Sıcak, çok sıcak, daha da sıcak olacak!

Avrupa bu yaz "ejder sıcakları" denen bir sıcak hava dalgasıyla sarsıldı. Meteorologlar, Afrika üzerinden taşınan aşırı sıcak hava kütlelerinin Avrupa üzerinde artık daha sık ve daha uzun süre etkili olduğunu söylüyor. İspanya, İtalya, Fransa ve Balkanlar daha Temmuz başında 40 derecenin üzerindeki sıcaklıklarla karşılaşınca, özellikle sıcakla yaşamayı bilmeyen kuzey kesimlerinde hayat felç oldu. İspanya'da termometreler 45 dereceyi zorluyor, İtalya ve Fransa'da sağlık uyarıları peş peşe geliyor. Bir zamanlar istisna kabul edilen aşırı sıcaklar artık yaz mevsiminin rutinine dönüşüyor. Bilim insanlarına göre bunun temel nedeni, iklim değişikliğiyle birlikte sıcak hava dalgalarının daha sık, daha uzun ve daha şiddetli yaşanması. Ve bu, artarak sürecek.

Bunun yalnızca bir meteoroloji haberi olmadığını gösteren ilginç bir veri Gallup'tan gelmişti; Firmanın bahar aylarındaki bir araştırmasına göre Amerikalıların yüzde 44'ü iklim değişikliği konusunda "çok büyük endişe" duyuyor. Bu oran, kurumun yaklaşık 35 yıldır yaptığı ölçümlerde ulaşılan en yüksek seviyelerden biri. Daha dikkat çekici olan ise katılımcıların yüzde 61'inin küresel ısınmanın etkilerinin artık başladığını düşünmesi. Daha düne kadar bu yaşamsal konuya palavra gözüyle bakanların atıp tuttuğu, iklim krizine inanmayan bir başkanın yönettiği ABD'de bile kamuoyu, krizi geleceğin değil bugünün meselesi olarak görmeye başlamış. Geç de olsa, bu da bir ilerleme diyelim…

Peki bu değişim nasıl oldu? Bir anda bilime inanmaya mı başladık? Elbette hayır. Sadece sonuçlarını bizzat yaşamaya başladık. Dünyanın aşırı ısınacağı bilgisi artık sadece bir bilgi, uzaklarda, bizi ilgilendirmeyen bir kavram değil. Uykusuz geceler, sıcaktan bayılan insanlar, artan elektrik tüketimi, düşen tarımsal üretim, nefes alamayan astım hastaları. Bakın buraya kadar sadece şehirlerden konuşuyoruz; oysa kuruyup çıra gibi olan ormanlar da bugün değilse yarın yine gündemimize gelecek.

Akdeniz Havzası, küresel ortalamadan daha hızlı ısınan bölgelerden biri olarak kabul ediliyor. Son yıllarda yaz mevsimi uzuyor; sıcak hava dalgaları daha erken başlıyor ve daha uzun sürüyor. Bunun en görünür sonuçlarından biri de her yaz daha sık ve daha yıkıcı hale gelen orman yangınları oluyor. İzmir'den Hatay'a, Muğla'dan Bilecik'e kadar farklı bölgelerde yaşanan yangınlar yalnızca ihmalin ya da rüzgârın sonucu değil; insan eliyle bugünkü haline getirdiğimiz daha sıcak, daha kuru ve daha kırılgan bir iklimin de yansıması.

Yıllardır iklim krizini anlatan raporlar okuyoruz. Grafikler gördük, hedefler duyduk, zirveler izledik. Biri daha yakında Antalya’da olacak COP31. Ama bugün iklim krizi, Avrupa’da güneş ışığını geri yansıtsın diye pencerelerini tebeşirle boyayan insanlar sayesinde gündemde. Seine Nehrinin bazı bölgeleri mecburen yüzmeye açıldığı için, Avrupa’da sıcak izinleri gündeme gelmeye başladığı için, Almanya’da klimalı ev oranı %6 olduğu için. İklim krizi artık evimize girdiği için bunları konuşuyoruz. Diğer yandan sıcaktan kavrulan insanlara “çevreyi düşünün, elektrik tüketimini artırmayın, klima taktırmayın” diyen hükümetlerin bu sorumluluğu da teflon gibi üstlerinden atıp vatandaşa paslamalarındaki rahatlığa şapka çıkarıyorum! Hiçbir sorumluluğu almamak konusunda yöneticilerden alınacak çok büyük dersler var.

HAFTANIN GÜZEL HABERLERİ:

  • Çanakkale Deniz Savaşları’ndan bu yana 111 yıldır Çanakkale Boğazı’nın derinliklerinde varlıklarını sürdüren batıklar, iklim değişikliğine bağlı olarak deniz sıcaklıkları ve sualtı ekosistemlerinden kaynaklanan değişimler nedeniyle daha hızlı aşınıyor. Batıkları korumak ve sürdürülebilir dalış turizmine kazandırmak amacıyla yeni bir çalışma başlatıldı. "Derin Miras" adı verilen proje ile, Çanakkale batıklarının belgelenmesi ve dijital olarak kayıt altına alınması ve zarar vermeden korunmasını amaçlayan yeni yöntemlerle kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması, deniz ekosisteminin korunması ve sürdürülebilir dalış turizminin geliştirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında ilk katodik korumanın uygulandığı batık olan HMS Louise gemisine de su altı fotoğrafçıları eşliğinde ilk dalış yapıldı. 30 Ekim 1915 tarihinde bir çarpışma sonrası hasar alan ve sürüklenerek kuma oturan geminin bugün de önemli kısmı kumlar altında bulunuyor…

whatsapp-image-2026-07-03-at-21-31-06

  • Ayvalık tarafına yolu düşenler üşenmeyip Bademli’ye kadar uzansın. Çamlar altında, çimlerin üstünde güneşlenip masmavi, berrak ve kum bir plajdan denize girmek için Fame Beach’e yolunuzu düşürün. Ayvalık Çamlık’taki Belediye Çay Bahçesi’ni es geçmeyin; en güzel Ayvalık tostunu püfür püfür esen rüzgara ve masmavi denize karşı onlar yapıyor. Gümrük bölgesindeki sahaf ve antikacılar çarşısını gezdikten sonra hemen sahildeki yeni nesil kahveciler denensin. Güler Tatlıcısı’nın lor tatlısı herkesin malumu; sevenlerine tahinli çöreğini de önerelim. Detaylı Ayvalık notları haftaya…

whatsapp-image-2026-07-03-at-20-20-44

  • Suadiye’de açılan Corvino’yu Kuzguncuk'tan tanıyanlar olacaktır. Suadiye’de yeni yerinde çok zarif bir dekor, sağlam bir modern İtalyan mutfağı ve kusursuz ekibiyle hizmet veriyor. Caddeliler bilir; bu bölgede kafe veya kebapçı dışında yetişkinler için yemek yiyecek şık bir restoran bulmak kolay değil. İster öğle ister akşam yemeğinde bu boşluğu dolduracak Corvino. Şefi Oktay Damar sade, az sayıda iyi yemekten oluşan bir menü hazırlamış. Sadece İtalyan şaraplarını içeren şarap listeleri de rafine. Başlangıç olarak denediğim Caponata alla Siciliana özellikle dikkatimi çekti; yaza uygun bir sebzeli başlangıca sirke ve ekşi bu kadar iyi yakıştırılabilirdi… Barının ve arka bahçesinin de kesinlikle değerlendirilmesi gerekiyor. Corvino caddede kalıcı olacak diye düşünüyorum.

whatsapp-image-2026-07-03-at-20-03-27

Önceki ve Sonraki Yazılar
Esin Sungur Arşivi

Hatay bizi bekliyor

19/04/2026 07:00