Barışcan İğrek
Filenin Sultanlarına tarih yazmak çok yakışıyor
A Milli Kadın Voleybol Takımımız (Filenin Sultanları), 2026 FIVB Milletler Ligi’nin final maçında karşılaştığı Brezilya’yı 3-1 mağlup ederek turnuvayı şampiyonluk ile tamamladı.
Özellikle; yarı finalde karşılaştığımız Çin ve finalde karşı karşıya geldiğimiz Brezilya maçlarında ortaya koyduğumuz performansı çok beğendim. İki mücadeleyi de deyim yerindeyse domine ettik. Atalarımızın tabiriyle, rakiplerimize “kafalarını doğrultma” fırsatı tanımadık. Hücum oyunlarında ve savunmada müthiş bir görüntü sergiledik.
Filenin Sultanları ile ilgili olarak söyleyebileceğim fazla bir söz yok. Müthiş bir sistem takımı olduk. Sakatlananlar oluyor, aktif sporculuk kariyerini noktalayanlar oluyor ama oluşturulan sistem aynı şekilde işlemeye devam ediyor. Kızlar, tüm yüreklerini parkeye yansıtıyorlar.
A Milli Futbol Takımımızın değerli! oyuncularına, 2026 Dünya Kupası öncesinde kupada başarı elde edip etmemelerine bakmaksızın peşinen “villa” hediye edilebiliyorsa; sergiledikleri müthiş performans ile Türk sporunun en başarılı branşı olmayı başaran ve parkeye adeta bir karakter koyan Filenin Sultanlarına “tripleks villa “ ya da “şato” hediye edilmelidir.
Filenin Sultanları’nda, final etabı özelinde gözüme çarpan en iyi oyunculardan biri genç smaçörümüz İlkin Aydın oldu. Sanki, kendisini final etabına özel olarak hazırlamış gibi bir görüntüsü vardı. Şahane bir performans ortaya koydu. Son derece net ve tereddütsüz smaçlar vurdu! İlkin Aydın‘da kendine güven konusunda büyük bir gelişme görüyorum.
Dikkat edenler mutlaka olmuştur. Takımın bir diğer başarılı smaçörü olan Hande Baladın, bazı hücumlarda İlkin kadar kendinden emin bir şekilde smaç vuramıyor. Tam topa çıkacak iken tereddüt yaşıyor ve yaşadığı tereddütün de etkisiyle smaç vurmak amacıyla çıktığı topa yavaş bir plase vuruş yapmak zorunda kalıyor. Bu tereddütler nedeniyle birkaç kez file teması yaparak sayı kaybetmemize neden oldu.
Ancak İlkin Aydın, bu özelliğini fazlasıyla geliştirdiğini bizlere gösterdi. Smaç vurma niyetiyle topa yükseliyor ve en ufak bir tereddüt yaşamadan topa vuruyor. Brezilya ile oynadığımız final maçının dördüncü setinde, İlkin Aydın’ın takımımıza kazandırdığı 20. sayıyı yeniden izlediğiniz zaman bu tespitime hak vereceğinizi düşünüyorum.
Sultanlarımızın bu denli büyük başarılara imza atmasında en büyük paya sahip oyunculardan biri -hiç şüphesiz- Melissa Vargas. Pasör çaprazı pozisyonunda oynayan Vargas, maçların en kritik dakikalarında vurduğu -öldürücü- smaçlarla takımımız adına ciddi bir güç oluşturuyor.
Bu noktadan hareketle, sultanlarımızda uzun bir zamandan bu yana dikkatimi çeken, gelecekte sıkıntı yaratma potansiyeli yüksek olan bir sıkıntıyı okuyucularımla paylaşmak istiyorum.
A Milli Kadın Voleybol Takımımız’ın, Melissa Vargas’a gereğinden çok fazla bağımlı bir hale geldiğini düşünüyorum. Hücum oyunlarımızın % 80’ini Melissa Vargas üzerinden oynuyoruz. Bu stratejiyi, gelecek dönem adına sağlıklı bir işleyiş olarak görmüyorum.
Melissa Vargas’ın sakatlandığı dönemler olacak, aktif sporculuk kariyerini noktaladığı dönem olacak. Vargas’tan sonra ne yapacağız? Hücum oyunlarımız sekteye mi uğrayacak? Bir kişiye bağımlı kalmak sıkıntı yaratabilir ileride.
O yüzden; Melissa Vargas’ın takımda olmadığı süreçleri de düşünerek alternatif hücum oyunları üzerinde çalışmalıyız. Bir oyuncuya bağlı takım imajından hızlı bir şekilde kurtulmalıyız.