Oğuz Pancar
Zaman yolcusunun hayatta kalma rehberi
Zaman makinenizin kadranını rastgele bir döneme ayarlayıp “Çalıştır” düğmesine bastığınızı hayal edin. Amacınız, Dünya’nın 4,6 milyar yıllık jeolojik geçmişinde bir yolculuğa çıkmak. Ancak çok geçmeden şaşırtıcı bir gerçekle yüzleşeceksiniz: Çevremizde gördüğümüz tüm bitkilere ve hayvanlara ev sahipliği yapan güzel gezegenimiz, tarihinin büyük bölümünde bizim gibi canlılar için tam bir cehennemdi.
1. Prekambriyen Süper Eonu (4,6 Milyar – 541 Milyon Yıl Önce)
Tahmini Hayatta Kalma Süresi: 1 ila 2 dakika (nefes tutma sürenize bağlı olarak).
Dünya tarihinin yaklaşık %88’ini oluşturan bu devasa zaman dilimi, modern bir insan için biyolojik bir kâbustur. Hadeyen ve Arkeen Devirleri’nde (4,6 – 2,5 milyar yıl önce) karada ve denizde gözle görülebilir hiçbir canlı yoktur. Yaşam, yalnızca okyanus tabanındaki hidrotermal bacaların çevresinde kümelenmiş mikroskobik bakterilerden ve arkelerden ibarettir. Atmosferde serbest oksijen bulunmaz; hava metan, amonyak ve karbondioksitten oluşur. Ozon tabakası olmadığı için yüzeyi sürekli ölümcül UV ışınları kavurur. Tek bir nefes bile alamadan, saniyeler içinde boğularak bilincinizi kaybedersiniz. Erken Hadeyen’de yüzey sıcaklığı 100°C’nin üzerinde seyrederken, Arkeen’de yoğun sera gazlarının etkisiyle sıcaklık 30 ila 50°C arasında gezinir. Denizler ise yoğun asit ve ağır metallerle dolu, içilmesi imkânsız kimyasal bir çorbadır.

Proterozoyik Devir’de (2,5 milyar – 541 milyon yıl önce) siyanobakteriler sahneye çıkar ve okyanus kıyılarında stromatolit adı verilen devasa kaya benzeri koloniler oluşturur. Bu canlılar fotosentezle oksijen üretmeye başlasa da, atmosferdeki oran uzun süre %1-10 aralığında kalır (bugünkü %21’lik düzeyin ve güvenli sınır olan %19,5’in çok altında). Devrin sonlarına doğru ilkel çok hücrelilerden oluşan yumuşak dokulu Ediyakara faunası belirir, fakat bitki örtüsü hâlâ mikroskobik alglerden ibarettir. Üstelik bu dönem, sıcaklıkların -50°C’ye kadar düştüğü “Kartopu Dünya” buzullaşmalarına da sahne olur.
2. Paleozoyik Zaman (541 – 252 Milyon Yıl Önce)
Tahmini Hayatta Kalma Süresi: Birkaç dakikadan birkaç güne kadar.
Denizlerde yaşamın patladığı, karaların ise yavaş yavaş yeşillenmeye başladığı, ancak atmosferin sinsi tuzaklarla dolu olduğu bir çağdır. Erken Paleozoyik’te, Kambriyen ve Ordovisyen dönemlerinde (541 – 443 milyon yıl önce) denizler; trilobitler, brakiyopodlar, dev deniz akrepleri ve ilk çenesiz zırhlı balıklar tarafından yönetilir. Karada hayvan yoktur; bitki örtüsü kıyıdaki yeşil algler ve Ordovisyen sonunda ortaya çıkan ilk kara yosunlarıyla sınırlıdır. Asıl büyük tehlike havadadır: Oksijen düzeyi bugünkünün yarısı kadar, karbondioksit oranı ise bugünkünün 12 ila 16 katı düzeyindedir. Bu düşük oksijen ve aşırı karbondioksit, kanınızın pH dengesini bozarak birkaç saat içinde karbondioksit zehirlenmesine ve ölüme yol açar.
Orta ve Geç Paleozoyik’te (443 – 252 milyon yıl önce) manzara kökten değişir. Özellikle Karbonifer Dönemi’nde (359 – 299 milyon yıl önce), dev ağaç benzeri eğrelti otları, atkuyrukları ve pul ağaçlarının oluşturduğu ilk dev ormanlar atmosfere o kadar çok oksijen pompalar ki oran %35’e fırlar. Bu dönem, dev eklembacaklıların altın çağıdır: Ormanlarda 70 santimetre kanat açıklığına sahip yusufçuklar ve 2,5 metre uzunluğunda kırkayaklar dolaşır. Sularda zırhlı dev balıklar, karada ise ilk amfibiler ve Permiyen’e doğru yelkenli sürüngenler baskın hale gelir. Tatlı su bulmak mümkündür ama mutlaka kaynatıp filtrelemek gerekir. Dönemin bitkileri sindirilemeyen lignin ve selülozla doludur; meyve ya da tohum henüz yoktur. Protein ihtiyacınızı dev böcekleri veya balıkları yakalayarak karşılayabilirsiniz, tabii avlanırken av konumuna düşmezseniz.

3. Mesozoyik Zaman: Dinozorlar Çağı (252 – 66 Milyon Yıl Önce)
Tahmini Hayatta Kalma Süresi: Birkaç günden birkaç haftaya kadar (avlanmaktan çok av olmamaya bağlı).
Triyas, Jura ve Kretase dönemlerini kapsayan bu çağ, dev sürüngenlerin ve kozalaklı bitkilerin hüküm sürdüğü bir gezegen görürüz. Büyük Permiyen yok oluşunun ardından gelen Triyas’ta (252 – 201 milyon yıl önce) oksijen oranı %10-15 düzeyine geriler. Bu ortamda yaşamak, sürekli Everest’in zirvesinde bulunmaya benzer; şiddetli irtifa hastalığı ve hipoksiyle mücadele edersiniz. Sikadlar ve ginkgo ağaçları baskın bitkilerdir; ilk küçük dinozorlar sahneye yeni çıkmaktadır.
Jura ve Kretase’de (201 – 66 milyon yıl önce) dev kozalaklılar, sikadlar ve eğrelti otları her yeri kaplar. Kretase’de ise dünya tarihini değiştiren ilk çiçekli bitkiler, antik palmiyeler ve ilkel meyveler ortaya çıkar. Kozalaklı ağaçların tohumları yenebilir, ancak birçok antik bitki sindirim sisteminizi altüst edecek savunma toksinleri içerir. Karada dev otçul sauropodlar ve Tyrannosaurus rex gibi etçil theropodlar, gökyüzünde dev kanatlı uçan sürüngenler, okyanuslarda ise yunus benzeri deniz sürüngenleri hüküm sürer. İlk ilkel memeliler ve kuşlar da bu dönemde gölgelerde yaşam mücadelesi vermektedir. Oksijen düzeyleri bugünküne yakındır, ancak iklim aşırı sıcak ve nemlidir; kutuplarda bile buz yoktur. Bu bunaltıcı nem sizi hızla susuz bırakabilir. Nehirler çok sayıda olsa da dev sürüngenlerin atıklarıyla kirlidir ve dezenfekte edilmeden içilirse ölümcül enfeksiyonlara yol açar. Küçük memelileri ve dinozor yumurtalarını avlayarak beslenebilirsiniz, elbette diğer avcılara av olmazsanız.
4. Senozoyik Zaman: Memeliler Çağı (66 Milyon Yıl Önce – Günümüz)
Tahmini Hayatta Kalma Süresi: Doğal bir insan ömrü kadar (açlık ve hastalıklara karşı tetikte olmak koşuluyla).
Dinozorları yok eden meteor çarpmasının ardından Dünya, sonunda bizim biyolojimize en uygun yaşam alanına dönüşür. Çiçekli bitkiler tüm dünyaya yayılır, geniş otsu çayırlar ve günümüzdeki meşe, çam, kayın ormanları oluşur. Yabani çilek, kök yumrular ve meşe palamudu gibi besinlerin ataları her yerdedir. Dinozorlardan boşalan tahta memeliler oturur. Paleojen ve Neojen’de dev boynuzsuz gergedanlar ile kılıç dişli kediler, Kuvaterner’in buzul çağlarında ise mamutlar, tüylü gergedanlar, dev bizonlar ve en sonunda ilk hominidler baskın hale gelir. Atmosferik bileşim bizim için neredeyse kusursuzdur. Buzul çağlarında küresel sıcaklıklar bugünkünün 5-10°C altına inse de, ekvatora yakın bölgelerde iklim rahatlıkla yaşanabilir düzeydedir. Ortada henüz sanayi atıkları olmadığı için eriyen buzul nehirleri ve göller tertemizdir. Tarım başlamamış olsa da burası bir “avcı-toplayıcı” cennetidir; tek yapmanız gereken, hayatta kalmak için gereken bilgi ve becerilere sahip olmaktır.
Yazının başlığı “Zaman Yolcusunun Hayatta Kalma Rehberi” ama pek rehberlik bir durum yok aslında. Şansınıza gezegenin 4,6 milyar yıllık uzun ömrünün yalnızca %1,43’lük bölümüne düşerseniz hayatta kalabilirsiniz. Diğer her durumda sizi dakikalar ya da en çok günler içinde kesin bir ölüm beklemektedir.
Peki bu çok kısa dönemde Dünya’da yaşama şansı bulmuş bizler ne yapıyoruz? Güzel gezegenimizin okyanuslarını, toprağını ve atmosferini hızla kirleterek yeniden yaşayamayacağımız bir hale getirmekle meşgulüz.
Prekambriyen’in zehirli atmosferini, Paleozoyik’in karbondioksit cehennemini milyarlarca yıllık doğal döngüler değiştirdi. Bizse sanayi devriminden bu yana geçen yaklaşık 250 yılda, gezegenin atmosfer kimyasını milyonlarca yılda gerçekleşen değişimlerden daha hızlı bozduk. Dünya, bizden sonra da bir şekilde yoluna devam edecek; yeni türler ortaya çıkacak, yeni ekosistemler kurulacak. Asıl soru, bizim bu kısa ve değerli zaman aralığının değerini bilip bilmeyeceğimiz.