Bahattin Yücel

Bahattin Yücel

Dindar ve Kindar

Aradan hayli uzun zaman geçti. Çocukluk günlerinden kalan anıların izlerini sürerek, günümüzle sağlıklı bağ kurulabilir mi? Doğrusu kestirmek kolay değil.

İkinci Dünya Savaşının ardından doğmuşum. Şimdilerde “babyboom” adı verilen kuşaktanım. DP’nin 1950 seçimlerini kazanarak, ezici çoğunlukla iktidara geldiği günler.

Savaş yüzünden yaşanan, kıtlık yaklaşık 7 yıl süreyle silahaltına alınan, 1 milyon yetişkin erkek nüfusun üretimden kopması; bu koşullarda artan derin yoksulluk. Dönemin tablosu böyle.

DP’nin başarısının nedeni, ülkeyi savaşa sokmama kararlılığı gösteren, üstelik kurucu parti seçimi açık farkla kaybediyor.

Mübadele sürecinde; iktidar partisinin-CHP- yönetimiyle ilişki kurmanın ötesine geçerek, sermaye birikimi çabasında olanlar... Halk arasındaki adlarıyla “parti kodamanlarına” karşı yükselen tepkiler… Belki.

Peki sonra neler yaşandı?

Soğuk Savaş dönemine girilmesiyle yeniden bu kez çok uzağımızda başlayan savaş. Kore’ye asker gönderilmesi ve NATO’ya girişimiz. Savaş sonrası tarımsal ürünlere artan ihtiyaç nedeniyle kırsalda canlanan ekonomi. Ve ABD’nin Marshal Planı ile örgütlediği yardımların etkisi... Ardından ABD ile yakınlaşma. Bu süreçte 1950 seçimleri öncesine yakın ilişkide bulunduğu aydınların, “1951 Tevkifatı” adı verilen operasyonla, sindirilmeye çalışılması.

DP’nin karayollarına yatırım politikasının etkisiyle pazara kolaylıkla erişen kırsal nüfusun, artan ilgisi. Bir sonraki 1954 seçimlerinde CHP’nin Mecliste % 35,1 oy oranına karşılık 31 ancak milletvekilliği kazanması. Başarıya karşın Menderes’in yakın çevresine, “hala % 35 oy alabiliyorlar” diyerek yakınması.

Aynı yıllarda şarkılara yansıyan Amerika güzellemeleri. Celal İnce’nin seslendirdiği, o zamanlar radyolarda çalınan ünlü tangosu:

Amerika, Amerika, berberdir Türkler seninle,

Dünya durdukça...”

Sıra okullara gelmiştir. İnönü iktidarının son yıllarında (1947) Köy Enstitülerini kapatmaya yönelik girişimin, 27 Ocak 1954 günü hayata geçirilmesi.

Yukarıda anlatılanları, Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan trajediye ilişkin haberleri izlerken anımsadım.

İlk bakışta bu hafta üst üste yaşanan, şiddetin henüz ergenlik aşamasındaki gençlerin okullarında yaygınlaşması ile DP iktidarı arasında doğrudan ilişki olduğu, kuşkusuz öne sürülemez.

Savaş koşullarında temelleri atılan, Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliklerinde gerçekleştirilen, eğitim programları ile günümüzde aynı koltuklarda oturanların, medyaya yansıyan tasarımlarını karşılaştırdıkça, geçmişi hüzün ve saygıyla anıyor insan. İster istemez her şey birden bire olduğunu kabul edemiyor.

Siyasetin hemen her aşamasında gözlenen, baskıcı ve üstenci tavırlar, televizyonlarda izlenen, mafya özentisi dizilerle çetelerin kutsanması ve en kötüsü haberlere yansıyan, sürekli şiddet görüntüleri. Ceza yasasının boşluklarından yararlanarak, küçük yaşta çocuklara, yoksulluktan kurtulmaları için çıkış yolu gibi gösterilen, garip isimli suç örgütleri

Bitmedi, sosyal medyada uluslararası yayınlara kolaylıkla erişenlerin, ABD’de rutinleşen okul baskınlarını izleyerek, son iki olayda gözlenen kopyalamaları da var.

Saldırıların salt güvenlik ve cezalandırma yöntemleriyle önlenemeyecek kadar derinleşen nedenleri de görmezden gelinemez. Çok sayıda özel güvenlik görevlisi yönlendirilmesi, sorunun sadece “Aysbergin” su yüzeyinde kalan bölümüne karşı önlem almaya benzer.

Çocuklarımızın ülkenin geleceği oldukları gerçeğinden hareketle, yapılacakların kapsamını genişletmeye çalışmalıyız.

Ailelerinin gelirlerinden başlayarak, gündelik yaşam koşullarını, ilgi alanlarını ve geleceğe ilişkin beklentilerini araştırmalarla ortaya koymalıyız. Öğretmenlerin yaşam koşullarının düzeltilmesi ve öğrencilerini düşünecek düzeyde sürdürmelerinin sağlanmasında geç kalamayız.

AKP’nin temel eğitim sistemi altüst eden, dindar gençlik projesinin sonuçta kindar bir kuşağın doğmasına neden olduğu ortada.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Bahattin Yücel Arşivi

Yeni Dünya Düzeni

09/01/2026 07:00

Turizm

26 Aralık 2025 Cuma 07:00

İstanbul’un hal-i pür melali

12 Aralık 2025 Cuma 01:52

Ayasofya'daki onarım

26 Kasım 2025 Çarşamba 07:00