Barışcan İğrek

Barışcan İğrek

Övgü de yergi de dozunda yapılmalı

Trendyol Süper Lig’de 28.haftayı geride bıraktık. Trabzonspor- Galatasaray ve Fenerbahçe-Beşiktaş gibi iki üst düzey maça tanıklık ettiğimiz mükemmel bir hafta oldu.

Bu iki derbi maçı içerisinde gerek maç sonunda ortaya çıkan sonuç, gerekse maç sırasında bölüm bölüm yaşanan görsel enstantaneler açısından en zevk aldığım karşılaşma Trabzonspor-Galatasaray mücadelesi oldu. “Futbola doyduk” ifadesini kullanabileceğim nitelikte maçlar oynanmadı ama belirli bölümlerde yaşanan -aksiyonel- hareketler ile heyecan düzeyimizin kısmen yükseldiği dakikalar yaşadık.

Şampiyonluk hedefine daha emin adımlarla yürüyebilmek için kendi evinde oynayacağı Galatasaray maçına mutlak puan ya da puanlar parolasıyla hazırlanan Trabzonspor, Süper Lig’in 28.haftasında Papara Park Stadyumu’nda konuk ettiği Sarı Kırmızılılar’ı 2-1’lik skor ile mağlup etti.

Trabzonspor’un Galatasaray karşısında ortaya koyduğu futbolu beğendim. Özellikle, savunmadan hücuma çıkarken oldukça istekli, tempolu ve iştahlı bir görüntü çizdiler. İlk dakikadan itibaren galibiyeti ne kadar çok istediklerini, geliştirdikleri arzulu ve hızlı hücum varyasyonları ile fazlasıyla gösterdiler.

Trabzonspor’un sağ kanat rotasyonunun en önemli ismi olan Alexander Zubkov’un, Trendyol Süper Lig’in en kaliteli sağ kanat oyuncularından biri olduğunu düşünüyorum. Bordo Mavililer’in ataklarını yönlendiren isimlerden biri. Hızıyla rakip savunmaları yıpratan bir profile sahip.

Santrafor Paul Onuachu ise bir santraforda bulunması gereken bütün özelliklere sahip bir oyuncu. Gol vuruşları iyi. Rakip savunmaları yıpratıp takım arkadaşlarına alan açan bir santrafor. Trabzonspor’a çok büyük katkılar sağlayan bir golcü. Sezonun son haftalarında kendisine daha fazla iş düşecektir.

Galatasaray ise Trabzonspor karşısında çok pasif bir görüntü sergiledi. Gol yollarında beklenen üretkenliği ve bitiriciliği gösteremediler. Rakip kaleye organize atak geliştirme konusunda kötü bir maç çıkardılar.

Sakatlığı bulunan Victor Osimhen’in yokluğunda ileri uçta maça başlayan Mauro İcardi son derece vasat bir performans sergiledi. Pozisyona giremedi. Takım arkadaşlarına alan açamadı. Öte yandan; çok uzun zamandan bu yana fizik gücü olarak da yetersiz bir görüntü sergiliyor.

Trabzonspor maçı özelinde Galatasaray takımı nezdinde gözüme çarpan en -olumlu- enstantane, 48.dakikada Wilfred Singo’nun attığı, takımına beraberliği getiren gol idi. Barış Alper Yılmaz’ın soldan yaptığı ortaya sert ve düzgün bir tek vuruş yaptı. Çok şık bir enstantane idi.

Trabzonspor, başından sonuna kadar çok üstün bir performans sergilediği karşılaşmanın sonucunda Galatasaray’ı 4.dakikada Paul Onuachu ve Nwaiwu’nun attığı gollerle 2-1 mağlup etmeyi başardı ve puanını 63’e yükseltti.

Trabzonspor-Galatasaray karşılaşmasının ardından değişik kanallarda yayınlanan bazı spor programlarını izleme fırsatı buldum. Yorumcuların büyük bir bölümü, Osimhen’nin olmadığı maçlarda Galatasaray takımının çok etkisiz bir futbol oynadığını ve diğer hücum oyuncularının Nijeryalı santraforun yokluğunu bu kadar hissettirmemesi gerektiğini belirtti. Bu yorumları dinlerken adeta şaşkınlık içerisinde kaldım. ! Neden mi?

Galatasaray takımının, Osimhen’in atacağı gollere bağımlı bir oyun anlayışı benimsemesinde en büyük pay sahibi olan faktörlerden biri, Nijeryalı santrafora maksadını fazlasıyla aşan övgülerde bulunan bu spor yorumcularıdır.

Bugün bu tip eleştirilerde bulunan spor yazarlarının bir bölümü, Osimhen’in formunun zirvesinde olduğu ve golleri peş peşe sıraladığı süreçte “Allah Osimhen’i sakatlıklardan korusun!”, “İyiki Osimhen var!”, “Osimhen sakatlandığı takdirde Galatasaray’ın hali harap!”, “Osimhen’in varlığı diğer oyuncuları rahatlatıyor” şeklinde abartılı övgülerde bulunuyorlardı.

Evet, bana göre de Osimhen çok iyi bir santrafor. Müthiş goller atıyor. Rövaşata, vole, kafa vs,vs,vs... Her şekilde gol atabiliyor. Bitirici golcü tarifine fazlasıyla uyan bir santrafor. Ancak, Osimhen’e bu kadar abartılı övgülerde bulunulursa, bu yorumları dinleyen diğer oyuncuların motivasyonları kırılabilir. Hatta, kalplerinden “Madem öyle, gelsin bu takımı Osimhen kurtarsın!” hissi de geçebilir! Belki de geçiyordur. Bilemeyiz! İnsanlık hali!

Bir takım, tek bir kişiye bağımlı olamaz. Olmamalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Barışcan İğrek Arşivi

Fenerbahçe Beko’ya zaman gerekiyor

27 Ekim 2025 Pazartesi 14:26

Yorgunluk Galatasaray’ı etkiledi

05 Ekim 2025 Pazar 17:14