Cengiz Erdil
Bir ovamız daha altın suyuna bandırılacak!
Bu topraklarda altın tutkusunun tarihi çok eskidir. Şimdi altın ve gümüş madeni için alt üst edilmeye çalışılan Eskişehir’in Alpu Ovası antik çağlarda Frigya Krallığının topraklarıydı. Frigya’nın gözü doymaz kralı Midas, efsane bu ya; dokunduğu her şeyi altına dönüştürüyordu. Yediği içtiği de altın olunca; neredeyse boğulacaktı. Midas’ın sarayının olduğu Gordion kenti, geçtiği yere hayat veren Sakarya Nehri’nin hakimiydi.
Midas açlıktan kıvranır hale gelince; suyun altından daha değerli olduğunu anladı ama binlerce yıl içinde kimse ders çıkarmadı bu efsaneden. Altın varsa her şey yıkılır, üzerinden geçilirdi; dünyanın kuralı buydu…
Bu toprakların genlerinde var herhalde, gözü doymaz Midaslar bitmiyor.
Eskişehir'in Alpu ilçesi yöresi 10 yıl önce termik santralle gündeme gelmişti. Oysa çevrede zengin kömür rezervi yoktu, santral büyük ölçüde ithal kömürle çarklarını çevirecekti. Sonunda mahkeme kararıyla vazgeçildi. Şimdi sırada altın-gümüş madeni projesi var.
Alpu Ovası, tarımsal üretim potansiyeli yüksek olduğu için "Büyük Ova" statüsüyle koruma altına alınmış birinci sınıf tarım arazisi. İlçedeki toplam ekilebilir tarım arazisi ise 400 bin dönümün üzerinde.
Bölge, Sakarya Havzası ve Porsuk Çayı'nın etki alanında. Yeraltı su kaynakları hem tarımsal sulama hem de bölge halkının içme suyu ihtiyacı açısından hayati önem taşıyor. Ovada mısır, buğday gibi ürünlerin yanı sıra mera alanları sayesinde hayvancılık yaygın.
Eskişehir’deki meslek odaları ve çevreci kuruluşların raporlarına göre; Alpu bölgesindeki maden projesi Altın ve Gümüş Madeni Açık Ocak İşletmesi olarak geçiyor.
Çevre gönüllüleri ve yöre köylüleri şimdi "Tarıma dokunma, geleceğini yok etme” sloganıyla Alpu Ovası tarım arazilerine ve Sakarya Havzası su kaynaklarına sahip çıkıyor.
Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu’nun verdiği bilgiye göre; Alpu Ovası’nda altın madeni projesinde, yaklaşık 335 milyon ton kazı yapılması planlanıyor. Çıkarılacak atıkların da Kaymaz Köyü’ne taşınması söz konusu… Taşıma güzergâhında oluşabilecek toz, gürültü, sağlık ve çevresel etkilerin proje dosyasında değerlendirilmediği belirtiliyor.
Binlerce yılın tarım alanları, 10-15 yıl ömür biçilen madenciliğe kurban edilecek. Yeni Türkiye’de şaşırıyor muyuz? Elbette hayır…