İkinci Çalışma Döneminin Başlangıcı: Emeklilik

En düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkarılmasını içeren torba kanun teklifinin 15'inci maddesi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda salı günü kabul edildi. Söz konusu düzenlemenin, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesinin ardından yasalaşması bekleniyor. Cumhurbaşkanı kararıyla imzalanmasını takiben Resmi Gazete'de yayımlanacak. Daha sonrasında ise farkların tahsis numarasına göre emeklilere maaş günlerinde yatırılacağı öngörülüyor.

En düşük emekli maaşının net asgari ücret seviyesine endekslenmesi talepleri karşılık bulmazken iktidar kanadından küresel ve yerel ekonomik şartlar dahilinde adımlar atıldığı değerlendirmesi yapıldı. Hazinenin 5 aylık faiz ödemesinin 1,4 trilyon olduğu dikkate alındığında söz konusu artışın bütçeye maliyetinin 79 milyar TL ile sınırlı kalması mevcut artışın ekonomik şartlardan öte sınıfsal bir tercih düzleminde yapıldığını ortaya koyuyor.

Tüm bunların ötesinde emeklinin bu ücrete teslim edilme sebebinin bizzat emeklinin kendisi olduğuna ilişkin söylemler de var. Emeklinin hem uzun yaşaması hem de sayıca çok fazla olmasının ücret artışında bir engel olduğu yönündeki açıklamalar kamuoyuna yansıyor.

Türk-İş'in araştırmasına göre haziran ayında Ankara'da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı, yani açlık sınırı, 35.758,88 liraya yükselirken yoksulluk sınırının ise 116.478,40 liraya ulaştığı dikkate alındığında en düşük emekli aylığı olarak belirlenen 23bin 552 liranın açlık sınırının 12 bin 206 lira altında kalarak emeklinin açlıkla mücadelesini daha da zorlaştıracağı görülüyor. Haliyle bu koşullar nedeniyle çalışmak zorunda olan emekli için emeklilik süreci yeni çalışma döneminin başlangıcı oluyor ve emekliler yeniden çalışma hayatının içerisine giriyor. İleri yaştaki emekliler geçinebilmek için iş arayışına girmekle kalmayıp güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışmak durumunda kalıyor.

Nitekim İŞKUR’a kayıtlı işsizler arasında 60 yaş ve üzeri yurttaşların sayısındaki artış dikkati çekici seviyede. Haziran itibarıyla İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin 33 bin 628’ini 60 yaş ve üzeri kişilerden oluştuğu görülüyor. Geçen yıl Haziran’da kuruma kayıtlı 60 ve üzeri yaşta 28 bin 29 işsiz bulunurken işsiz sayısı bir yılda yüzde 19,6 artış göstermiş. Ocak-Haziran döneminde 60 ve üzeri yaştaki 11 bin 13 kişi İŞKUR aracılığıyla işe yerleştirilirken geçen yılın aynı döneminde bu sayı yaş grubunda 9 bin 442 kişide kalmış.

Öte yandan TÜİK’in verilerine göre de 2026’nın ilk çeyreğinde 60yaş ve üzeri ve üzeri toplam 2 milyon 413 bin kişinin istihdamda yer alması azımsanmayacak bir sayı. Üstelik bu kişilerin yüzde 65,6’sının kayıt dışı olarak çalışması sorunun bir başka yönünü oluşturuyor. 60 yaş üzeri 1 milyon 583 bin kişinin sosyal güvenceden yoksun bir şekilde çalışmak zorunda kalması tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor.

Emekli kesimin geçim mücadelesi her geçen gün zorlaşırken reel kesimi memnun eden kararı Sayın Erdoğan kabine toplantısı sonrası açıkladı. İstihdam Koruma Programı ve Yatırım Taahhütlü Avans Kredi Programı'nın kapsamının ve bütçesinin genişletildiği ve iki program birlikte değerlendirildiğinde imalat sanayine toplam 1 trilyon liralık uygun koşullu kredi imkânı sağlanacağını belirtti. Yeni finansman paketinin yalnızca bir finansman desteği olmadığını aynı zamanda üretim gücüne, yatırım iradesine, istihdama ve ihracat kapasitesine verilen güçlü destek mesajı taşıdığını ifade etti.

Hiç şüphesiz ki dezenflasyon programında üretim ve arz tarafını iyileştirecek adımlar elbette ki önemli. Ancak bu yapılırken ekonomi yönetiminin talebi baskılama yönündeki çabasının sadece dar gelirliyle sınırlı olması dezenflasyon politikasının önemli bir eksikliği ve yanlışı olarak ortada duruyor. Öyle ki perakende satışlardaki artış da bu tespiti doğruluyor. TÜİK’in açıkladığı verilere göre mayıs ayında perakende satışların aylık yüzde 2,4, yıllık yüzde 13,7 arttığı görüldü. Perakende satışlardaki artışın enflasyon olarak karşımıza çıkmasında pazar ve marketlerde müşteri değil izleyici olan emekli ve dar gelirlinin sorumlu olamayacağı gayet açık. Hal böyle olunca ekonomi yönetiminin dar gelirliler üzerinden talebin baskılanması ile enflasyonun düşeceği sanrısından uzaklaşması önemini koruyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serap Durusoy Arşivi

Esmer günler

09/07/2026 07:00

Alıcı değil izleyici

02/07/2026 07:00

Veriler ne diyor

18/06/2026 07:00

Yönetim memnun ama…

07/05/2026 07:00

Ekonomideki acı tablo

02/04/2026 07:00