Barışcan İğrek
Tarık Biberovic Fenerbahçe Beko’ya kupayı getirdi
Ziraat Bankası Türkiye Kupası’nda dörtlü final heyecanı, Sinan Erdem Spor Salonu’nda yaşandı. Ligimizin kalbur üstü takımlarından Anadolu Efes, Beşiktaş GAİN, Fenerbahçe Beko ve Türk Telekom, bu zorlu kupayı müzelerine götürmek için kıyasıya bir mücadele içerisine girdiler.
Dörtlü finalin açılış maçında, Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’nde şampiyonluk yarışının iki güçlü temsilcisi olan Beşiktaş GAİN ile Anadolu Efes karşı karşıya geldi.
Beşiktaş GAİN, karşılaşmanın ilk yarısında güçlü rakibi Anadolu Efes’e oranla daha derli toplu bir görüntü ortaya koydu. Özellikle, ikinci çeyrekte maçı sürklase ettiler. Hücum oyunlarını son derece doğru oynadılar. Topu çok iyi paylaştılar. Üst düzey bir oyun temposu yakaladılar. Yakaladıkları bu tempo ile Anadolu Efes’i oyundan düşürdüler ve ilk yarı sonunda soyunma odasına 14 sayı farkla, 53-39 önde girdiler.
Mücadelenin ikinci yarısına Beşiktaş GAİN, biraz “ayakları yerden kesilmiş’ bir havada başladı. Üçüncü çeyrekteki vücut dilleri, “Nasıl olsa maçı aldık! Bitse de gitsek!” havasında idi. Üçüncü çeyreğin başında bilinçsiz hücumlar gerçekleştirdiler. Üst üste gerçekleştirdikleri hücumlardan eli boş döndüler. Buna karşılık Anadolu Efes; Weiler Babb, P.J. Dozier, Jordan Loyd gibi etkili isimlerin sorumluluk almasıyla peş peşe basketler buldu ve 14 sayılık farkı kapattı ve öne geçti.
Son çeyrekte -bir nebze- de olsa kendine gelen bir Beşiktaş GAİN vardı parkede. Toparlanmak zorundaydılar ve toparlandılar. Anthony Brown, Jonah Mathews, Sertaç Şanlı gibi kritik oyuncularını devreye sokarak maçın sona ermesine 2:25 kala öne geçerek moral tazelediler. Kalan dakikalarda da Anadolu Efes’in direnci kırıldı ve mücadeleyi 91-82 kazanan Beşiktaş GAİN, Ziraat Bankası Türkiye Kupası’nda finale yükselen ilk takım oldu.
***
İkinci finalist kim olacaktı? Bu sorunun cevabı da, ikinci yarı final maçında, Fenerbahçe Beko ile Türk Telekom arasında oynanan mücadelenin sonucunda belli oldu.
Fenerbahçe Beko-Türk Telekom mücadelesinin üçüncü çeyreğinin ortasına kadar, Türk Telekom’un, karşılaşmanın -doğal- favorisi Fenerbahçe Beko’ya oranla daha derli toplu bir basketbol oynadığını düşünüyorum. Fenerbahçe Beko’nun hücum gücünü -ellerinden geldiği kadar- minimize etmeye çalıştılar. Belirli bir dereceye kadar da bu stratejilerini başarıyla uyguladılar.
Üçüncü çeyreğin ortasından itibaren Fenerbahçe Beko, ABD’li şutör gard Talen Horton Tucker’in biraz daha fazla sorumluluk almasıyla birlikte bir kımıldanma yaşadı. Savunmadaki sertliği artırdılar ve maçı kaybetme ihtimalini kavrayarak -can havliyle- vidaları sıkmak durumunda kaldılar. Karşılaşmanın sonlarına doğru gelişen bazı hücumlarda Türk Telekom, özellikle Kyle Allman’ın neden olduğu son derece basit top kayıpları yaşadı. Tüm bu önemli faktörlerin sonucunda da Fenerbahçe Beko, Türk Telekom’u 86-78 mağlup etti ve Ziraat Bankası Türkiye Kupası finalinde Beşiktaş GAİN’in rakibi oldu.
Karşılaşmanın ardından yayıncı kuruluş mikrofonlarına açıklamalarda bulunan Fenerbahçe Beko başantrenörü Sarunas Jasikevicius, Türk Telekom karşısında oynadıkları oyunu yeterli bulmadığını, final maçında daha iyi oynamaları gerektiğini ifade etti. Çok haklıydı. Talen Horton Tucker’in sergilediği olağanüstü performans olmasa, Fenerbahçe bu maçı kazanamayabilirdi. Vücut dilleri son derece isteksiz ve demotive bir görüntü veriyorlardı.
Ziraat Bankası Türkiye Kupası finalinde Beşiktaş GAİN ile Fenerbahçe Beko karşı karşıya geldi. Beşiktaş GAİN, çok uzun süreden bu yana devam eden kupa hasretine bu maçla birlikte son vermek; Fenerbahçe Beko ise kupa koleksiyonuna yeni bir halka eklemek amacındaydı.
Son yıllarda Beşiktaş GAİN ile Fenerbahçe Beko arasında oynanan karşılaşmaları takip edenler çok iyi bilir. Beşiktaş GAİN, maçın başından itibaren oyunun kontrolünü Fenerbahçe Beko’ya teslim eder, Sarı Lacivertliler farkı açar ve -elini kolunu sallaya sallaya” maçları kazanırdı. Bu gelenek, son yıllarda alışılagelmiş bir ritüeldi!
Ancak bu maçta, alışılagelmiş senaryonun dışında bir ilk yarı oynandı. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama Beşiktaş GAİN, ilk yarıda -hatırı sayılır- bir direnç gösterdi. Fenerbahçe Beko karşısında ilk yarıyı 4 sayı farkla mağlup kapadılar ama yaptıkları basit hatalar olmasa ilk yarıyı önde bile tamamlayabilirlerdi. Üst üste aldıkları teknik fauller yaşanmasa ilk yarıyı daha güzel bir skorla tamamlayıp ikinci yarıya daha sağlam bir özgüvenle başlayabilirlerdi.
İkinci yarının başında küçük çaplı bir “Tarık Biberovic” fırtınası esti! Boşnak asıllı Türk oyuncu, üçüncü çeyreğin başında ardarda attığı üç tane üç sayılık basket ile Fenerbahçe Beko’yu rahatlattı. Tarık Biberovic’in bu hamlesiyle birlikte Fenerbahçe Beko, 15 sayı fark ile öne geçti. Açılan farka rağmen Beşiktaş GAİN, aradaki farkı yeniden 4 sayıya kadar indirdi. Ancak Fenerbahçe Beko, Talen Horton Tucker ve Tarık Biberovic’in peş peşe buldukları üç sayılık basketler ile farkı yeniden 10’a çıkardı.
Bu noktadan sonra, Beşiktaş’ın motivasyonu ciddi anlamda kırıldı ve mücadelenin son çeyreğini “oynamış olmak için” oynadı. Ciddiyetten uzaklaştılar. “Baştan savma” hücumlar gerçekleştirmeye başladılar.
Beşiktaş GAİN’i 91-74’lik skorla mağlup eden Fenerbahçe Beko, Ziraat Bankası Türkiye Kupası’nda üst üste üçüncü kez şampiyon oldu.
Karşılaşmada Beşiktaş GAİN cephesinde “olumsuz” anlamda dikkatimi çeken en önemli nokta, ABD’li forvet oyuncusu Anthony Brown’un bildiğimiz performansından çok uzak bir görüntü ortaya koymasıydı. Mental olarak maça hazırlanmadığı o kadar belliydi ki! Çok ama çok kötü bir maç çıkardı. Saçma sapan fauller yaptı. Attığı üçlüklerin tamamı boşa gitti.