Bağlar da tehdit altında…

Geçtiğimiz ay anormal sıcaklarla gündeme gelen Avrupa, geçen hafta da İspanya ve Fransa özelinde yangınlarla sarsıldı… World Weather Attribution (WWA) adlı meteoroloji kuruluşunun hesaplamalarına göre, küresel ısınma İspanya’da sıcak, kuru ve rüzgârlı hava koşullarını yirmi kat, Fransa’da ise iki kat daha olası hale getirdi. Bu bulgu, Avrupa’yı etkisi altına alan bunaltıcı yaz sıcaklarının temel nedeninin petrol, gaz ve kömür kullanımından kaynaklanan ısınma olduğunu göstermesi açısından yeni bir seviyeye işaret ediyor zira WWA’nın daha önce yayımladığı bir araştırma, haziran ayı sonunda yaşanan ve Avrupa’da yaklaşık 20 bin kişinin ölümüne yol açan yoğun sıcak hava dalgasının, karbon kirliliğinin atmosferde hapsettiği ek ısı olmadan gerçekleşmesinin mümkün olmadığını zaten ortaya koymuştu. Toprağın nem kaybetmesi, kış ve ilkbahar aylarında sevindiren yağışlı hava da bu kadar şiddetli yangınlarda etken olmuş. Bitki örtüsü çok çabuk serpilince, ardından gelen sıcak ve kurak dönemle birlikte kimi zaman enerji hatlarının kimi zaman atılmış bir şişenin kimi zaman bir sigara izmaritinin başlatabildiği yangınlar için biçilmiş kaftan oldu. Bilim insanları bu duruma “iklim kırbacı” (whiplash conditions) diyor.

Gelelim olayın üzüm bağları ile olan ilişkisine… Fransa’daki yangınlar Bordo şaraplarının bölgesi olan Gironde civarında yaşandı. 200 binden fazla insanın tahliye edildiği bölgede direkt olarak yanan bir bağ olmadı ama bölge halkı, şarap üreticileri yangını yakından izlemek zorunda kaldılar. New York Times’a konuşan bölgenin ikonik şatolarından Château Smith Haut Lafitte’in genel müdürü Ludovic Fradin, yangının bağların 16 kilometre kadar yakınına geldiğini belirtiyor ve bu defa asmaları yangından zarar görmemiş olsa da, yoğun dumanın rekolte üzerinde nasıl bir etkisi olacağının öngörülemediğini aktarıyor. Diğer yandan, ilerideki olası felaketlere karşı en azından personel ve arazilerdeki hayvanları için tahliye planlarını devreye sokmuşlar. Bağlar için yapabilecekleri ise, bundan böyle yangınların söndürülmesini destekleyecek ekipman ve müdahale planlarını mümkün olduğunca daha güçlü ve canlı tutmak.

Türkiye’de ise, Balıkesir Gömeç’teki Ma’adra bağları o kadar şanslı değildi ve maalesef, bağ alanları ve üretim tesisi yangında hasar aldı. Ayvalık’a gittiğimizde Kozak Yaylası’na çıkmadan önce mutlaka uğrayıp kuşbakışı manzarasında bir kadeh şarap içtiğimiz ve her geçen yıl bağlarının gelişimini izlemekten mutluluk duyduğumuz üreticimizin binbir emekle yetiştirdiği bağları bu şekilde kaybetmesi çok acı. Bağların şarap üretimi ile ekonomiye yaptığı katkı, ödenen vergiler yanında yerel kalkınmaya ve tarıma sunduğu destek, yarattığı istihdam ve öno-turizm aracılığıyla yarattığı gelirler düşünüldüğünde, şarap sever olsun olmasın; herkesin önemsemesi gereken bir konu diye düşünüyorum.

Yeryüzünde bir cennet olan ve çam fıstığının merkezi Kozak Yaylası’nda da Demircidere ve Okçular mahallelerine kadar yangın ulaşmış ancak çam ağaçları açısından -yazının yazıldığı an itibariyle – şimdilik büyük bir sorun gündeme gelmedi ve soğutma çalışmaları yapılmaya başlandığı haberini aldık.

İnsan eliyle alt üst etmek için her şeyi yaptığımız doğanın düzeni bir kez bozuldu; bundan böyle ormanların yanında bağlarda, tarlalarda, köylerde yangınları görmeye başlayacağız gibi görünüyor. Üstüne koordinasyon, eğitim, planlama zafiyetleri ve cehalet de eklenince bakalım daha nerelerde yangınlar çıkacak ve bu maliyetin altından nasıl kalkılacak… Etkilenen herkese, hepimize geçmiş olsun.

whatsapp-image-2026-07-31-at-20-25-39

HAFTANIN KİTABI

Yapı Kredi Yayınları’ndan geçtiğimiz günlerde çıkan “Sofrada Birlikte Olmak Şahane; İstanbullu Rumlardan Anılar ve Yemekler”, Sula Bozis’in son kitabı. İstanbullu Rumların kültürünü, sofrasını, yaşantısını anlatan birbirinden değerli kitaplarıyla bildiğimiz Bozis, bu defa 1950’lerden bugünlere İstanbul’da kendi ailesinin ve çevresinin yaşamını ve yemek kültürünü içeren bir girişle başlayan kitabında, mevsimlere uygun tarifler vermiş. Kendi çocukluğunda pek fazla yemek kitabı olmadığını, ev hanımlarının birbirlerinden aldıkları tarifleri not ettikleri defterleri olduğunu anlatıyor. Kendisi de, bunca yıldır pişirdiği yemekleri, bizlere dört mevsime bölerek, 150’nin üzerinde tarifle aktarmak istemiş. Kitabın başında tüm yemeklerin bir listesinin olması çok yerinde.

kutu-visne-kompostosu

Hazır pazarlar vişne ile doluyken, yaz menüsünden vişne kompostosunun tarifini verelim…

Vişne Kompostosu

Malzeme:

Yarım kilo vişne – sapları çıkarılıp yıkanmış, isteğe göre çekirdekleri de çıkarılmış –

4 bardak su

4 kahve fincanı toz şeker

2 tarçın çubuğu

1 çay kaşığı anason

Yapılışı: Vişneyi yıkayıp süzgeçte bekletelim. Şeker, tarçın, anasonu 4 bardak su ile kaynatalım. Vişneleri ilave edip beş dakika daha kaynatıp tencereyi ateşten alalım. Çukur bir cam kaba boşaltıp oda sıcaklığına gelince buzdolabına alalım, soğuk soğuk servis edelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Esin Sungur Arşivi