Cengiz Erdil
Alın size bir sorun daha; kentsel ısı artışı…
“Bu ne beter çizgidir bu… Bu ne çıldırtan denge” Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’in dizeleri yazımıza ‘cuk’ oturuyor. Yaşadığımız gezegenin bir acayip dengesi var ve bu dengeyi bozan bizler oluyoruz. Dünyanın hemen hemen her yerine parmak izini bırakan büyük insanlık, evrenin toplu iğne başı bile olmayan bu mavi noktasını yok olmanın eşiğine getiriyor.
Trumpgiller, bu dengenin bozulmasını umursamıyor, iklim değişikliği kavramıyla dalga geçiyorlar ama milyonlarca yıl içinde bir ısınan, bir soğuyan dünyanın son 150 yılda 1.3 santigrat derece ısındığı gerçeği de ortada. ‘Bu ne ya’ deyip geçmeyin; yarım derece ısınmanın bile önemi büyük.
Sıcaklık en çok kentlerde etkili oluyor, sağlık sorunlarının artmasında en önemli nedenlerden biri de kentsel ısı artışı…
"Kentsel ısı artışı" şehirlerin çevrelerindeki kırsal alanlara göre daha yüksek sıcaklıklara sahip olma olayı.
Kentlerdeki yapı malzemelerinin güneş ışığını daha çok emmesi ve buharlaşmanın azalması kırsal alanlara göre hava sıcaklığını 3-4 derece daha arttırıyor. Olay şöyle gelişiyor; Asfalt ve beton güneş ısısını emiyor, gece de yavaş yavaş geri yayıyor. Araçlar, klimalar, yakıt sistemleri ve diğer endüstriyel kaynaklardan çıkan ısılar da kent ateşini yükseltiyor. Suçlulardan biri de yüksek binalar ve gökdelenler. Bu yapılar rüzgar akışını engelliyor ve ısıyı hapsediyor. Kent ısısının normal sınırlar içinde kalması mümkün. Toprağa yakın imar planları, nüfusun toplanması yerine dağılması ve kent ormanları, korular, parklar… Çağdaş kentte kişi başına yedi metrekare yeşil alan düşmesi lazım... Bu bizde hiçbir zaman hayata geçmedi, hep betonu tercih ettik.
ÜLKEMİZDE KENTSEL ISI ARTIŞI YÜKSEK KENTLER
Şampiyonluğu İstanbul asla bırakmaz. Boğaz rüzgarlarını kesen yüksek yapılar, hemen her yerinde yoğun yapılaşma, azalan yeşil alan ve elbette artan nüfus etkisiyle risk çok yüksek.
Ankara: Karasal iklimde sert yaz sıcaklarına eklenen ısı adası etkisi, özellikle Çankaya gibi yoğun bölgelerde hissediliyor.
İzmir: Yaz aylarında zaten yüksek olan sıcaklıklar, kıyı şeridindeki hızlı ve yoğun yapılaşma nedeniyle artıyor.
Bursa: Sanayi, nüfus artışı ve ovadaki konumu nedeniyle riskli.
Adana: Çukurova'nın sıcak ve nemli iklimine, kentsel yayılma ekleniyor.
Gaziantep ve Şanlıurfa: Güneydoğu Anadolu'nun kurak ve sıcak ikliminde, betonlaşmanın etkisi çok daha şiddetli.
Kocaeli, Sakarya, Manisa, Kayseri, Denizli: Endüstriyel faaliyetlerin yarattığı atık ısı ve enerji tüketimi, ısı adası etkisini güçlendiriyor.
Antalya, Mersin, Muğla (Fethiye, Marmaris, Bodrum), Aydın (Kuşadası): İklim değişikliğiyle artan sıcak hava dalgaları, yoğun yapılaşma ve yaz nüfus patlaması bu bölgeleri özellikle savunmasız hale getiriyor.
Neredeyse tüm büyük ve orta ölçekli şehirlerimizde kentsel ısı artışı riski bulunuyor. ‘Bilinçli yurttaş yaşadığı kentte betona değil, yeşile bakan yurttaştır’ diyerek noktayı koyuyorum.