Mehmet Şandır

Mehmet Şandır

19 Mayıs: Bir meydan okuma hikayesi

Bugün 19 Mayıs, Cumhuriyetin doğum günü.

Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutluyoruz; bildik nutuklar dinleyeceğiz; hepsi doğrudur; yıkılan devletimizi ve işgal edilen vatanımızı milli mücadele ile kurtardık...

Bence; Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlattığı Milli Mücadele, bir kurtuluş hareketi olmanın ötesinde öncelikle bir kuruluş hareketidir; henüz çok genç bir yüzbaşı iken "Asıl mesele yıkılmak üzere olan imparatorluktan bir Türk devleti çıkarmaktır" (1905) diyen Atatürk'ün hedefinde cumhuriyet rejimi ile yönetilen bir devlet kurmak olduğunu biliyoruz; '

Millet egemenliğine dayalı yeni bir milli devlet, yani Cumhuriyet...

Bunu, Amasya Tamiminde (22 Haziran 1919) "Milletin bağımsızlığını milletin azim ve kararı kurtaracaktır", Sivas Kongresinde (4 Eylül 1919) "Kuvayı milliye’yi etkili ve milli iradeyi hâkim kılmak esastır", diyerek ilan etmiş ve nihayet 23 Nisan 1920 tarihinde, Birinci Büyük Millet Meclisi'nin açılışında "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyerek kesinleştirmiş ve 20 Ocak 1921'de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun ilk maddesine yazdırmıştır.

Devletimizin değiştirilemez bu karakteri Atatürk'ün eseridir, emanetidir!

Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsunda Cumhuriyet devrimini fiilen başlatmıştır.

Bu bir meydan okumadır.

Bunun hikayesini bilmeliyiz, gençlerimize öğretmeliyiz!

Bu hikayenin merkezinde Mustafa Kemal Atatürk vardır.

Bu bayramın adının 'Atatürk'ü Anma' olması ve gençlere emanet edilmesi özel anlamlıdır.

Hikayenin kahramanı olan Atatürk'ün şahsiyetinin oluştuğu zaman ve mekan önemlidir;

Doğduğu, çocukluğunu yaşadığı ve okula gittiği zaman kesimi 1881-93 arasıdır; mekan ise Selanik ve Manastır şehirleridir yani Balkan yurdu. Devletin güç kaybettiği bu dönemde özellikle bazı etnik grupların Türklere karşı engellenemeyen baskıları/şımarıklıkları karşısında çocuk ruhunda bir "savunma refleksi" oluşturduğu biliniyor; Bunları önlemek için annesine rağmen gizlice askeri okula yazılıyor; asker olup vatanı ve devleti kurtarmak hayali ile büyüyor. Kendisinin de kurmay subay olarak katıldığı Balkan Savaşları sonrasında doğduğu toprakların kaybedilmesi O'nda 'Vatan kurtarmak' idealini bir varoluş meselesi haline dönüştürmüş.

Hiçbir tehdit, ferman, ceza, yasak, engel onu 'vatan kurtarma planı'ndan alıkoyamadı” hatta 39 yaşında hakkında verilen idam kararı onu yolundan çeviremedi.

Çok başarılı bir askeri öğrencidir; askerî eğitim hayatını 10 Şubat 1902'de Harbiye'den Teğmen rütbesiyle, ve 11 Ocak 1905'te Harp Akademisi'nden Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle mezun olarak tamamlamıştır; merkezi Şam'da bulunan 5. Ordu'ya atanmıştır.

Suriye'de görevdeyken Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu; hedefi, yıkılmak üzere olan imparatorluktan bir Türk devleti çıkartmaktı.

Kısa sürede tayinini Selanik'e çıkarttı, orada da teşkilatın bir şubesini açtı.

Savaş konusunda çok deneyimli, başarılı bir komutandı. Trablusgarp Harbi’ne (1911- 1912) katılmıştı. Balkan Harbi’nde (1912 - 1913) Bolayır Kolordusu’nda kurmay başkanlığı yapmıştı. Cihan Harbi’nde (1914 - 1918) cepheden cepheye koşmuş; Çanakkale Cephesi’nde, Kafkas Cephesi’nde, Suriye - Filistin Cephesi’nde çok önemli görevler üstlenmişti.

Milletin hafızasında artık O, Anafartalar Kahramanı'ydı...

Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra Samsun'a asker çıkaran İngilizler, Samsun ve çevresinde Türk halkının silâhlandığı konusunda ısrarla şikayette bulununca Osmanlı Hükümeti bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verdi. Genelkurmay Başkanı Cevat Çobanlı ve Harbiye Nazırı Şakir Paşa, bu görev için Mustafa Kemal Paşa'nın en uygun isim olduğunu Hükümet'e önerdiler, kabul edildi. Sadrazam Damat Ferit Paşa'nın hazırladığı kararname, Padişah Vahdettin'in "Paşa, Paşa...Devleti kurtarabilirsin" umuduyla onaylandı; Mustafa Kemal Paşa "9. Ordu Kıtaatı Müfettişi" olarak görevlendirildi.

Bu O’nun için bulunmaz fırsattır.

Bu fırsatı iyi değerlendi; Kongreler süreci sonrasında Ankara'da seçilmiş milletvekilleri ile Büyük Millet Meclisi'ni topladı ve Milli Mücadeleyi teşkilatlandırdı.

Haklıydı, akıllıydı, imanlıydı; milletine güveni tamdı; milletiyle birlikte öncelikle vatanı düşmandan temizledi ve milli devleti; mağlup ettiklerinin hukuku ile kurmaya cesaret etti; Adını Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak ilan etti; Bu bir meydan okumaydı!

Lozan Barış Antlaşması'nı kabul etmek zorunda kalan İngiltere Başbakanı Lloyd George, "Dünyaya her yüzyılda yalnızca bir tane dahi gelir. Ne yapalım ki bu yüzyıldaki dâhiyi Türk milletine nasip etmiştir." diyerek gerçeği teslim etmiştir.

Onu ve silah arkadaşlarını saygı ile anıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mehmet Şandır Arşivi

Nereye gidiyoruz

12/05/2026 07:00

"Büyük Türkiye"

28/04/2026 07:00

Acı gerçek...

21/04/2026 07:00

Ateş dansı

14/04/2026 07:00

Yaman çelişki

07/04/2026 07:00

Gündem; Savaş...

24/03/2026 07:00

Akılsız savaş

17/03/2026 07:00