Fitch yine Fitchliğini Yaptı Mı?

Fitch, Türkiye’nin kredi notunu BB-, görünümünü ise stabil olarak teyit etti. Bu karar ilk bakışta “değişiklik yok” gibi görünebilir. Ama metnin içeriğine bakınca aslında önemli bir mesaj var: Türkiye ekonomisi kırılganlıklarını azaltmaya çalışıyor, fakat hâlâ yatırım yapılabilir seviyeden uzak.

Fitch’in değerlendirmesi oldukça dengeli. Bir tarafta Türkiye’nin güçlü yanlarını sayıyor, düşük kamu borcu, büyük ve çeşitlendirilmiş ekonomi, kişi başına gelirin benzer not grubundaki ülkelere göre yüksek olması, bankacılık sisteminin dayanıklılığı ve dış finansmana erişim geçmişi. Bunlar önemli avantajlar. Türkiye ekonomisi kolay kolay durmayan, şoklara karşı üretim ve finans kanallarıyla direnç gösterebilen bir ekonomi.

Ama diğer tarafta Fitch’in esas uyarısı daha ağır. Enflasyon çok yüksek, dış finansman ihtiyacı büyük, rezerv tamponu hâlâ tam güven vermiyor, yönetişim kalitesi zayıf ve para politikasına geçmişte yapılan siyasi müdahaleler hâlâ hafızalarda. Yani Fitch şunu söylüyor: Türkiye’nin potansiyeli var ama güven sorunu tamamen çözülmüş değil.

Bu cümleyi iyi okumak lazım. Kredi derecelendirme kuruluşları sadece bugünkü faize, bugünkü kura, bugünkü büyümeye bakmaz. Asıl baktıkları şey politikanın sürdürülebilirliği ve güvenilirliğidir. Bir ekonomi bir süre yüksek faizle yabancı para çekebilir. Bir süre rezerv toparlayabilir. Bir süre kurda sakinlik sağlayabilir. Ama yatırım yapılabilir seviyeye çıkmak için bunların kalıcı olduğuna piyasayı ikna etmesi gerekir.

Fitch’in enflasyon tahminleri de bu açıdan dikkat çekici. Kurum, enflasyonun hazirandaki yüzde 32 seviyesinden 2026 sonunda yüzde 29,5’e, 2028 sonunda ise yüzde 18’e gerilemesini bekliyor. Bu düşüş olumlu. Ama Fitch açıkça şunu da söylüyor: Bu oranlar, derecelendirdiği ülkeler arasında hâlâ en yüksek seviyelerden biri olacak. Türkiye’nin kredi notunu yukarı taşıyacak hikâye, enflasyonun sadece düşmesi değil, kalıcı biçimde tek haneye yaklaşmasıdır.

Burada Fitch ile diğer uluslararası kurumların beklentileri arasında ciddi bir paralellik var. Kısaca hatırlatmak gerekirse: JP Morgan, 2026 sonu enflasyonunu yüzde 29 civarında görüyor ve politika faizinin yıl sonunda yüzde 35 seviyesinde kalmasını bekliyor. Goldman Sachs da 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 29’a yükseltmişti. IMF’nin Türkiye için 2026 enflasyon tahmini yüzde 28,6 civarında. OECD ise 2026’da enflasyonun hâlâ yüksek kalacağını, 2027’de daha belirgin düşüş görülebileceğini söylüyor.

DEZENFLASYON ÇOK YAVAŞ VE MALİYETLİ OLACAK

Demek ki yabancı kurumların ortak görüşü şu: Türkiye’de dezenflasyon var, ama dezenflasyon çok yavaş ve maliyetli olacak. Enflasyon düşecek ama hedefe hep uzak seyredecek. Faizler düşebilir ama yine de yüksek kalacak. Büyüme devam edecek ama eski kredi genişlemesiyle gelen hızlı büyüme gibi olmayacak.

Fitch’in büyüme tahmini de bu çerçeveye oturuyor. Kuruluş, Türkiye’nin potansiyel büyümesini yüzde 4’e yakın görüyor. 2026’da büyümenin yüzde 2,8’e gerilemesini, 2027’de ise yüzde 4,4’e yükselmesini bekliyor. Bu da IMF, Dünya Bankası, OECD ve JP Morgan çizgisiyle uyumlu. OECD, 2026 için yüzde 3,1, 2027 için yüzde 3,8 büyüme tahmin ediyor. IMF’nin son görünümünde de Türkiye için benzer şekilde ılımlı büyüme ve yüksek enflasyon resmi var.

Bu tahminlerin ortak dili şu: Türkiye resesyona girmiyor ama yüksek enflasyonla mücadele ederken büyüme bir süre daha sınırlı kalacak. Ekonomi yönetiminin tercihi de zaten burada ortaya çıkıyor. Ya büyümeyi hızlandırmak için para ve kredi koşulları gevşetilecek, enflasyon riski yeniden büyüyecek; ya da enflasyonla mücadele için büyüme bir süre kontrollü tutulacak. Fitch’in metni ikinci yolu destekliyor.

SEÇİMLER ÖNCESİNDE ILIMLI BİR TEŞVİK SÜRECİ

Fakat buradaki kritik nokta şu: Fitch, seçimler öncesinde ılımlı bir teşvik süreci bekliyor. Daha düşük ama pozitif reel faiz, geçici mali gevşeme ve kredi teşvikleri öngörüyor. Ancak ortodoks olmayan politikalara dönüş beklemiyor. Bu ifade önemli. Çünkü Türkiye’nin kredi notu açısından en büyük risk, geçmişteki politika hatalarının tekrar edeceği endişesi.

Yani Fitch’in stabil görünüm vermesi aslında bir güven oyu değil, şartlı bekleme kararıdır. “Şimdilik izliyoruz” demektir. Eğer seçim sürecinde para politikası hızla gevşer, kredi genişlemesi kontrolden çıkar, maliye politikası popülist hale gelir ve rezervler yeniden baskı altına girerse bu denge bozulur. Ama sıkı politika korunur, enflasyon beklentileri düşer, rezervler güçlenir ve dış finansman ihtiyacı azalırsa not artışı ihtimali doğar.

Burada asıl mesele şu: Ekonomi yönetimi Türkiye’yi bu reçeteyle yatırım yapılabilir seviyeye çekebilir mi?

Cevap kolay değil. Hatta gerçekçi olmak gerekirse, kısa vadede oldukça zor. Çünkü yatırım yapılabilir seviye sadece birkaç iyi veriyle gelmez. Türkiye şu anda BB- seviyesinde. Yatırım yapılabilir seviyenin altındayız ve arada birkaç basamak var. Bu basamakları çıkmak için sadece yüksek faiz, kontrollü kur ve geçici rezerv toparlanması yeterli olmaz. Kredi derecelendirme kuruluşları kalıcılık görmek ister.

Sonuç olarak Fitch’in mesajı net: Türkiye dayanıklı bir ekonomi, ama hâlâ güvenli liman değil. Büyüyebilir, rezerv toplayabilir, dış finansmana erişebilir. Fakat enflasyon, dış finansman ihtiyacı, kurumsal güven ve politika sürekliliği çözülmeden yatırım yapılabilir seviyeye çıkmak zor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Emre Alkin Arşivi

Sürekli sil baştan...

18/05/2026 07:00