Esin Sungur
Bu dünyadan bir Carlo Petrini geçti…
Salyangozu dünyanın en politik sembollerinden birine dönüştüren, İtalya’dan dünyaya yayılan “Slow Food” hareketinin kurucusu Carlo Petrini Perşembe gecesi hayata gözlerini yumdu.
“Yediğimiz şey, dünyayı nasıl kurduğumuzu anlatır.” Bu söz, 1986’da İtalya’da kurduğu Slow Food hareketiyle belki de dünyanın en etkili kültürel itirazlarından birini başlatan Carlo Petrini’ye aittir. Petrini, geçtiğimiz hafta 76 yaşında vefat etti ve ardında unutulmaz bir miras, ilham veren bir ömür ve dünya çapında bir gıda hareketi bıraktı.
Bugün dünyanın her yerinde insanlar gıdayı; karbon ayak iziyle, endüstriyel tarımla, pestisitlerle, kaybolan tohumlarla, kuruyan topraklarla konuşuyorsa, bunda Petrini’nin büyük payı var. Bir tabak makarnada çiftçinin emeğini, toprağın hafızasını, iklim krizini, şirket tekellerini, yerel kültürü ve sınıf meselesini birlikte ele alan Petrini, Roma’da McDonald’s açılmasına karşı açtığı bayrağın buralara geleceğini acaba ön görmüş müydü? Kurucusu olduğu Slow Food; geçen kırk yılda yerel üreticiyi koruyan, mevsiminde ve doğaya zarar vermeden üretilen gıdayı savunan, biyolojik çeşitliliği ve geleneksel mutfak kültürlerini yaşatmayı amaçlayan uluslararası bir harekete dönüştü. “İyi, temiz ve adil gıda” sloganıyla büyüyen hareket, endüstriyel tarımın tektipleştirici etkisine karşı yerel tohumu, küçük çiftçileri, kaybolan tarifleri ve sofranın kültürel hafızasını, hülâsa; yavaş gelişen, doğanın ritmini bozmayan, insanca olan her şeyi savundu. Bugün yüzlerce ülkede gönüllülük esası ile faaliyet gösteren Slow Food, gastronomiyi yalnızca bir lezzet meselesi değil; iklim, ekonomi, kültür ve adalet meselesi olarak ele aldı ve alıyor. Bu yönüyle de kişilere, kurumlara ilham veriyor, devletleri, hükümetleri etkiliyor.
NELER OLACAĞINI ÇOK ÖNCEDEN GÖRDÜ
Petrini bazı şeyleri hepimizden önce fark eden vizyoner bir insandı; bir domatesin eski tadında olmamasıyla kadim bir dilin yok olması arasında bağ olduğunu, endüstriyel tarım ile iklim krizi arasında bağ olduğunu, ucuz fast-food ile kırsal yoksulluk arasında bağ olduğunu çok önceden fark etmişti. Ve sadece kendi ülkesi İtalya’yı etkilemedi. Biz bugün Anadolu’da kaybolan yerel tohumlardan söz ediyorsak, balıkçılığın, hayvancılığın tükenişini konuşuyorsak, zeytinliklerin maden sahalarına dönüşmesine itiraz ediyorsak; Petrini ile aynı şeylere itiraz ediyoruz, aynı düşünce dünyasından yola çıkıyoruz. İyi, temiz ve adil olanı savunmak istiyoruz.
Lezzeti savunmanın gezegeni savunmak demek olduğunu bilen Petrini, yola belki fast-food zincirlerinin yayılması nedeniyle çıktı ama bugün kuraklık, gıda milliyetçiliği, tarım savaşları, iklim göçleri, çökmekte olan ekosistemler derken, yola çıkışındaki endişelerin ne denli haklı olduğunu, ne kadar öngörülü biri olduğunu biz çok daha iyi anlıyoruz. Endüstriyel tarımın toprağı tükettiği, aşırı iklim olaylarının gıda güvenliğini tehdit ettiği, çocukların mevsiminde sebzeden, ağaçta yetişen meyveden haberinin bile olmadığı bu çağda Carlo Petrini’nin sesi kulaklarımızda ve hâlâ ileriye doğru yankılanıyor. İyi, güzel ve adil olanın yanında yer alışıyla ve itiraz kültürünü bir harekete dönüştürmesiyle anılacak ve unutulmayacak…
EL NINO İLE SICAKLAR ARTACAK
New York Times gazetesinin geçen hafta yaptığı bir analize göre dünya yeni ve güçlü bir El Niño dönemine giriyor. Normalde her 3 ila 7 yılda bir doğal olarak ortaya çıkan bu iklim olayı, Pasifik Okyanusu’ndaki sıcaklık artışıyla birlikte küresel hava düzenini değiştiriyor. Ancak bu kez El Niño, insan kaynaklı iklim krizinin zaten rekor sıcaklıklar yarattığı bir dönemde geleceği için endişe verici sonuçların büyümesinden korkuluyor.
Uzmanlar; kuraklık, sel, aşırı sıcaklar ve gıda krizleri riskinin artabileceği uyarısını yapıyor. Özellikle Güneydoğu Asya, Afrika ve Avustralya’da ciddi kuraklık ihtimali konuşulurken, bazı ülkeler şimdiden olası gıda kıtlıklarına karşı hazırlık yapıyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre El Niño küresel ısınmanın etkilerini daha da büyütme etkisine sahip olabilir.
Son 50 yılın güçlü El Niño dönemleri küresel sıcaklıkları ciddi biçimde yükseltmişti. Bu yıl ise bilim insanları, sıcaklık artışının tarihte görülmemiş seviyelere ulaşabileceğini söylüyor. Yani dünya yalnızca yeni bir hava olayına değil; iklim krizinin etkilerini daha sert hissedeceği yeni bir döneme hazırlanıyor olabilir. Kuruyan tarım alanları, artan gıda fiyatları, daha da büyümesi olası yangınlar önümüzdeki günlerde daha sık karşımıza çıkacak gibi görünüyor…