Ümit Sezgin
Duygusal hoca ve protokol motivasyonu
Gaziantep maçı önemliydi. Her şeyden önce hafta içinde Gaziantep’te Vali’den başlayarak ne kadar kamu görevlisi, yetkilisi, etkilisi varsa derlendi, toplandı antrenmana gitti. Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in de katıldığı bu “Protokol Motivasyon Ekibi” Gaziantep oyuncularına “sizden mutlaka galibiyet bekliyoruz” talimatı verdi. Muhabir arkadaşlar ihmal etmiş yazmamışlar ama muhtemelen iki tepsi de baklava götürmüşlerdir. Gaziantep Teknik Direktörü, eski Galatasaraylı Orhan Ak, ikiletmedi, talimatı canla başla aldığını söyledi ve gazetecilere dönüp kükredi; “Fenerbahçe'ye puan kaybettirmek için elimizden geleni yapacağız. Bu konuda çok motiveyiz” dedi.
Duyduk ki Gaziantepli futbolcular bu “Protokol Motivasyon Ekibini” bundan sonraki tüm maçlar öncesinde destek ziyaretine bekliyormuş. Sayın Vali Kemal Çeber, Belediye Başkanı Fatma Şahin de Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzon maçları öncesinde de antrenmana katılma sözü verdi mi bilmiyoruz, yazmadı olayı takip eden muhabirler. Lakin kesin söz vermişlerdir diye düşünüyorum, koskoca Vali, Büsbüyük Belediye Başkanı tutup sadece bir takıma karşı motivasyona girişecek değil ya.
Bu protokol motivasyonu belli ki MHK’yi de etkilemiş, onlar da Fenerbahçe’nin en istemeyeceği üç hakemden biri olan Mehmet Türkmen’i verdiler maça. Pek çok hakem hocasının “bu arkadaştan her şey olur hakem olmaz” dediği Türkmen de tam motiveydi, sahada gördük. Hakem açısından bu kadar kolay bir maçta bile bir torba değerlendirme ve kart hatası yaptı.
Gaziantep’in bu motive haline mukabil Fenerbahçe cephesi ise fena halde motivasyondan uzaktı. Motivasyonu en bozuk isimse galiba İsmail Kartal’dı. Ağayla marabasının yol boyunca karşılıklı halt ettikten sonra marabanın “ağam bu haltı biz niye yedik?” dediği meseli herkes bilir herhalde. İsmail Kartal’ın istifa hikayesiyle ilgili her açıklamayı duyduğumda aklıma bu mesel geliyor. Gaziantep maçından önce de İsmail Kartal, “Biraz duygusal davrandım” dedi. Ben de diyorum ki “bundan sonra senin adın Duygusal İsmail Hoca olsun”.
Duygusal Hoca, sağ bekte Mert’i, sol açıkta Kerem’i ve santraforda Lukaku’yu tercih etmişti. Orta sahayı da üç altı numara ile kurmuş, Kante-İsmail ikilisinin önüne Guendouzi’yi koymuştu. Bu isimleri değiştirene kadar 65 dakikayı boşa harcadı.
Elbette hep aynı 11’le çıkacak hali yok ama Lukaku bu maçın santraforu değildi. Lukaku bir türlü Abena’nın kucağından kurtulamadı. Eski tüfek hocalar “Kucağa al rakibini kucağa al” diye bağırırlardı defans oyuncularına. Belli ki Orhan Ak da aynı talimatı vermişti, Abena oyun boyu Lukaku’yu hiç kucağından indirmedi. Duygusal İsmail gibi hakem Türkmen de bu sevgi dolu kucaklamaları, sarılmaları, çekiştirmeleri şefkatli bakışlarla seyretti durdu.
Duygusal İsmail Hoca “Bakın iki topumuz direkten döndü, birebir pozisyonda 3-4 pozisyonu değerlendiremedik, sahanın zemini de bozuktu, daha ne olsun?” duygusallığına girer mi bilmem.
“İsmail Kartal keşke dönmeseydi” diyenleri duyuyorum. Demeyin, demeyin, beterin beteri var.