Bahattin Yücel

Bahattin Yücel

Körfez krizinin üzerinden uzun yıllar geçti

Sınırlarımızda süren sıcak savaş, Boğazlarda NATO kapsamında kurulan “görev gücü”, dış politika ve Dışişleri Bakanlığı’nın ilgi alanlarını da aşan, yeni bir gündem oluşturdu. Teknolojideki devrimsel nitelikli gelişmenin, savaş araçlarında uygulanması, enerji kaynakları kadar onlara ulaşmanın da ne denli önemli olduğunu ortaya çıkardı. Son günlerde medyada çok tartışılan konular bunlar.

İran-ABD, İsrail savaşının en fazla hissedildiği alan, tartışmasız ekonomi oldu. Hızla artan enerji girdilerinin sarstığı piyasalar, yükselen altın fiyatları, düşen borsalar, en önemlisi kurları sabit tutmak amaçlı sürekli eriyen döviz rezervleri. Türkiye ekonomisini derinden sarstı.

Yukarıdaki gelişmeler kuşkusuz Türkiye’yi yönetenlerin de gündeminde. Ancak kayıpların boyutlarına ilişkin sağlıklı ve yakın geleceği kapsayan, gerçekçi varsayımlar henüz tartışılamıyor.

Karşımızdaki tablo şaşırtıcı.

En basit anlatımla; T.C Merkez Bankasının rezervlerini -G-20 Ülkeleri arasında- en hızlı tüketen ülkeyiz. Yanlış yorumlanan faiz- enflasyon ilişkisi yüzünden yüzlerce milyar liralık zarara uğradık.

Dış borç yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla bulunan, kur korumalı mevduat yüzünden, döviz cinsinden en az bir yıl süreyle dünyanın en yüksek faizlerini ödeyen, ülke konumuna geldik. Baskı gruplarının istekleri karşılanırken, yapay çözümlerle ülkemiz üretim gücünü önemli ölçülerde yitirdi. Örneğin tekstilciler Mısır’a gittiler.

Son gelişmeler yüzünden en büyük tehlikenin turizmde yaşanma olasılığı her geçen gün artıyor. Pandeminin ardından yayınlanan gerçek dışı rakamlarla yaratılmak istenen, yapay başarı hikayelerine dayalı yönetim tarzının, yaklaşan tehlikeyi önlemesi mümkün görünmüyor.

Yatak satışı 2 milyona ulaşan, doğrudan ve dolaylı etkilediği sektörlerin sayıları onlarla ifade edilen turizm, 1990 yılında girdiğinden daha ağır bunalımı bir kez daha yaşamaya aday.

Konaklama tesislerinin geçtiğimiz 2025 yılında artan döviz cinsinden kullandıkları kredilerin artış oranı yüzde 75,6 olarak açıklandı. Ziyaretçilerinin yaklaşık yüzde 75’i havayolu ile gelen bir ülkenin jet yakıtındaki yüzde 400 oranındaki artıştan olumsuz etkilenmemesi söz konusu değil.

Sayıları 2 milyonu aşan çalışanlarının işsiz kalmalarının, kıyı bandındaki etkilerini düşünmek bile ürpertici.

İlk yapılacak; çalışanların ücretlerinden alınan vergiler ile SGK primlerinin bunalım geçene kadar faizsiz ertelenmesi olabilir. Ardından borçlu otellerin bankacılık sistemine olan yükümlüklerinin, Türkiye Varlık Fonu tarafından ihraç edilecek tahvillerden elde edilecek gelirle ödenmesi olabilir. Karşılığında A.Ş yapısında olan konaklama tesislerinin hisseleri sürekli ya da geçici olarak fona devredilebilir.

Yukarıdaki önlemler alınırken, iç talebi canlandırabilecek önlemler üzerinde başta TÜRSAB olmak üzere sektörün meslek kuruluşları ile birlikte projeler geliştirilebilir.

Körfez krizi sürecinde benzer güçlüklerin yaşanmasından kaynaklanan, tecrübelere dayalı bu önerilerin en azından tartışmaya açılması, turizmcilere verilecek güvenceleri gündeme getirecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Bahattin Yücel Arşivi

Yeni Dünya Düzeni

09/01/2026 07:00

Turizm

26 Aralık 2025 Cuma 07:00

İstanbul’un hal-i pür melali

12 Aralık 2025 Cuma 01:52

Ayasofya'daki onarım

26 Kasım 2025 Çarşamba 07:00

İBB iddianamesi ve Ahmet Özer’in tahliyesi

12 Kasım 2025 Çarşamba 07:00