Serap Durusoy
Yönetim memnun ama…
Bu hafta ekonomi gündemini hiç şüphesiz ki en çok nisan ayı enflasyon rakamı meşgul etti. Her ne kadar öncü göstergeler enflasyonda bir hızlanma olacağı sinyalini vermiş olsa da TÜİK’in açıkladığı nisan ayına ilişkin enflasyon verisi aylık yüzde 4,18 ve yıllık yüzde 32,37 ile beklenti üzeri geldi. Buna rağmen verinin yaşanılan enflasyonu ne kadar yansıttığı yine tartışma götürür bir konu. Ayrıca kurdaki kontrolün ÜFE’deki artış baskısını sınırlamasına rağmen ÜFE’de görülen yükseliş TÜFE açısından oldukça endişe verici. Zira enflasyonist baskıların erken bir göstergesi olan ÜFE, tüketiciye ulaşmadan önceki fiyat hareketlerini yansıttığı için ekonominin genel durumunu göstermesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu bağlamda nisan ayında TÜFE ve ÜFE makasının 3,8 puana çıkması üretici maliyetlerinin nihai tüketici fiyatlarından çok daha hızlı arttığını ve bu durumun gelecek dönemde daha yüksek enflasyon, üretici kâr marjlarında daralma ya da zamların ertelenmiş etkisi anlamına geliyor.
Şüphesiz ki enflasyonun yukarı yönlü ivmelenmesinde TCMB Fiyat Gelişmeleri Raporu’nda da belirtildiği üzere yurt içi enerji fiyatlarının yükselmesi ve Ortadoğu’daki savaşın fiyatlaması etkili olmakla birlikte bu durum enflasyonun kronik bir ekonomik sorunumuz olduğu gerçekliğini ortadan kaldırmıyor. Buna rağmen rakama ilişkin siyasi otoritenin ve ekonomi kurmaylarının açıklamalarında iyimserlikten vazgeçmedikleri görülüyor.
IMF Başkanı Georgieva, Orta Doğu'daki savaşın 2027'ye kadar uzaması ve petrol fiyatlarının varil başına yaklaşık 125 dolara çıkması durumunda küresel ekonominin "çok daha kötü bir sonuçla" karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunurken Sayın Cumhurbaşkanı hükümet sisteminin sağladığı avantajlar nedeniyle tüm dünyayı kara kara düşündüren savaşın yıkıcı etkisinin en düşük seviyede tutmayı başardıklarını belirtti. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek de enflasyondaki bu yükselişi geçici olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve TCMB Başkanı Fatih Karahan ise savaş dezenflasyon sürecini olumsuz etkilese de dezenflasyondaki kararlılığın süreceğini belirtti. Bu iyimser açıklamalara rağmen Citigroup, yayımladığı raporda Türkiye’nin fiyat istikrarı yolunun belirsizliklerle dolu bir görünüm sergilediğini, Ortadoğu’daki savaşın tetiklediği yüksek enerji fiyatlarının dezenflasyon sürecini zorlaştıran temel faktör olarak öne çıktığı vurgulandı.
Tüm bu değerlendirmeler bir yana rakam ekonomi yönetiminin sarsılmaz bir söylemi olan düşük enflasyona ulaşılacağı inancını sarsarak enflasyon hedefinde bir değişikliğe yol açacak mı 14 Mayıs’ta açıklanacak enflasyon raporunda görülecek. Yıl sonu hedefin Orta Vadeli Program’da yüzde 16 ve TCMB’ de ise yüzde 15-21 aralığında olduğu dikkate alındığında dört aylık enflasyonun yüzde 14,4’e ulaşması enflasyon gerçekleşmesi ile hedefler arasındaki makasın genişlediğini ve bu nedenle TCMB’nin revizyona gitme olasılığını güçlendiriyor.
Diğer yandan resmi rakamlarda jeo- politik riskler nedeniyle enflasyonun ana eğiliminde yükseliş devam ederse sıkılaşma konusunda atılacak adımlar da güçlenecek gibi görünüyor. Nitekim TCMB Başkanı Karahan yaptığı değerlendirmede bunu ifade etti. Ancak enflasyonun ana eğilimindeki artışın sürmesi durumunda dezenflasyon politikasını besleyen önemli bir unsur olarak beklentilerin olumsuz etkilenmesi TCMB’nin işini zorlaştıracak.12 ay sonrası enflasyon beklentisinin piyasa katılımcılarında yüzde 23,4 reel sektörün yüzde 33,7 iken hane halkında ise yüzde 51,6 gibi yüksek bir rakamda olması durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.
Enflasyonun yükselişi hiç şüphesiz ki gelir dağılımındaki uçurumun ve ücretlerdeki erimenin büyümesine neden oluyor. Ücretlerdeki erime açlık sınırının 35 bin 586 TL’ye yoksulluk sınırının ise 112 bin 660TL’ye ulaştığı ülkemizde özellikle geçinme mücadelesi veren dar gelirlinin bu mücadelesini daha da zorlaştırıyor. Zira düşük gelir grubunun bütçesinin yüzde 30,4’ünü gıdaya ayırdığı dikkate alındığında gıdada görülen aylık yüzde 3,70 yıllık yüzde 34,55’lik artış bu gelir grubunun cebindeki yangını büyütüp sofrasına olumsuz yansıması daha büyük oluyor. Haliyle bu durum ücret artış beklentilerini de artırıyor. Ancak AK Parti Grup Başkanvekili Abdullah Güler grup toplantısı sonrası yaptığı değerlendirmede ara zam için herhangi bir çalışmanın olmadığını belirterek kapıları tamamen kapattı.
Her ne kadar önümüzdeki aylarda enflasyonun seyrinde Ortadoğu’daki savaşın ne yöne evrileceği ve ölçeğinin nasıl değişeceği belirleyici olsa da yapısal sorunlar devam ettikçe enflasyondan kurtulmak kolay olmayacak ve enflasyonun nedeni için yeni bahaneler bulunacak.