Mine Uzun
Kapat kız bakayım falına
Ekonomi dünyasında bazı haftalar vardır; herkes aynı anda ekonomist, merkez bankacı, finansçı, hatta kâhin kesilir. Bu hafta tam olarak öyle bir hafta. Bilen, bilmeyen anlatacak. Bilen bilmeyene sinirlenecek, bilmeyen bilmediğini bilmeye bilmeye ahkâm kesecek. O gazetede köşesine yazacak, bu televizyonda anlatacak.
Türkiye’de gözler Merkez Bankası’nda, küresel piyasalarda gözler Jackson Hole’da olacak.
Yatırımcılar ise bir yandan faiz kararlarını takip edecek, diğer yandan merkez bankacıların cümlelerindeki tekrarları sayacak. Sabırlı olacağız mı dedi o? Yok yok temkinli olacağız dedi. Kaç kere faiz dedi, kaç kere indirimden bahsetti? Piyasalar için hepsinin bir fiyatı var.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası politika faizini yüzde 37’de tutuyor. Ancak Pazar günü TCMB haftalık repo ihalelerine yeniden başlayacağını duyurdu. Pazartesi günü itibariyle yüzde 40 olan fonlama maliyeti tabela faizi olan %37’e geriledi.
Piyasa ise faizin önümüzdeki toplantılarda aşağı gelmesini bekliyor. Politika faizinin yılsonu yüzde 34-35 bandında kapatması bekleniyor. Bu indirimler yıl sonuna kadar kalan üç toplantının (Eylül, Ekim, Aralık) her birinde minik minik mi yapılır yoksa eylül toplantısı pas geçilir, ağırlık diğer toplantılara mı kalır bilemiyorum. Ama TCMB’nin geçtiğimiz pazar günü attığı adım, önemli bir niyet beyanı.
Niyetinden şüphem yok ama burada küçük iki ayrıntı var: Birincisi düşmeyen, düşürülemeyen enflasyon. İkincisi zamanlama. Madem savaşın başlamasıyla birlikte örtülü olarak artırdığın faizi, yine örtülü olarak düşürecektin neden enflasyon tahminini yükselttin? Madem bir karar açıklayacaksın bunu neden rutin yakın geçmişteki Enflasyon Raporu sunumunda yapmadın ya da şunun şurasında iki hafta sonraki olağan PPK toplantısında yapmıyorsun da bir pazar sürprizi ile ortaya çıkıyorsun?
Tam bu noktada sahneye Jackson Hole çıkıyor.
Jackson Hole, ekonominin Davos'u gibi. Tek farkı, burada kayak yapmak yerine merkez bankacılar konuşuyor ve dünyanın geri kalanı o konuşmalardan “faiz indirimi geliyor” “gelmiyor” falı açıyor.
27-29 Ağustos'taki toplantının bu yılki yıldızı ise yeni Fed Başkanı Kevin Warsh. Kendisi görücüye çıkıyor. Warsh’ın ilk Jackson Hole toplantısı. ABD tahvil faizlerinin yükseldiği, enflasyonun hâlâ Fed’in yüzde 2 hedefinin üzerinde seyrettiği ve piyasaların Fed’in bundan sonra ne yapacağını anlamaya çalıştığı bir döneme denk geliyor.
Dolayısıyla cuma günü Warsh’ın ağzından çıkacak birkaç kelime, Türkiye’deki yatırımcının da kahvesini bir tur daha kendi etrafında çevirmesine neden olabilir.
Çünkü küresel faizler düştüğünde Türkiye’nin işi kolaylaşır. Gelişmekte olan ülkelere para akışı güçlenir, risk iştahı artar, TL üzerindeki baskı azalır.
Ama Fed “Bir dakika, enflasyon hâlâ yüksek” derse işin rengi değişir.
Son dönemde işte tam da bu konuya fal açılıyor. Üç vakte kadar şekerim diye bile başlanamıyor cümleye. Faiz mi artıracak, faiz mi indirecek hep muallak.
Türkiye açısından mesele sadece Fed değil. Bizde enflasyon ile mücadele ettik ettik başardıkçılarla, neyi başardık yahu bir seneyi aşkın süredir %30’un altına gelmiyor diyen dezenflasyonucular kapışıyor.
Petrol fiyatları, jeopolitik gelişmeler, cari açık, rezervler, iç talep ve beklentiler aynı anda masada.
Şu halde faiz indirim tahmin aralığı da epeyce genişliyor.
TCMB’nin her toplantısı öncesinde ekonomistler sanki fal bakıyor. Aynı piyasaya bakıp birbirinden bu kadar ayrışan tahminin başkaca bir açıklaması olamaz bence. Yıl sonuna kadar 100 baz puan diyen var, 300 baz diyen var, du bagali bekleyip görelimciler var. Ama en güzeli karar açıklandıktan sonra ben demiştimciler.
Yalnız acı gerçek şu ki bizim fincana bakınca; içimiz kabarmış. Tabağı ters çevirince tutulan dilek tutmamış. Bırakalım artık kahve kapatmayı. Gerçeklere dönelim. “Kararlı duruş”, “sıkılaşma”, “temkinli yaklaşım”, “veriye bağlılık”… Geçiniz bunları… Türkiye ekonomisinin temel meselesi faiz indirimlerinin devam edip etmeyeceğinden çok, bu indirimlerin enflasyonla mücadeleyi bozmadan yapılıp yapılamayacağı.