarını ele geçirmek. Sokak kabadayılarının mahallenin barına çöktüğünü duyduk da arkadaş bağımsız bir ülkeye de çökülmez ki!

PEKİ, BU HALE VENEZUELA NASIL GELDİ?

Venezuela aslında çok zengin bir ülke olabilirdi. Ama şimdi asgari ücreti 1 doların altında. Şaka yapmıyorum 1 dolar bile değil. Karaborsa almış başını gidiyor. Sokaklarda gasp, cinayet gırla, turisti haliye çekemiyor. Günde birkaç insan kaçırma vakası yaşanıyor.

Dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervine sahip ülkesi Venezuela. Doğal gaz, altın, demir cevheri bakımından da üst sıralarda. Aslında Venezuela “fakir doğmuş” bir ülke değil; zengin olup “fakirleşmiş” örneklerden biri.

Ülkenin ayarlarıyla oynamasalardı. Halkı karpuz gibi ikiye bölmeselerdi her şey çok farklı olabilirdi. Enikonu öngörülebilir ekonomi politikası uygulanacaktı. Bağımsız merkez bankası ilkesinden vazgeçilmeyecekti. Mülkiyet haklarına saygı duyulacaktı. Petrol gelirlerinin takibi yapılacaktı. Kamu harcamaları şeffaf olacaktı. Maduro “hesap sormak” yerine halkına “hesap verecekti.”

Kuşaklar yitip gitmeyecekti. Maduro başa geldikten, daha doğrusu geldiğini iddia ettikten sonra 28 milyonluk Venezuela’dan 8 milyon kişi göçmüş. Mülteci olmuş biliyor musunuz? Bu, yalnızca ekonomik değil, tarihsel de bir kayıp.

Bana sorarsanız Maduro madara oldu. Venezuela ise bu hikayenin mağduru.

Yaşananlar asla kabul edilemez. Demokrasiden yana her ülkenin kınama yayınlaması gerekirdi bence. Hukuk hiçbir koşulda yok sayılamaz. Bugün uluslararası hukuk yok sayıldı. Birkaç cılız sesin dışında doğru düzgün bir tepki bile gelmedi. Bir gün herkese lazım olur.

Bir konu daha var ki aklımı kurcalayan. Korkarım cevabını öğrendiğimizde bu yeni bir yazının konusu olacak. Rusya, Çin, Kuzey Kore ve İran’ın bu sessizliği beni çok korkutuyor. Arkada bir pazarlık mı var bir hazırlık mı çok da uzun olmayan bir vadede göreceğiz sanırım.

Tarihteki galibiyetlerden olduğu kadar, mağduriyetlerden de ders çıkartmak gerekir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mine Uzun Arşivi

Hazır mıyız son düzlüğe?

26 Kasım 2025 Çarşamba 07:00

Çilekeş yatırımcı

12 Kasım 2025 Çarşamba 07:00

HANİ BANA? HANİ BANA?

01 Ekim 2025 Çarşamba 07:00

Arkadaşlar ceplerimizi kontrol edelim

03 Eylül 2025 Çarşamba 07:00

Uyandırmayın Uyuyan Kızılderiliyi

20 Ağustos 2025 Çarşamba 07:00

Nereden mezunsunuz? Printer’dan

06 Ağustos 2025 Çarşamba 07:00