Ekonomideki uzun karanlığımız: Enflasyon

Ekonomik gelişmelere anlam yüklemenin daha geri planda kaldığı siyasette olup bitenlerde anlam aranan günlerden geçiyoruz. Bu süreçte siyasal hedefler uğruna ekonomi yara alıyor ve ana muhalefetin yeniden tasarımına ilişkin yaşananlar ekonomiyi derinden etkiliyor. Mutlak butlan kararının alındığı 22 Mayıs haftasında TCMB verilerine göre brüt rezervlerin 8,4 milyar dolar gerileyerek 160,2 milyar dolara, net rezervin ise aynı dönemde 52,1milyar dolardan 47 milyar dolara düşmesi yaşanılan maliyeti ortaya koyuyor.

Kontrollü kur politikası ile enflasyonu önleme çabasının sonucunu yarın alacağız. Ekonomideki uzun karanlığımız olan enflasyonu önlemeye ilişkin uygulanan ve eksik ayaklı olduğu için pek çoğumuzun olumlamadığı ancak sonuçlarından tüm ülke olarak etkilendiğimiz dezenflasyon politikasının başarısını olumsuz etkileyen gerekçe, bu ay da şüphesiz ki mutlak butlan olacak.

Aslında enflasyon düşüşünün gizli öznesi inanmak ve beklentiler. Ekonomik aktörler enflasyon düşüşüne inandıralamaz ise beklentiyi yönetme konusunda da başarı sağlanamıyor. Her ne kadar TCMB tarafından enflasyon raporunda her defasında gösterilen nedenler bağlamında enflasyon tahminlerine ilişkin revizyona gidilmesi ile gerçekçi bir yaklaşım sergileniyor izlenimi verilmeye çalışılsa da bu değişiklikler beklentileri de yukarı yönlü baskılıyor. Yani enflasyon tahminlerine ilişkin gelgitlerin yarattığı dalga sorunları daha fazla yüzeye taşıyor.

Elbette ki bu süreçte enflasyonla savaş alanında karargâhı olmayan savaşçılar olarak düşük gelirliler (asgari ücretli ve emekliler) ellerinde var olanla yetinmek zorunda bırakılıyor ve sabırlı olmaları isteniyor. Nitekim TÜİK’in 2026 birinci çeyreğe ilişkin büyüme verisinde işgücü ödemelerinin cari fiyatlarla gayri safi katma değer içerisindeki payının geçen yılın birinci çeyreğindeki rakam olan yüzde 42,7’de kalması ücretlilerle ateşkes imzalayamayan bir büyümenin olduğunu gösterdi.

Benzeri olarak yine TÜİK’in, 2025 yılına ilişkin yayımladığı "hanehalkı tüketim harcaması" istatistiklerinde ülke genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 29,3 ile konut ve kiranın, ikinci sırada yüzde 20,5 ile ulaştırma, üçüncü sırada yüzde ise 17,3 ile gıda ve alkolsüz içecek harcamalarının yer aldığı görüldü. En yüksek gelir grubu olan beşinci yüzde 20'lik grupta yer alan hanehalklarının ulaştırma harcamalarına (motorlu taşıt alımları, akaryakıt, yolcu taşımacılığı, araç bakım ve onarımı gibi) yüzde 25, konut ve kira harcamalarına yüzde 25,7, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 12,4 pay ayırdığı izlendi.

En düşük gelir grubu olan birinci yüzde 20'lik grupta yer alan hanehalklarının ise konut ve kiraya yüzde 38,7 gıda ve alkolsüz içeceklere yüzde 29,2 ve ulaştırmaya yüzde 8,6 harcama yaptığı görüldü. Görünmez bir çizgi üzerinde bulunan düşük gelir grubunun gelirinin yüzde 80’nini kira gıda ve ulaştırmaya ayırması eğlence kültür ve sporda yüzde 1,2’lik bir payın olması konut ve barınma krizinden en çok dar gelirlinin etkilendiğini ve bu kesimin sosyal dışlanma ile de karşı karşıya kaldığını gösteriyor.

Öte yandan hızla eriyen alım gücü bankacılık verilerine de yansıdı. Vatandaşların ve işletmelerin borçlarını ödemekte giderek daha fazla zorlanması ve yüksek enflasyon nedeniyle temel ihtiyaçlarını dahi kredi kartı ile yapma zorunluluğu nedeniyle bireysel kredi kartlarından kaynaklanan takipteki alacakların bir yılda 165 milyar 927 milyon TL'den 294 milyar 684 milyon TL'ye yükselmesi gerçekliği çarpıcı şekilde ortaya koyuyor

Bu hafta yayımlanan Türk-İş’in mayıs ayı araştırmasına göre de açlık sınırının 35 bin 174 yoksulluk sınırının ise 114 bin 576 olarak hesaplaması açlık sınırının en düşük emekli maaşının neredeyse iki katına yaklaştığı asgari ücretin ise açlık sınırının 10 bin TL altında kaldığını ve dar gelirlinin geçinme mücadelesinin daha da zorlaştığını gözler önüne serdi.

Hal böyle iken ücretler ve krediler üzerinden talebi baskılamaya ilişkin dezenflasyon politikası ile enflasyonun düşeceği ve üstelik bunun büyümeden ödün verilmeden gerçekleşebileceği sanrısından uzaklaşılması önemini koruyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serap Durusoy Arşivi

Yönetim memnun ama…

07/05/2026 07:00

Ekonomideki acı tablo

02/04/2026 07:00