Bahattin Yücel
Tekno feodalizm ve Epstein’ın adası
Dünya ekonomisindeki olağandışı gelişmeler, uluslararası kamuoyunda pek rastlanmadık biçimde yorumlanıyor. Hızla gelişen sayısal teknolojinin, baş döndürücü hızlara ulaşan işlemcileri, dünyamızı alt üst ediyorlar. Üretimde klasikleşmiş değerlerin yerini, siyasal destekli servet transferleri hikayeleri aldı. Sanal aldatmacalarla yaratılan zenginlere atıfla günümüze “Tekno Feodalizm Çağı” 1 adı veriliyor. İnsanları metalaştıran, teknoloji sayesinde onların her anlarını denetleyen bu dönemin çarpıcı örnekleri son günlerde gündemin en üst sıralarında.
Uluslararası sermayenin önde gelen temsilcileri, ünlü siyasetçiler, geçmişin aristokratları, iktidar sahipleri, sanatçılar ve turizm sektörümüzün bazı üyeleri de bu çarkın içindeler. Gelişmelerin bu düzlemde sürdürülemeyeceğini sezinleyeneler de var. Eleştirilerini açıkça seslendirmeye başladılar. Son Davos toplantısında, dünyanın en büyük yatırım fonlarından Black Rock’un kurucusu, eski bir Merkez Bankacı olan Kanada Başbakanı gibi.
Anlatılanlar, antik çağların sapkınlıklarını gölgede bırakacak kadar insanlık dışı. Ancak ne var ki, ilk kez yaşanmıyor. Günümüzden tam yüz yetmiş sekiz yıl önce Karl Marx şunları diyordu:
“Finans aristokrasisi yasaları yaptığı, devlet yönetiminin başında bulunduğu, tüm organize kamu güçlerine komuta ettiği, gerçek durum ve basın aracılığıyla kamuoyunu domine ettiği için aynı fuhuş, aynı utanmaz dolandırıcılık, aynı zengin olma çılgınlığı her alanda tekrarlanıyordu – Saraydan, Café Borgne' ye (şüpheli kahveler) kadar... Zengin olmak üretime değil, başkalarının zaten mevcut olan servetini cebe indirmeye dayalıydı. Burjuva yasalarıyla her an çatışan, sağlıksız ve ahlaksız arzuların, sınırsız bir şekilde öne çıkması özellikle burjuva toplumunun tepesinde kendini gösteriyordu – kumardan gelen servetin doğal olarak aradığı doyumlar, zevklerin ‘crapuleux’ [ahlaksız, sefih] hale geldiği, para, kir ve kanın bir arada aktığı yerde. Finans aristokrasisi, servet edinme biçimi ve zevkleri itibarıyla, burjuva toplumunun zirvesinde yeniden doğmuş “lümpen proletaryadan” başka bir şey değildir." (Marx, Fransa'da sınıf mücadeleleri)
Epstein’ın düzenlediği aşağılık sistemin; (başkalarının servetini cebe indirme, para, kir ve kan) 178 yıl öncesi Fransız mali aristokrasisi için yazıldığını anımsatan sevgili arkadaşım Kemal Berişler, “O zamanlar bu tür yozlaşma ve çürüme olgusu, her toplumun ulusal sınırları içinde cereyan ediyordu” diyor ve ekliyor; “sermayenin küreselleşmesine paralel, günümüzdeki bu çürüme ve kokuşma da artık tam anlamıyla küreselleşti.”
ABD’de iktidar mücadelesinin önemli bir örneği sayılacak bu gelişmelerin Ortadoğu’da ve Çin’in deniz kıyılarında artan gerginliğin, Rusya-Ukrayna savaşının, Hürmüz Boğazındaki askeri yığınakların, Venezuela Devlet Başkanının askeri bir müdahale ile kaçırılmasından bağımsız olduklarını düşünmek mümkün değil.
Son olarak Türkiye’de iktidara meşruiyet sağladıklarını çekinmeden ifade eden ABD Büyükelçisinin de Epstein’ın ziyaretçi portföyünde yer aldığını da not düşelim.
[1] Yannis Varoufakis’in makalesi Yunanistan’ın eski Maliye Bakanı, ekonomist