Cengiz Erdil
Ordu’nun derelerinde siyanür tehlikesi
Ordu’nun dereleri yukarı akarsa dünya tersine döndü demektir. Yani doğanın altüst olması durumudur bu. Tam bir kaos yani…! Doğusu, batısı, yaylaları ve ormanlarıyla Karadeniz'in en zengin biyoçeşitliliğine ve su kaynaklarına sahip illerinden olan Ordu’nun; şimdilerde yaşadığı, insan eliyle yüreğine bıçak sokulmasıdır.
TEMA Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarının verilerine göre, Ordu’nun köy ve yaylalarında il yüzölçümünün yüzde 70-80 gibi çok yüksek bir oranı, maden arama ve işletme ruhsatlarıyla kaplanmış durumda.
Maden sahaları ve taş ocakları için yapılan ağaç kesimleri, dünyanın en kaliteli fındığının yetiştiği bölgede, bitki örtüsünü yok ediyor ve toprak erozyonlarını arttırıyor.
Kamyonlarla taşınan toz artık duman(sis) gibi arazilerin üzerine çöküyor. Fındık yapraklarını kaplayan tozlar döllemeyi engelleyerek, rekolte düşüşü ve kalite kaybına yol açıyor. Ülkenin en çok bal üreten illerinden biri olan Ordu'da bitki çeşitliliğinin azalması ve kimyasal atıklar nedeniyle arı ölümleri yaşanıyor. Gürültü ve kamyon trafiği yüzünden köy hayatı zorlaşıyor, köyler boşalıyor.
FATSA ÖRNEĞİ
Fatsa’nın Yukarıtepe ve Bahçeler köylerinde faaliyet gösteren açık ocak siyanürlü altın madeni ibret vesikası gibidir. Erzincan İliç’deki altın madeninde yaşanan faciadan sonra burası kapatıldı ama 10 yılı aşan bir maden aramadan sonra geride siyanürlü kocaman bir alan kaldı. Proje, metalik cevherin açık ocak yöntemiyle çıkarılması ve siyanür kullanılarak ayrıştırılması esasına dayanıyordu. Oysa bu uygulama Doğu Karadeniz Bölgesi’nin dik yamaçlı arazi yapısına tersti. Yağışın da çok olduğu bölgede atık depolama alanlarından derelere ve yer altı sularına sızıntı belirlendi. Bağımsız analizler ve savcılık incelemeleri; bölgedeki su ile toprak örneklerinde arsenik, kurşun, cıva ve kadmiyum gibi ağır metallerin toksik seviyelerin çok üzerinde olduğunu ortaya koydu. Kirlenen içme suları ve tarım ürünleri nedeniyle solunum yolu rahatsızlıkları ve ağır metallere bağlı sağlık sorunlarında artış gözlendi.
Sonunda Ordu İdare Mahkemesi ve Danıştay, madenin doğaya ve insan sağlığına geri dönülemez zararlar verdiği gerekçesiyle ruhsat uzatım ve ÇED kararlarını iptal etti.
Maden kapandı gitti ama geride siyanürlü atıkları kaldı. Bilim insanları bunun doğada etkisinin yüzlerce yıl süreceğini söylüyorlar.
ŞİMDİ SIRADA PERŞEMBE YAYLASI VAR
Ordu’nun Aybastı ilçesi yakınlarındaki Perşembe Yaylası’nda altın, bakır ve kurşun gibi ağır metallerin aranması ve çıkarılması için verilen maden ruhsatları, yayla ve çevresindeki meraları doğrudan etkiliyor.
Perşembe Yaylası, dünyada nadir görülen doğal menderes oluşumlarına sahip. Güya koruma altında (hatta bazı bölümleri el değmeyecek kesin koruma alanı) ama buna rağmen maden arama sondajları ve olası açık ocak işletmeciliği için kazılar başladı. Halk direniyor ve jandarma, halkı maden sahasına sokmuyor. Diğer maden sahalarında olan olay burada da aynı… Halkın temel geçim kaynağı olan mera hayvancılığı ve orman ekosistemi, maden sahalarının genişlemesiyle doğrudan tehdit altında.
Bölge halkı ve sivil toplum kuruluşları, yaylanın koruma statüsünün maden arama izinlerine karşı tam koruma sağlamasını talep ediyor. Maden şirketinin bölgeyi terk etmesini istiyor.