Hüseyin Tapınç

Hüseyin Tapınç

Kira

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan verilere göre, 2025 yılında Türkiye’de konut sahipliği oranı yüzde 57,1 oldu. Bu oran, 2024 yılında yüzde 56,1 olarak açıklanmıştı.

Türkiye’deki konut sahipliği oranı aslında uzun bir süredir düşme eğilimindedir.

Bugünlerden geriye doğru gidecek olursak, ev sahipliği oranının 2020 yılında yüzde 57,8, 2010’da yüzde 59,9, 2000’de yüzde 68 ve 1990’da yüzde 67 olduğunu görüyoruz.

Buna karşın, kiracılık oranı da son yıllarda sürekli bir yükselme trendinde. 1990 yılında yaşadığı konutta kiracı olanların oranı yüzde 25 iken, bu oran 2000 yılında yüzde 24,4, 2010’da yüzde 22, 2020’de 26,2, 2024’te yüzde 28 ve geçtiğimiz sene de küçük bir sapma ile yüzde 27 olarak açıklandı.

Türkiye’deki ev sahipliği oranını uluslararası boyutta ele aldığımızda, veriler daha anlamlı bir çerçeveye oturacaktır. Türkiye’de ev sahipliğinin yüzde 56,1 olduğu 2024 yılında AB ortalaması yüzde 68 olarak açıklanmıştır. Mülkiyet oranının en yüksek olduğu ülkeler Romanya (yüzde 94), Slovakya (yüzde 93) ve Macaristan (yüzde 92) olarak sıralanırken, en düşük olduğu ülkeler de Almanya (yüzde 47), Avusturya (yüzde 55) ve Fransa (yüzde 61) olarak açıklanmıştır. AB dışında, İngiltere’de ve ABD’de ev sahipliği oranı yüzde 65’tir.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da Türkiye’deki ev sahipliği oranını 2035 yılına kadar yüzde 66’ya yükseltmeyi hedeflemektedir.

Türkiye’de ev sahipliği ile kiracılık arasında değişen dengenin en önemli iki nedeni, ülkenin demografik yapısındaki dönüşüm ve ekonomik yapının bu hıza ayak uyduramamasıdır. Demografik değişim; köyden kente göç, hane yapı tiplerindeki dönüşüm, hane sayısındaki artış ve yaşam süresinin uzaması gibi faktörleri içermektedir.

Bu uyumsuzluğun en önemli nedeni gelir dağılımındaki adaletsizlik, satın alma gücünün düşmesi, özellikle son yıllarda yaygınlaşan derin yoksulluk ve artan inşaat maliyetleridir. Bunların sonucunda da Türkiye’deki konut fiyatları ile gelir arasındaki makas önemli ölçüde açılmıştır. Konut, artık sadece barınma amaçlı olmaktan çıkmış, konutun metalaşmasıyla birlikte eş zamanlı olarak bir zenginleşme ve servet biriktirme aracı haline de gelmiştir.

Hiç kuşkusuz ki, ev sahipliği ve kiracılık arasındaki dengeleri etkileyen üçüncü faktör de ülkede uygulanan konut politikasıdır. Konut politikası, mortgage düzenlemelerinden TOKİ konutlarına, bu yapıların getirdiği şehirleşme örüntülerine ve yabancılara mülk satışına kadar yayılan geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Türkiye’de barınma için ayrılan pay hane bütçelerinde önemli bir yer tutmaktadır.

2002 yılında ilk kez açıklanan Hanehalkı Tüketim Harcaması Araştırması bulgularına göre, konut ve kira için bütçeden ayrılan pay yüzde 27,3’tür. 22 yılın ardından bu oran sınırlı bir düşüşle 2024 yılında yüzde 26’ya gerilemiştir. Oysa, bu oran AB ortalamasında yüzde 19 ile çok daha düşük bir seviyededir.

Konut meselesi ile ilintili olarak dikkate alabileceğimiz bir diğer veri de yıllık genel enflasyon oranı ile konut ve konut ile ilgili giderlerde yaşanan enflasyon oranıdır. TÜİK tarafından 3 Şubat 2026 günü açıklanan yıllık enflasyon oranı yüzde 30,6’dır; buna karşın konut ve konut ile ilgili alanlardaki harcamalardaki yıllık enflasyon oranı yüzde 45,36’dır. 2025 Aralık ayında bu oranlar sırasıyla yüzde 30,89 ve yüzde 49,95’tir.

Bu veriler dışında TÜİK her ay kira artış oranında uygulanması gereken yıllık ortalama enflasyon oranını da açıklamaktadır. Aralık 2025 için açıklanan kira güncelleme oranı yüzde 35,9’dur; ancak Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD) tarafından her ay düzenli olarak açıklanan Konutlarda Mevcut Kira Artış Oranı Araştırması’na göre, aynı ay içinde kira yenileme dönemindeki artış oranı yüzde 40,7 olmuştur.

Süreci özetleyen en sarsıcı verilerden biri Sia Insight tarafından gerçekleştirilen Ekonomik Gündem Araştırması’nda karşımıza çıkmaktadır. Üç büyük ilde yapılan bu çalışmaya göre, kiracıların yüzde 80’i son altı ayda kira ödemelerinde ciddi bir güçlük yaşamıştır.

Türkiye’de barınma giderlerinin hanehalkı geliri içinde aldığı yüksek pay, enflasyon oranının üzerinde uygulanan kira artışları ve konutla ilgili giderlerdeki yüksek fiyat baskısı ülkedeki konut ve barınma krizini her geçen gün derinleştirmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hüseyin Tapınç Arşivi

Fil

22/01/2026 07:00

Stadyum

25 Aralık 2025 Perşembe 07:00

Tüketim kalıpları

11 Aralık 2025 Perşembe 07:00

Besleme yasaklanamaz

27 Kasım 2025 Perşembe 07:00

YAPAY ZEKÂ İLE SÖYLEŞİ-2

13 Kasım 2025 Perşembe 07:00

YAPAY ZEKÂ İLE SÖYLEŞİ

30 Ekim 2025 Perşembe 07:00

Gündelik Hayat

16 Ekim 2025 Perşembe 07:00

Hutbe ve toplumsal cinsiyet

02 Ekim 2025 Perşembe 07:00

HUTBE

18 Eylül 2025 Perşembe 07:00