Hüseyin Tapınç
Sıradan bir gün
Gazete Pencere yazılarımı genellikle salıları yazıyor, çarşamba son bir göz atıp Nilay Hanım’la paylaşıyorum. Bu rutin elinizdeki yazı için de değişmedi.
Bugünün konusu, Gazete Pencere’nin 17 Mart Salı günkü nüshası. Daha doğrusu; Türkiye’deki ortalama bir okurun sıradan bir günde karşılaştığı haberler, bunların uyandırdığı duygular ve bu duyguların toplumsal karşılığı: bugünümüze bir gazete aracılığıyla ayna tutmak.
Gazetede ilk bakışta öne çıkan haberler İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile başta Antalya ve Kuşadası olmak üzere diğer CHP belediye başkanları hakkındaki davalar ve gözaltı kararları, ABD ve İsrail’in İran’a saldırması ve İsrail’in Lübnan’ı işgali, Emlak Yönetim A.Ş. fatura skandalı, İlber Ortaylı’nın ölümü, Oscar Ödül töreni ve Galatasaray-Liverpool maçı başta olmak üzere Şampiyonlar Ligi heyecanı olarak sıralanıyor.
Derinlemesine bir metin çözümlemesine girmeden, ortalama bir okurun sıradan bir günde karşı karşıya kaldığı haberlerin ağırlıklı olarak ulusal ve uluslararası gerilim, kriz, savaş, hukuksuzluk, yolsuzluk ve ekonomik belirsizlik ekseninde konumlandığı görülüyor. Dolayısıyla, ortalama bir günümüz yüksek uyarılma yaratan bir gündemden oluşuyor. Bu gündemin de okurda kaygı, öfke, tedirginlik ve teyakkuz hali oluşturduğu rahatlıkla söylenebilir. Bu, uzun süredir böyle.
Gündemdeki haberleri ve yarattığı hisleri sistematik bir şekilde altı ana bölüme ayırmamız mümkün görünüyor.
Birinci haber kümesi “alarm ve tehdit gündemi”dir. Savaş, bölgesel çatışmalar, jeopolitik riskler, enerji ve ticaret hatları, Hürmüz Boğazı, NATO gerilimi ve Lübnan’ın karadan işgali gibi başlıklar bu kümenin omurgasını oluşturuyor. Buradaki haberlerin okurda bıraktığı tortu kaygı, tedirginlik, belirsizlik ve güvensizlik hissidir.
İkinci haber kümesi “adalet krizi gündemi”dir. İBB davası ve yargılama süreçleri, tutuklamalar, iddianamelerdeki çelişkiler, mahkeme düzeni ve siyasallaşmış yargı tartışmaları bu haberlere damga vuruyor. Buradaki hâkim duygular öfke, haksızlık ve derinleşen adaletsizlik algısıdır.
Üçüncü haber kümesi ise “kurumsal güvensizlik gündemi”dir. Kamu kurumlarındaki şeffaflık sorunları, fatura skandalları, lüks ve açıklanamayan harcamalar bu kategorinin en tipik örnekleridir. Burada egemen olan duygular da öfke, tiksinme, hayal kırıklığı ve güvensizliktir.
Dördüncü haber kümesi de “geçim sıkıntısı gündemi”dir. Enflasyon, faiz, kur beklentileri, büyümedeki yavaşlama ve savaşın ekonomik etkileri bu başlığın ana konularıdır. Gelecek kaygısı bu haberlerin okurda uyandırdığı ana duygudur.
Beşinci haber kümesi “suç ve toplumsal düzenin bozulması gündemi”dir. Kamu düzenini sarsan olaylar, şiddet vakaları, ölümcül kazalar ve ceza soruşturmaları (Eylem Tok ve Timur Cihantimur dosyası) bu grupta yer almaktadır. Haberlere ürperti, güvensizlik ve ‘her an her şey olabilir’ duygusu eşlik etmektedir.
Son olarak “yas ve sınırlı yumuşama gündemi” güne damga vuruyor. Cenaze töreni ve anma (İlber Ortaylı’nın ölümü), Oscar Ödül töreni, spordaki başarılar bu grubun ana temsilcileridir. Burada hüzün, saygı ve gurur gibi duygular ön plana çıkmaktadır.
Sıradan bir günün gündemi gibi duran bu olaylar, aslında toplumun zihnini uzun süredir meşgul eden meselelerin tipik birer temsilcisidir. İşte tam da bu nedenle, ülkede üretimin yarısını ve tüketimin beşte ikisini sırtlayan üç büyük ilde yaşayanların sadece beşte biri önümüzdeki on iki aylık sürece hem kendi hanesi hem de ülkenin geleceği adına iyimserlikle bakabiliyor.
Ancak geçen sene aynı kitlede ülkenin geleceğine dair iyimserlik çok daha yüksekti. Üstelik geçen sene bu kitlenin yarısı enflasyonun artmasını beklerken, bugün bu oran yüzde 60’a çıkmış durumda. Sonuçta, toplumun yarısından fazlası ülke ekonomisine güven duymuyor.
Bu güvensizlik ortamında bölgede yaşanabilecek bir savaştan endişe edenlerin oranı her geçen ay yükseliyor: Geçen sene yüzde 40’lar seviyesindeki oran, şubatta yüzde 80’e ve martta yüzde 90’a kadar ulaştı. Toplumun dörtte üçü ise ülkenin her an uluslararası bir ambargoya maruz kalmasından ya da uluslararası toplumdan dışlanmasından endişe duyuyor.
Son yıllarda iç dinamiklerden kaynaklanan ekonomik ve siyasi gelişmelerin yarattığı endişeli ruh halini artık bir de uluslararası gelişmeler körüklüyor: Çevremizdeki savaşlar günbegün yayılıyor; etrafımız ne zaman biteceği belirsiz savaşlar ve işgallerle çevrili.
İyi bayramlar.
***
Kaynak: Sia Insight, Ekonomik Gündem Araştırması (Şubat – Mart 2026).