Örgütlü kötülükle mücadele

Fenerbahçeliler “Örgütlü Kötülükle Mücadele’nin Dayanılmaz Ağırlığı”nı yaşıyor. Dışardaki “örgütlü kötülükle” mücadelenin ağırlığı bünyenin bağışıklığını bozuyor ve içerideki her sorun olması gerekenden çok daha büyük zarar veriyor.

Daha somut anlatalım, Galatasaray’ın arkasındaki örgütlü kötülük aldığı yeni desteklerle baş edilemez hale geldikçe, Fenerbahçe içerde sıradan sorunları bile bir felaket olarak sırtlıyor.

Mesela deplasmanda berabere kalmak gibi her takımın yaşayabileceği bir kayıp, örgütlü kötülük rakibinin hiçbir şekilde puan kaybına izin vermediğinde, telafi edilemez bir kayba dönüşüyor. Sinirler bozuluyor, konsantrasyon dağılıyor ve yeni kayıplar geliyor. Örgütlü kötülüğün desteğindeki rakip, herkesle alay edercesine, pervasızca, göz göre göre kollanırken, Osimhen, Toreira, Lemina gibi isimler saha içinde istedikleri her kural dışılığı yapıp, rakibi itip kakıp, tekmeleyip, tribüne çıkıp, hakemin gözü önünde düdük sonrası toplara vurup şımarırken bir kez bile kırmızı kart görmeyince elbette öfke ve umutsuzluk birbirine karışıyor. Üstelik aynı hakemler, Galatasaray’a asla çalamadıkları düdükleri Sarı Lacivertlilere, Beşiktaşlılara çaldıkça meydan örgütlü kötülüğe kalıyor.

Üstelik, böyle bir örgütlü kötülükle mücadelede umut bağlayacağın tüm makamlar, tıpkı sahadaki kötülüklere sırtını dönen hakemler gibi davranınca, elbette yılgınlık başlıyor. Anadolu’da eskilerin “ananı ağlatan kadı, kimi kime şikayet edeceksin” lafı benzer durumlar için mi söylenmişti acaba?

Oysa biliyorsun ki, örgütlü kötülüğün desteği olmasa aynı hataları rakibin de yapacak ve aynı sorunları yaşayacak. Mesela Toreira, mesela Osimhen bin kere hak ettiği ikinci sarıyı, kırmızıyı görse birçok maça çıkamayacak ve mesela Beşiktaş maçında puan kayıpları yaşanabilecek. Böyle kayıplar olsa Okan Buruk nasıl baş ederdi acaba?..

Dahası sen içerde böyle kendi kendini yıpratırken, örgütlü kötülüğün desteğinin keyfini sürenler, senin yaşadığın her kaybı kendi haklılıklarının kanıtı gibi sunmaya çalışıyor.

Oysa Fenerbahçe’nin yenilmesi, Beşiktaş’ın puan kaybı Galatasaray maçlarındaki haksızlıkları, adaletsizlikleri örtmüyor. İki takım arasındaki puan farkının açılması örgütlü kötülüğü haklı konuma getirmiyor. Amaca giden her yol mübahtır diyebilirsiniz ama bu sizi adil ve ahlaklı yapmaz. Sadece “başarıya ulaşmış bir adaletsiz” olursunuz, tabii bu başarı içinize siniyorsa.

Böyle bir atmosferde oynanan Gaziantep maçının analizinin elbette anlamı yok… Bakmayın siz Tedesco’nun “aramızda konuşacak çok şey var” dediğine, bu örgütlü kötülük yeşil sahalarda çözülemez çünkü kökleri çok başka yerlerde, gördüğümüz sadece futboldaki yansıması.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ümit Sezgin Arşivi

Bitti bu sezon da…

01/03/2026 22:56

Kalite farkı…

14/02/2026 23:18

Dokunuşlar...

02/02/2026 22:55

Kim kimden bıktı?

25/01/2026 22:55

Nazar boncuğu

22/01/2026 23:59