Mehmet Şandır
Nereye gidiyoruz
21. yüzyılın ilk çeyreğini tamamladık.
İnsanlık, belirsizliğin korku tünelinde sürükleniyor.
Zaman ve mekan bütünlüğünde bir değerlendirme yapmalıyız; nereye gidiyoruz.
İç ve dış gelişmeleri anlamlandırmak için resmin bütününe bakmak gerekiyor.
İnsanlığın üstüne kabus gibi çöken olumsuzluklar; belirsizlik, güvensizlik, adaletsizlik, anlamsızlık, kaygı, korku, değer ekseni belirsizliği, ahlaksızlık ve diğerleri; içinde huzur ve mutluluğun olmadığı bir 'yeni normal' oluşturdu; böyle bir dünyada insan; yalnız ve çaresiz...
Yeni yüzyılda özellikle iletişim ve bilişim teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişme, zenginleşme oluşturdu ancak teknolojide, finansta, sanayileşmede gerçekleşen ilerlemelerin oluşturduğu kontrol edilemeyen aşırı güç birikimi, bugün insanlığın huzurunu kaçıran bir küresel tehdide dönüştü. Süreklilik kazanan çatışma ve savaşların sebebi bu gücün şımarıklığıdır...
Dünya savaşları sonrasında büyük bedeller ödeyerek kurulan küresel sistem, kendinden kaynaklanan sorunlara ve oluşan krizlere çözüm üretemez duruma düştü; kurduğu uluslararası kurumlar ve oluşturduğu hukuk artık bizzat kurucuları tarafından yok sayılır oldu.
Yeni bir düzen de kurulamadı.
Bu geçiş döneminin tüm olumsuzlukları ile yetişen günümüz gençlerinin işi çok zor...
Yeni yüzyılın ilk çeyreği için yapay zekadan analiz yapmasını istemişler;
21. yüzyılı 'yanılgı yüzyılı' olarak tanımlamış.
Küresel sistem, soğuk savaş sonrasında oluşan tek kutuplu düzenin istikrar sağlayacağını, küreselleşmenin tüm insanlığa refah getireceğini, demokrasinin gelişeceğini ve yaygınlaşacağını, teknolojik büyümenin insanlığın ortak ilerleme aracı olacağını iddia etmişti.
Yanıldı; öyle olmadığını gördük ve yaşıyoruz.
ABD'nin İkiz Kuleleri'ne 11 Eylül 2001 tarihinde El-Kaide tarafından yapılan terör saldırıları ile başlayan yeni yüzyılın ilk 25 yılında, Afganistan ve Irak savaşları, 2008 finans krizi, Arap Baharı, göç dalgaları, pandemi, Ukrayna savaşı, Gazze savaşı yaşandı.
İddia edildiği gibi küreselleşme, güçlüler için de güvenlik temin etmedi, refah getirmedi.
Ortadoğu'ya “demokrasi ihracı” iddiasıyla Arap Baharı başlatıldı; yanıldı; rejimler yıkıldı. Demokrasi gelmedi, otokrasi geldi, devletler çöktü; Ortadoğu toplumları kıyameti yaşadı; dünyada zorla yerinden edilmiş insan sayısı 123,2 milyona ulaşmış.
Küresel sistem, piyasanın kendi kendini düzelten kusursuz bir mekanizma olduğunu iddia etmişti; yanıldı; 2008 yılında yaşanan finans krizi bunun doğru olmadığını gösterdi.
Olduğu iddia edilen küresel zenginlik 2020 yılında yaşanan pandemi karşısında çaresiz kaldı...
Rusya-Ukrayna savaşı, NATO'nun güvenlik için yeterli olmadığını gösterdi.
Gazze savaşı, Batı’nın insan hakları ve uluslararası hukuk konusunda iki yüzlülüğünü gösterdi. Soğuk savaş dönemi bitti denilmişti, Çin-ABD rekabeti yeni bir soğuk savaş biçimine dönüştü.
Yapay zekaya göre "küresel sistemin kriz üretme kapasitesi çok yüksek, kriz yönetme kapasitesi sınırlı, küresel kurumlar yetersiz ve ahlaki tutarlığı yok, ayrıca meşruiyet açığı ile güvenilmez; İnsan hakları, demokrasi, egemenlik, uluslararası hukuk ve sivillerin korunması ilkeleri çoğu zaman güç dengelerine göre; güçlüye başka, zayıfa başka hukuk uygulandı..."
Yapay zekanın hüküm cümlesi şu; "yeni dönemin asıl meselesi, güç ile hukuk, teknoloji ile insan, piyasa ile adalet, devlet ile özgürlük, millî egemenlik ile küresel sorumluluk arasında yeni bir denge kurabilmektir. Düzen sadece kuvvetle kurulmaz; meşruiyet, adalet ve ortak anlam olmadan hiçbir küresel yapı uzun süre ayakta kalamaz"
Kalamadığını gördük; günümüzde, insanlar internet üzerinden birbirine bağlanmayı başardı; 5,5 milyar insan çevrim içi hâle geldi; fakat birlikte yaşamayı başaramadı; acıyı paylaşmayan, yardımlaşmayan; açlarla obezlerin birbirinden habersiz yaşadığı bir dünyada insanlık, ortak paydasını kaybetti.
Böyle bir dünyada ve zamanda yaşıyoruz.
Sonuç olumsuz, gelecek belirsiz; İnsanlık, şaşkın; Trump gibi ahlaksız (pedofil) muhterislerin, Netanyahu gibi katillerin ve bunların günah ortağı sorumsuz ve korkak dünya liderlerinin yönetiminde korkunç bir sonuca sürüklenmektedir; geçen yüzyılın ilk çeyreğinde olduğu gibi...
Geçen yüzyılın ilk çeyreğinde dönemin küresel güçleri insanlığı iki dünya savaşına sürüklemişler milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuşlardı. Korkarım ki zaman kendini tekrarlayacak!
Türkiye, dünyanın en değerli coğrafyasında bulunmaktadır; yaşanması muhtemel/mukadder küresel kaosa hazırlıklı olmalıyız; riskler ve fırsatlar eşit ihtimal...
Ülkeyi, Millet adına siyaset yönetmektedir; sözüm onlara; geçmişte başaranların yolunu takip edin!
Türk Milleti'ne güvenin!
Mustafa Kemal Atatürk örneği bize yeter!...