Mehmet Şandır

Mehmet Şandır

Yeni Yıl

Yeni umutlara, hayallere çok ihtiyacımız var...

Eskinin yaşanmış olumsuzluklarından sonra yeninin tılsımının hemen bozulmasını istemeyiz. Ancak “ah bu şarkıların/rakamların gözü kör olsun”. Avni Anıl’ın unutulmaz bestesinde sevgiliyi terk edemeyişin suçunu şarkılara yükleyen aşığın sızlanışı gibi rakamların acı gerçeği canımızı acıtıyor, hayal kurmamıza imkan vermiyor.

Bu köşede ülke gündemi üzerinde eski bir siyasetçi olarak siyasi analizler yapmaya çalışıyoruz. Dostlar, özellikle bu köşeyi okumak nezaketini gösterenler, halkın gündeminden kopmamıza tepkililer, sitem ediyorlar; “İktidarın dayattığı gündem toplumun gündeminin önüne geçmemeli; bizi unutmayın” diyorlar, haklılar...

Rakamların dili çok acı...

Öncelikle yoksulluk, hayat pahalılığı, gelir dağılımı adaletsizliği dayanılmaz boyutlarda; toplumun büyük kısmı kendi çaresizliğinde başka pencerelerden bakamaz oldu...

ASGARİ ÜCRET; AZAMİ UTANÇ

Birçok başka göstergeye baz olan ve ortalama ücrete dönüşen Asgari ücret ilan edildi; 2026 yılı sonuna kadar geçerli olacak tutarı 28.075 TL. Bir ay, 30 gün çalış; 28 bin lira ile bir sonraki ayın başına kadar ‘onurlu bir yaşamın’ giderlerini karşıla; akla ziyan...

Dört kişilik bir ailenin bir aylık temel gıda ihtiyaçlarının bedeli (açlık sınırı) Aralık ayı için 30 bin 143 TL. olarak açıklandı.

Gıda harcaması ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamaların toplam tutarı yani yoksulluk sınırı 98 bin 188 TL olmuş; muhtemel bu rakam %30 artışla 2026 yılı sonunda 130 bin TL’ye ulaşacaktır.

Belirlenen asgari ücretin açlık sınırının altında kalıyor olması hangi vicdana sığar?

Elinin emeği ile geçinen bir insanın bir aylık geliri aç kalmasını önleyemiyorsa bu sonuçtan birilerinin utanması gerekmez mi?

Bir hanede iki kişi hatta üç kişi çalışıyor olsa da bir aylık toplam gelirlerinin yoksulluk sınırı altında kalmasının bir mantığı var mı?

TÜRK-İŞ’e göre asgari ücret “onurlu bir yaşam” için yeterli olmalı; karnı doymayan bir insan onurunu nasıl koruyacak?

Devlet kendi alacaklarına yeni yılda %25.49 zam yaparken, piyasa en az %31 zamlanırken memura, emekliye %20’nin altında zam yapmanın adaleti var mı?

Bu sonucu akıl, ahlak ve adaletle açıklamak mümkün mü?

Mahfi Eğilmez’in tespitine göre en düşük gelirli yüzde 20 nüfus, bir başka deyişle 17,1 milyon insan açlık sınırının altında ortalama bir gelire sahipmiş...

Bu rakam bir şekilde iş bulabilenler için geçerli; ya gündelik çalışanlar, iş arayıp da bulamayanlar, iş bulmaktan umudunu bütünüyle kaybedip İş Bulma Kurumu’ndan kaydını sildirenler, emekliler, yaşlılık aylığı alanlar, sosyal yardıma muhtaçlar; milyonlarca insanımız var. Açlık sınırının altında bir gelirle yaşamaya mahkum edilmiş, toplumun yaklaşık üçte ikisi...

DİSK-AR hesaplamalarına göre geniş tanımlı işsiz sayısı 11 milyon 890 bine ulaşmış. Çalışmak istemesine rağmen iş bulamayan potansiyel işgücü sayısı ise 5,2 milyon olarak hesaplanmış.

Yoksulluk bu topluma, bu devlete yakışmamaktadır; sebep olanlar utansın...

Daha da acı olanı, sefaletle safahatın aynı sokakta birlikte yaşamasıdır; ateşle barut misali patlamaya hazır bir sosyal bomba üzerinde yaşıyoruz.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerini yayımladı. Buna göre toplumun en zengin yüzde 20’lik kesiminin geliri, en yoksul yüzde 20’lik kesimin gelirinin 7,5 katı düzeyinde bulunuyormuş.

Gerçek durumun bundan çok daha kötü olduğunu tahmin ediyorum. Toplum cinnet geçiriyor. Biri yer biri bakarsa kıyamet ondan koparmış. Her gün haber programlarında seyrettiğimiz manzaralar bunun ispatıdır. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Bu yılın ilk on ayında suç örgütlerine yönelik düzenlediğimiz operasyonlar sonucu 552 örgütü çökerttik. 6 bin 788 örgüt üyesi tutuklandı” diye övünmektedir. Suç ve suçlu üreten bir ülkeye dönüştük, farkında değil...

Hayat pahalılığı, yoksulluk ve gelir dağılımı adaletsizliği insanımızı çileden çıkarttı...

Bir yıl içerisinde bireylerin en çok hangi duygu durumunu yaşadıkları sorulduğunda “kızgın, üzgün, olumsuz, kötü” ilk dört sırayı alıyor.

Gallup’un Aralık 2025 araştırmasına göre, Türkiye’de, günlük hayatında öfke hissettiğini söyleyenlerin oranı %38 ile tüm ülkeler arasında 6. sırada yer aldı.

Bu sürdürülebilinir bir durum değil...

Yeni yıl, akıl, ahlak ve adalet yılı olsun!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mehmet Şandır Arşivi

Muhasebe

30 Aralık 2025 Salı 07:00

Acı gerçekler...

23 Aralık 2025 Salı 07:00

Feti Yıldız “Doğru Söz”

16 Aralık 2025 Salı 07:00

Mesele(!)

09 Aralık 2025 Salı 07:00

İznik’in mesajı

02 Aralık 2025 Salı 07:00

Mümkün mü?

25 Kasım 2025 Salı 06:59

Geçen Hafta

18 Kasım 2025 Salı 07:00

Neler Oluyor?

11 Kasım 2025 Salı 07:00

Tuzu Kuruların Adaleti...

04 Kasım 2025 Salı 07:00

CUMHURİYET

28 Ekim 2025 Salı 07:00