Mehmet Şandır
Kelepçe takarak büyüdünüz mü?
Büyük Türkiye'nin küçük adamları!
Size inat Türkiye büyüktür!
Geçen hafta, bu köşede "Büyük Türkiye" güzellemesi yapmıştık. Heyecanımızı kursağımıza tıkadılar; ESRA KIZ'ı iki jandarmanın arasında elleri kelepçeli, mahkemeye çıkarttılar ve tutukluluğuna devam kararı verdiler; suçu neydi Esra'nın?
Esra Işık, Muğla-Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına köylülerle birlikte itiraz etmiş, toprağını, ormanını savunmuştu; “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla tutuklandı. Bir ay oldu, 25 yaşındaki Esra kız cezaevinde. Elinde silah yok, hırsızlık yapmamış, suç örgütü kurmamış, yurt dışına kaçmak gibi bir düşüncesi ve imkanı yok, köyün muhtarı olan annesi ve diğer köylü kadınlarla birlikte tarla ve bahçelerinin birilerine peşkeş çekilmesine itiraz ediyorlar, direniyorlar; Esra kızın suçu bu...
Adaletinize Akbelen ormanının kargaları güldü...
Esra kızdan korktular, ellerini kelepçelediler ve mahpusa koydular...
Bu ülke kimin?
Köyünde kendi toprağını işleyerek yaşamaya çalışan Esra kız ve köylülerinin mi bir avuç madencinin mi?
Ülkeyi yöneten beyler!
Bu işte bir yanlışlık yok mu?
1923 yılından 2002 yılına kadar verilen maden arama – işletme ruhsatı sayısı 1.186 iken, devr-i saltanatınızda 386 bin maden çıkarma ve işletme ruhsatı verilmiş...
Sonuç felaket; (bazı raporlara göre) ülke topraklarının yaklaşık %60'ı (yaklaşık 46-47 milyon hektar) maden arama veya işletme ruhsatı ile birilerine devredilmiş.
Türkiye genelinde, doğal nitelikleri ve nadir canlı türleri ile korunması gereken alanların (milli parklar) yüzde 51'i altı ile üstü ile madencilere tahsis edilmiş...
Maden ihalelerinin yoğun olduğu 24 ilde mera alanlarının yüzde 55'i maden ruhsatlıdır; köylü ineğini otlatmak için madenciden izin almak zorunda...
Bu alanlar, Türkiye'nin akciğerleri ormanlar, dağlar, dereler, karnını doyurduğu tarlalar, meralar. Kısacası 85 milyon insanımızın yaşam alanları, ortak mülkiyeti, gelecek nesillerin emaneti...
Esra kızdan korkmakta haklısınız, çünkü o bir kıvılcım
Yine geçen hafta; İstanbul'da 1 Mayıs kutlamaları için sokağa çıkanlardan 500'ü aşkın insanımız polis zoruyla gözaltına alınmış...
Bu insanlar bayram kutlamak için sokaktaydılar...
Yoksullar, emekliler, işsizler, hayat pahalılığı altında ezilen dar ve sabit gelirliler, üretmek için aldığı tohumun, gübrenin, ilacın borcunu ödeyemeyen çiftçiler, senedini ödeyemeyen esnaflar, atanamayan öğretmenler, gelecekten umudunu kesmiş evde oturan gençler... Ne olacak?
Türk-İş, nisan ayına ilişkin “Açlık ve Yoksulluk Sınırı” araştırmasının sonuçlarına göre, nisan ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı, 34 bin 586 TL olmuş...
Asgari ücret; 28.075,50 TL, en düşük emekli maaşı; 20.000TL.'harca harca bitmez...'
Türkiye İstatistik Kurumu, nisan ayında enflasyonun aylık bazda yüzde 4,18, yıllık bazda yüzde 32,37 olduğunu açıkladı; hayat pahalılığı artarak devam ediyor...
Mayıs 2026 verilerine göre ihtiyaç kredisi faiz oranları ortalama aylık %3,52 civarında, yıllık %40'ın üstünde... 2 Eylül 2025 itibarıyla "Tüketici kredileri ve kredi kartı borçlarının toplamı (hane halkı borç toplamı) 5 trilyon 489 milyar TL'ye ulaşmış. Toplum borç batağında...
Bu gerçekler canımı acıtıyor!
Türkiye'nin büyüklüğüne bunlar yakıştı mı?
Tekraren hatırlatıyorum; Türkiye büyüktür!
Zamanın gerçeği budur, gereği de...
Devletlerin gücü, kurucu milletin cevher-i aslisinde gizlidir', ülkeyi yönetenlerin bunun idrakinde olmak gibi bir mecburiyeti bulunmaktadır.
Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletinin sorunlarını yine kendi içindeki yetenek, azim ve milli bilinçle çözebileceğine olan inancını milli mücadelenin başında 22 Haziran 1919'da yayınladığı Amasya Tamimi'nde 'milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' sözü ile ilan etmiştir. Gençliğe Hitabe'deki "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur" sözü de Türk milletinin kuruluş ve kurtuluş enerjisinin kendi özünde (cevheri aslisinde) bulunduğunu vurgulamak için söylenmiştir.
Milletlerin gücü devlet kurabilmek enerjisi ile ölçülür.
Zamanı bir bütün olarak alırsanız ki almalıyız; Türk Milleti, zamanın yok edemediği bir millettir; insanlık tarihinin her döneminde bir veya daha çok bağımsız devleti olmuş tek millettir.
Türk Milleti büyüktür, devleti de büyüktür, NOKTA...
Bu büyüklüğü yönetecek kafalara ve yüreklere ihtiyacımız var...
Kendi vatandaşından korkanlarla olmaz...
ESRA KIZA kelepçe takarak hiç olmaz!