Büyük Akdeniz depreminin üzerinden üç yıl geçti, öyle böyle değil; gerçekten çok büyük bir felaket yaşadık. Sayılabilen ölü sayısı 53 bin 500 oldu, yaralılar yüz binleri buldu, gönlü kalbi kırıkların sayısını ise bilmiyoruz. 400 bine yakın konut, işyeri ve kamu binası yıkıldı.
Deprem yaralarının bırakın sarılmasını, sorunların katlanarak büyüdüğü görülüyor. Çünkü bölgenin ekonomisi çöktü, belini bir türlü doğrultamıyor. Bölge büyük bir göç verdi, mahalleler köyler boşaldı. Hala konteyner ve derme çatma barakalarda yaşayanlar var.
Aslında deprem bir dünya hali, son üç yılda 7.6 ve daha üzeri depremler meydana geldi mavi gezegende. Örneğimiz depremler ülkesi Japonya’dan… Hatay merkezli deprem 13 buçuk milyon nüfusu etkilemiş, Japonya’daki ise neredeyse 50 milyon nüfuslu bir bölgeyi...
Onlarda okul ve hastaneler ve toplu kullanım alanları daha güvenli, bizde ise Allah’a emanet…
Onlarda deprem yıldönümleri ‘unutma ve unutturma’ üzerine kurulu. Bizde ise ‘unut ve uyut’ üzerine…
Gölcük depreminin gözümüzü açtığını sanırdık, hem ülkenin yöneticileri hem de halkımız meğerse İmar Affı (barışı) beklentisi varmış! Deprem bölgesinde yıkılan binaların kaçı imar barışından yararlandı? Bu binalarda kaç kişi öldü veya yaralandı? Bu sayı hala açıklanmadı.
ATIK SORUNU
Koskoca bir coğrafyayı altüst eden depremin ortaya çıkardığı ve etkisi yıllarca süren bir sorun daha var… Atıklar…
Bu atıkların 200 milyon tondan fazla olduğu tahmin ediliyor. Olağanüstü bir hacimden söz ediyoruz. Adeta ‘yer gök almaz’ denir ya; aynen öyle…
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı raporunda şu ifadeler var; “Deprem enkazları şehir merkezlerinden büyük oranda kaldırılmış olsa da, şehirlerin dışındaki 86 geçici depolama sahasında bulunan enkaz yığınları uygun şekilde işlenmeyi bekliyor. Enkaz dağlarının oluştuğu bu geçici depolama sahalarının sayısı Hatay'da 26, Kahramanmaraş'ta ise 18. Öte yandan, deprem enkazına karışmış olabilecek asbest ve diğer tehlikeli atıklar konusunda halk sağlığı ile ilgili endişeler sürüyor.”
Depremlerle çürük çarık binalarda oturduğunun farkında olmayan canlar yandı, binbir emekle kurulan yuvalar dağıldı. Tarım alanları binlerce ton atıkla kaplandı.
Tarihin her döneminde bereketli topraklar sayılan bölgede çevre sorunları üzerine ne bir proje üreten ne de hesap soran var.
Hatay’da zeytin, Malatya’da kayısı, Antep’te fıstık ağaçları ağlıyor; tıpkı insanlar gibi!