Bahattin Yücel

Bahattin Yücel

Üzücü bir yıldönümü 1 Mayıs 1977

Bir pazar günüydü. MC Hükumeti iktidarının sonlarına yaklaşıyordu. Dönemin muhalif gazetelerinden Vatan’ın yazı işlerinde, gündemde İstanbul’da önemli bir miting olmasına karşın sessizlik vardı. Çalışanların çoğu sol hareket içinde etkin olan, fraksiyonlara karşı ilgi ve yakınlıklarını gizlemezlerdi.

Fısıltı gazetesi, günler öncesinden mitingde olaylar çıkacağı, çatışmalar yaşanacağı söylentilerini yayıyordu. Vatan’ın Taksim Meydan’ında bulunan, bazıları görevli çalışanlarından yazı işlerine akan haberler, yoğun katılıma karşın mitingin olaysız geçtiğini vurguluyordu.

Çok uzun zaman geçmemişti. Tam bir yıl öncesinde, yüzbinlerce kişinin Dolmabahçe ve Harbiye yönünden meydanı doldurmalarına tanık olmuştuk. DİSK’ li işçilerin Taksim’e gelişlerini izlerken, 2023 yılında kaybettiğimiz Selim Yalçıner ile göz göze geldik. Kitledeki coşkunun bir kez daha 12 Mart’lara izin vermeyeceğini sandık.

Gazetenin birinci sayfasına son şekli verilmeden önce Cağaloğlu’nda yemeğe gittik. DİSK Başkanı Kemal Türkler'in konuşmasına az kalmıştı. Bülent Özükan mitingin dağılmasının ardından baskıya girmeye hazırlanıyordu.

Kısa sürede gazeteye geri döndüğümüzü anımsıyorum. Türkler’in konuşmasının sonlarına doğru çatışma çıktığı, Taksim’de ölenler olduğu haberleri akmaya başladı. Alandan dönenlerin gözlemlerine dayalı ilk izlenim, planlı bir provokasyon düzenlendiğini gösteriyordu. Bülent Özükan’ın 1. sayfada verdiği manşet diğerlerinden hayli farklıydı; “Provokasyon.”

Ertesi gün Vatan dışındaki gazetelerin manşetlerinin içerikleri çok ilginç olmanın ötesinde, Türkiye’nin yakın geleceğine ilişkin yeni bir tasarımın hayata geçirileceğini gösterir nitelikteydi. “Hürriyet; Mayıs katliamı: 34 ölü. Milliyet; Taksim’de kanlı miting: 34 ölü, yüzlerce yaralı. Günaydın; Maocu vatan hainleri işçi bayramını kana buladı: 39 ölü. Cumhuriyet; 1 Mayıs kanlı bitti: 33 ölü. Politika; 1 Mayıs töreni saldırıya uğradı: 35 kişi öldü, yüzlerce yaralı var.
Tercüman; Maocular, DİSK’ in İstanbul’ da yaptığı mitingi bastılar: 34 ölü var.

Son Havadis; Taksim savaş alanı gibiydi, kızıllar kudurdu. Hergün; Solcular 40 işçiyi katletti. Bayrak; Taksim’de 38 ölü. Yeni Asya; DİSK mitinginde komünistler birbirini yedi: 40 ölü - Taksim’de savaş…

Büyük olasılıkla saldırının ardından çatışmalar, sıkıyönetim ilanı ve askeri yönetim tasarlanmıştı. Türkiye’nin siyasal geçmişindekilerle 1 Mayıs 1977 günü uygulanan yöntem benzerlikler taşıyordu.

1 Mayıs 1977 gecesi boyunca, M.C Ortağı MSP’nin Genel Başkanı Erbakan’ın tutumu merakla beklendi. Demirel’in Başbakanlığındaki hükümet, Erbakan’ın onun karşı çıkması nedeniyle İstanbul’da sıkıyönetim ilan edemedi.

Ancak Taksim Meydanı’ndaki toplantı ve gösteri yasakları sürdü. CHP’nin % 41,5 oranında oy alarak kazandığı, 1977 Yerel Seçimleri öncesinde Bülent Ecevit’in, Demirel’in suikast uyarısı içeren bir mektup göndermesine karşın, düzenlediği yüksek katılımlı miting dışında, Taksim’de toplanılmasına yıllarca izin verilmedi.

Yasaklar, 12 Eylül 1980 Darbesi ile genişleyerek sürdü. Darbe sonrasında Cumhurbaşkanlığına aday olarak sürdürdüğü Anayasa kampanyasında konuşan askeri cunta lideri Kenan Evren, Taksim’de toplanan kalabalığa seslenirken, yasaklamanın ardındaki gerekçeyi açıkladı:

"Bu meydanın tarihe mal olmuş adını bile değiştirmek için, 1 Mayıs Meydanı dedirtmek için az mı çaba sarf edildi? Eğer 12 Eylül harekâtı yapılmasa ve onlar bu harekâtı yapıp muvaffak olsalardı bu meydanın ismi ne olacaktı biliyor musunuz sevgili vatandaşlarım; Kızıl Meydan olacaktı."

1 Mayıs 1977 günü yaşananlar bir rastlantı sonucu ya da sol fraksiyonlar arasında süren kavga değildi. Büyük ölçüde Türkiye’nin siyasal geleceğini düzenlemeyi amaçlayan, bölgeye ilişkin farklı beklentileri olan, bazı ülkelerin başlatacakları uygulamanın ilk adımıydı. Üç yılı biraz aşan süreçte, kayıplara ve büyük acılara yol açacak bir dönemin başlangıcıydı.

12 Eylül günü Türkiye’deki gelişmeye ilişkin bilgilendirme sırasında, dönemin ABD Başkanı Carter’a, “bizim çocuklar başardılar” raporunun verilmesi, yarım yüzyıl sonra olayın halen aydınlatılmayışını yeterince açıklamıyor mu?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Bahattin Yücel Arşivi

Dindar ve Kindar

17/04/2026 09:19

Yeni Dünya Düzeni

09/01/2026 07:00

Turizm

26 Aralık 2025 Cuma 07:00

İstanbul’un hal-i pür melali

12 Aralık 2025 Cuma 01:52