Barışcan İğrek
Fenerbahçe “santraforsuzluk” sorununu nasıl çözecek?
Futbolda devre arası transfer dönemi geride kaldı. Türk futbolunun iki güzide ekibi olan Beşiktaş ile Fenerbahçe, kadrolarındaki belirli bölgelere kaliteli takviyeler yaparken, belirli bölgelerdeki kritik oyuncular ile de yollarını ayırarak önemli kayıplar yaşadılar.
Ligin ilk yarısında oynadığı etkisiz futbol ve aldığı başarısız sonuçlar ile taraftarlarını hayal kırıklığına uğratmaya devam eden Beşiktaş, devre arası transfer döneminin en hareketli takımı oldu. 9 futbolcu ile yolları ayırıp, 7 futbolcuyu kadroya dahil ettiler ve bol sirkülasyonlu bir transfer dönemi geçirdiler.
Sezona başladıkları kadroda yer alan Mert Günok, Jonas Svensson, Gabriel Paulista, David Jurasek, Demir Ege Tıknaz, Rafa Silva ve Tammy Abraham gibi önemli oyuncular ile yollarını ayırdılar. Yerlerine ise; Devis Vasquez, Emmanuel Agbadou, Amir Murillo, Yasin Özcan, Kristjan Asllani, Junior Olaitan ve Hyeon Gyu Oh transfer edildi.
Gönderilen isimlere şöyle bir göz attığımızda, Beşiktaş takımının eksikliğini en fazla hissedeceği ismin santrafor Tammy Abraham olduğunu düşünüyorum. Vasat bir performans sergilediği ilk yarının ardından 21 Milyon Euro+Yasin Özcan karşılığında Aston Villa’ya satılabilmesi -elbette ki- Beşiktaş yönetiminin artı hanesine yazılacak çok önemli bir gelişme. Ancak, sürpriz bir şekilde gerçekleşen bu ayrılığın sonucunda Beşiktaş takımının forvet rotasyonunun fazlasıyla daraldığını düşünüyorum.
Tammy Abraham’ın takımdan ayrılmasının ardından santrafor bölgesinde oluşan boşluğu, 24 yaşındaki Güney Koreli santrafor Hyeon Gyu Oh ile doldurdu Beşiktaş. Belçika ligi ekiplerinden Genk’ten transfer edildi.
Hyeon Gyu Oh; gelecek vaadeden, potansiyelli bir santrafor. Ancak; tecrübesi ve gol vuruşu becerisinin henüz beklenilen ve istenilen seviyede olduğunu düşünmüyorum. Tammy Abraham, Beşiktaş’ta kötü bir süreç geçirmiş olabilir ama sonuç itibariyle kendisini kanıtlamış, tecrübeli bir oyuncu idi. Aston Villa’ya transfer olmadan önce, oynadığı son birkaç maçta da ciddi anlamda toparlanma sinyalleri veriyordu. Oh’un Beşiktaş kariyerine iyi bir başlangıç yapması gerektiğini düşünüyorum. Kötü bir başlangıç yapması halinde ise henüz belirli bir olgunluğa ulaşmamış tecrübesi nedeniyle üzerinde oluşacak baskıyı ve stresi kaldıramayacağı kanaatindeyim. Ki, Trendyol Süper Lig’in 21.haftasında Beşiktaş’ın Alanyaspor ile oynadığı maçta hiç de fena bir santrafor olmadığını gösterdi. Bir penaltı yaptırdı, bir de enfes bir röveşata golü attı. Bitiricilik özelliği olan bir santrafor görüntüsü verdi.
Devre arası transfer döneminde kadroya katılan oyunculara göz gezdirdiğimiz zaman ise dikkatimi çeken iki isim var. Sağ bek Amir Murillo ve stoper Emmanuel Agbadou... İki futbolcunun da Beşiktaş savunmasının seviyesini artıracağını düşünüyorum.
Amir Murillo, sağ bek bölgesindeki eksikliği tamamen ortadan kaldıracak kalitede bir isim. Transferin son günü “fırsat transferi “ olarak kadroya dahil oldu. Takip ettiğim bir sağ bek Amir Murillo. Oyunun iki yönünü de çok iyi oynayan bir isim. Oyunun belirli bölümlerinde ataklara katılarak gollük asistler yapabilen bir sağ bek. Yeri geldiği zaman frikik golleri bile atabilen bir sağ bek. Daha ne olsun! Son derece isabetli bir transfer yapıldığını düşünüyorum.
Stoper Emmanuel Agbadou ise fizik gücü oldukça yüksek olan agresif bir stoper. Uzun boyuna rağmen oldukça hızlı bir oyuncu. Ataklara katılma ve oyun kurma becerileri de Agbadou’yu Agbadou yapan özellikler arasında yer alıyor. Amir Murillo gibi Emmanuel Agbadou’nun da Beşiktaş’a en üst düzeyde katkı sağlayacağını düşünüyorum.
Trendyol Süper Lig’de şampiyonluk yarışının en büyük favorilerinden biri olan Fenerbahçe, ara transfer döneminde kadrosuna N’golo Kante, Matteo Guendouzi, Anthony Musaba, Sidiki Cherif ve Mert Günok’u dahil etti.
Ara transfer döneminde Fenerbahçe kadrosuna dahil olan isimler arasında gözüme çarpan en önemli isim -hiç şüphesiz- N’golo Kante’dir. Sadece Fenerbahçe özelinde söylemiyorum. Kante’nin, devre arası transfer döneminde Türkiye sınırlarına ayak basan en kaliteli oyuncu olduğunu düşünüyorum. Mücadeleci, hücuma katılan, oldukça etkili uzun paslar atabilen kaliteli bir orta saha oyuncusu. Fenerbahçe’ye katkı sağlayacağını düşünüyorum.
Fenerbahçe, devre arası transfer döneminin son günlerinde santrafor rotasyonunun önemli parçalarından Youssef En Nesyri ve John Duran ile yollarını ayırdı. İşin daha kötü tarafı, takımdan ayrılan böylesine önemli oyuncuların yerine kaliteli, kendisini kanıtlamış bir santrafor takviyesi yapamadılar. Sidiki Cherif diye bir forvet oyuncusu aldılar ama kabul edelim ki bu oyuncu, Fenerbahçe gibi şampiyonluğa oynayan bir takımın santraforu olmanın yükünü kaldırabilecek düzeyde bir oyuncu değil. Henüz 19 yaşında!
Youssef En Nesyri’nin takımdan ayrılmasını son derece yerinde buluyorum. En Nesyri, Gazete Pencere için yazdığım köşe yazılarında defalarca eleştirdiğim bir isim. Gerçekten, Fenerbahçe gibi şampiyonluğa oynayan bir takımın santraforu olamayacak kadar statik ve ağır bir santrafor.
Geçtiğimiz günlerde kişisel WhatsApp kanalımda da kaleme aldığım üzere devre arası transfer döneminde, bazı basın ve medya kuruluşlarında En Nesyri’nin Juventus ile anlaşmak üzere olduğu ifade ediliyordu. Peki, ardından ne oldu? En Nesyri, Suudi Arabistan ekiplerinden Al Ittıhad’a transfer oldu. Juventus gibi üst düzey bir takımın, En Nesyri gibi ağır bir oyuncuyu santraforu yapacak kadar, amiyane tabirle “futbol cahili” olduğunu hiç zannetmiyorum!
Konumuz, Youssef En Nesyri ve John Duran ile yolların ayrılması değil. Elinizdeki en değerli iki santraforunuz ile yollarınızı ayırıyorsanız, bu iki ismin yerine alacağınız santraforunuzu imzaya hazır hale getirmeniz gerekiyor. Fenerbahçe başkanı Sadettin Saran bu hamleyi yapamadı ve taraftarlarını çok büyük hayal kırıklığına uğrattı.
“Elinizde sağlam bir santrafor olmadan koskoca bir ikinci yarı nasıl geçecek?”, “Sağ kanat oyuncusundan santrafor ya da 10 numaradan santrafor yaratarak, amiyane tabirle -yama yaparak- bu zorlu maratonu nasıl tamamlayacaksınız?”
Fenerbahçe yönetiminin, bu iki soruyu sürekli olarak tekrarlayarak doğru yolu bulmaları ve bu takıma -mutlak ve mutlak- bir santrafor takviyesi yapmaları gerekiyordu. Hiçbir şey yapamıyorlarsa bile, devre arası transfer döneminin başlamasına kısa bir süre sözleşmesini feshettikleri Cenk Tosun’u kadroda tutsalardı, bundan daha kötü bir senaryo olamazdı. Emin olabilirsiniz! Hiç olmazsa ellerinde, orijini santrafor olan bir oyuncu olurdu.
Sarı Lacivertliler, önlerine kadar gelen fırsatı altın tepsi ile Galatasaray’a uzatıyor. “Biz şampiyon olmak istemiyoruz. Siz şampiyon olun, üst üste 4.şampiyonluğunuzu ilan edin, çıtayı iyice yükseltin, aramızdaki makas daha da açılsın!” dercesine... Tam bir akıl tutulması! Akıl alır gibi değil!