Emre Özpeynirci

Emre Özpeynirci

Bizi dışlamayın, Çin’e karşı birlikte hareket edelim!

Avrupa Birliği'nin ‘Made in EU’ düzenlemesiyle ilgili tartışmalar sürerken, OSD Başkanı Cengiz Eroldu'ndan dikkat çeken bir çağrı geldi. Türkiye'nin Avrupa otomotiv sanayisinin rakibi değil, tamamlayıcısı olduğunu vurgulayan Eroldu, mevcut üretim entegrasyonunun korunmasının hem Türkiye hem de Avrupa için stratejik önem taşıdığını belirterek, "Önemli olan Çin rekabetine karşı Avrupa Birliği ile birlikte hareket etmemiz" mesajını verdi. Eroldu, mevcut taslağın düzeltilmemesi halinde hem ana sanayinin hem de tedarik sanayinin ciddi risklerle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Avrupa Birliği'nin üzerinde çalıştığı ‘Made in EU’ sistemi, ilk bakışta yalnızca elektrikli araçlara yönelik kamu desteklerini ve kamu alımlarını düzenleyen teknik bir mevzuat gibi görünüyor. Ancak sektör temsilcileri bunun, önümüzdeki yıllarda Avrupa otomotiv sanayisinin üretim haritasını belirleyecek stratejik bir dönüşümün ilk adımı olacağı görüşünde. Taslak, tam elektrikli, şarj edilebilir hibrit ve hidrojen yakıt hücreli araçlarda kamu teşvikleri ile kamu alımlarında Avrupa üretimini öne çıkarmayı hedefliyor. Avrupa Birliği'nin temel amacı ise Çinli üreticilerin hızla artan rekabeti karşısında kendi sanayisini korumak.

HEDEF DEĞİLİZ AMA ETKİLENECEĞİZ

OSD Başkanı Cengiz Eroldu'na göre Avrupa Birliği'nin hazırladığı bu düzenlemenin hedefinde Türkiye bulunmuyor. Asıl amaç Çin'in yükselen rekabetine karşı Avrupa otomotiv sanayisini korumak. Ancak hazırlanacak kuralların kapsamı doğru belirlenmezse, Avrupa'nın uzun yıllardır en önemli üretim ortaklarından biri olan Türkiye de bu sürecin olumsuz sonuçlarıyla karşı karşıya kalabilir. Türkiye'nin bugün Çin'in Avrupa'ya açılan arka kapısı olmadığını vurgulayan Eroldu, Türkiye'nin de Çin'e karşı çeşitli ticari önlemler uygulayan ülkelerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Bu nedenle Avrupa'nın Çin'e karşı oluşturacağı koruma mekanizmasının Türkiye'yi de kapsayacak şekilde tasarlanması gerektiğini savunuyor.

TASLAK KENDİ İÇİNDE ÇELİŞİYOR

Eroldu'nun dikkat çektiği en önemli sorunlardan biri de yasa taslağındaki çelişkiler. Taslağın ilk bölümlerinde Gümrük Birliği ülkeleri kapsam içinde gösterilirken, ilerleyen maddelerde desteklerden yararlanacak araçların mutlaka Avrupa Birliği sınırları içinde üretilmesi şartı getiriliyor. Bu durumun Türkiye açısından ciddi bir belirsizlik yarattığını belirten Eroldu, taslağın bu haliyle hem kendi içinde tutarsız olduğunu hem de Türk otomotiv sanayisini olumsuz etkileme riski taşıdığını ifade ediyor.

ASIL TEHLİKE TEDARİK SANAYİSİ

Made in EU tartışmalarında kamuoyunun daha çok otomobil üreticilerine odaklandığını belirten Eroldu, en büyük riskin ise tedarik sanayisi açısından ortaya çıkacağını söylüyor. Taslakta araçlarda yaklaşık yüzde 70 oranında Avrupa kaynaklı komponent kullanılması öngörülüyor. Türkiye sistem dışında kalırsa Türk tedarik sanayisi Çin, Hindistan, Fas ve Mısır gibi ülkelerle aynı kategoride rekabet etmek zorunda kalacak. Bu durumun yalnızca parça ihracatını değil, Türkiye'deki ana sanayinin rekabet gücünü de zayıflatacağını belirten Eroldu, "Yalnızca ana sanayinin değil, tedarik sanayinin de sistem dışında kalması kabul edilebilir bir durum değil. Bu orta ve uzun vadede Türk otomotiv sanayisine zarar verir." değerlendirmesinde bulunuyor.

AVRUPA’YI DA OLUMSUZ ETKİLER

Eroldu'ya göre Made in EU sürecinin amacı Türkiye ile Avrupa arasında yeni duvarlar örmek olmamalı. Tam tersine, Avrupa'nın Çin karşısındaki rekabet gücünü artıracak yeni bir iş birliği modeli oluşturulmalı. “Mevcut yapının gerçekten bozulmaması gerekir. Bunun bozulması aynı zamanda Avrupa Birliği'nin otomotiv ihracatını da üretimini de istihdamını da olumsuz etkileyebilir” diyen Eroldu, özetle Avrupa'nın Türkiye'yi dışlayarak değil, birlikte hareket ederek daha güçlü hale gelebileceğini vurguluyor. Mesajını ise tek cümlede özetliyor: “Önemli olan Çin rekabetine karşı Avrupa Birliği ile birlikte hareket etmemiz, rekabetçiliğimizi birlikte daha yukarı taşımamız.” Bu çağrı, yalnızca Made in EU tartışmasına ilişkin bir görüş değil; Türkiye ile Avrupa arasında onlarca yılda kurulan otomotiv üretim ekosisteminin korunmasına yönelik stratejik bir öneri niteliği taşıyor. Tartışmanın nihai sonucu, sadece elektrikli araç pazarını değil, önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin üretim, ihracat ve yeni yatırım kapasitesini de doğrudan etkileyecek görünüyor.

ACEA'NIN ÖNERİSİ KABUL EDİLEMEZ

OSD Başkanı Eroldu'nun açıklamalarındaki en dikkat çekici başlıklardan biri de Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği'nin (ACEA) önerilerine yönelik eleştirileri oldu. ACEA, coğrafi kapsamın esas olarak AB ülkeleri ve Birleşik Krallık ile sınırlandırılmasını, Türkiye ve Fas'taki mevcut Avrupa yatırımlarına ise istisna tanınmasını öneriyor. OSD Başkanı'na göre bu yaklaşım mevcut yatırımları korusa bile yeni yatırımların önünü açmıyor. “Bugün 300 bin adet üretim kapasitesi olan bir fabrikanın mevcut üretimi korunabilir. Ancak yarın kapasitesini 500 bine çıkarmak istediğinde aynı korumadan yararlanamayabilir” diyen Eroldu, bunun Türkiye'nin yeni yatırım çekme potansiyelini sınırlayacağını ifade ediyor. Üstelik ACEA'nın önerisi yalnızca ana sanayiyi kapsıyor. Türkiye'nin rekabet avantajını oluşturan tedarik sanayisinin kapsam dışında bırakılması ise OSD tarafından kabul edilebilir bulunmuyor.

cengiz-eroldu-2
OSD Başkanı Cengiz Eroldu

RAKİP DEĞİL TAMAMLAYICIYIZ

Cengiz Eroldu, Avrupa ile Türkiye arasındaki otomotiv ilişkisinin rekabetten çok tamamlayıcılık üzerine kurulu olduğunun altını çiziyor. Yaklaşık 30-40 yıllık üretim entegrasyonuna sahip iki tarafın birbirini güçlendirdiğini belirten Eroldu, Türkiye'nin bugün Avrupa'nın en büyük hafif ticari araç ve otobüs üreticisi konumunda olduğunu hatırlatıyor. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki otomotiv ticaretinin de son derece dengeli olduğuna dikkat çeken Eroldu'ya göre, Türkiye'nin sistem dışında bırakılması Avrupa'nın da çıkarına olmayacak. “Biz Avrupa için fayda yaratıyoruz, değer yaratıyoruz. Bunun zarar görmesi aslında Avrupa için de bir zarardır. Avrupa'nın da rekabetçiliğini olumsuz yönde etkileyecek bir gelişme olur” sözleriyle Türkiye'nin Avrupa için stratejik önemini özetliyor.

TÜRKİYE MASADA, TEMASLAR SÜRÜYOR

Eroldu, Türkiye'nin süreci yalnızca izleyen taraf olmadığını, kamu ve özel sektörün uzun süredir koordinasyon içinde yoğun diplomasi yürüttüğünü de vurguluyor. Cumhurbaşkanlığı, ilgili bakanlıklar, OSD, TAYSAD, OİB ve TÜSİAD'ın Avrupa Komisyonu nezdinde ortak çalışma yürüttüğünü belirten Eroldu, Türkiye'nin de karşılıklılık ilkesini esas alan adımlar attığını ifade ediyor. Bu kapsamda kamu alımlarına ilişkin yeni bir düzenlemenin TBMM'ye sunulduğunu hatırlatan Eroldu, düzenlemeyle Cumhurbaşkanı'na kamu alımlarında Avrupa Birliği'ne Türk üreticilerine uygulanan şartlara paralel uygulamalar getirebilme yetkisi verilmesinin öngörüldüğünü belirterek bunun Avrupa Birliği'ne verilen önemli bir mesaj olduğunu söylüyor.

ilk-yari-karnesi
OTOMOTİV SEKTÖRÜNÜN İLK YARI KARNESİ

Önceki ve Sonraki Yazılar
Emre Özpeynirci Arşivi

Aklın yolu lastikte

13/07/2026 07:00

Bir dönemin sonu

01/06/2026 07:00