Hüseyin Tapınç

Hüseyin Tapınç

Kupanın ardından

2026 Dünya Kupası 19 Temmuz Pazar akşamı sona erdi. 11 Haziran’da başlayan ve bir aydan uzun süren kupa organizasyonu “dünyanın en büyük spor organizasyonu” olarak şimdiden tarihe geçti.

Dünya Kupası’nı bu statüye taşıyan birçok unsur var; organizasyonun süresi, katılan takım sayısı ve her şeyden önce yarattığı ekonomik değer bu unsurların başında geliyor.

İşin ekonomik boyutuna geçmeden önce, bu organizasyonun dünyanın içinde bulunduğu siyasi sistemin ve atmosferin birebir yansıması olduğunu belirtmekte fayda var.

Bu dönemi ister hakikat sonrası çağ, ister rekabetçi otoriter rejimlerin küresel ölçekte yükseldiği çağ olarak adlandırın, Dünya Kupası bu çağın ruhuna ve uygulamalarına açık biçimde ev sahipliği yaptı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD’li oyuncu Balogun’un kırmızı kart cezasının Belçika maçında uygulanmaması için FIFA Başkanı’nı üç kez araması ve bu görüşmelerin ardından FIFA’nın bu cezanın uygulanmasını askıya alması bu açıdan son derece sembolik bir olay oldu.

FIFA’nın doymak bilmez ekonomik iştahı ile turnuvaya ev sahipliği yapan ABD’nin “spor ve eğlence kültürü” bir araya gelince, futbol, spor olma vasfından biraz daha uzaklaştırılarak eğlence endüstrisinin bir numaralı oyuncusu olduğunu tüm dünyaya resmen ilan etti. Futbol için zaten uzun süredir “eğlence endüstrisinin bir aracı” nitelemesini yapıyorduk; son Dünya Kupası ilk kez uygulanan maçları su molalarıyla fiilen dört periyoda bölen düzenlemeyle ve yaklaşık 15 dakikalık devre arası gösteriyle de tarihe geçti.

Turnuvanın ekonomik yapısına baktığımızda, endüstriyel futbolun, milyarlarca dolarlık hacme sahip devasa bir ekonomik ekosisteme dönüştüğünü görebiliyoruz.

FIFA, içinde Katar Dünya Kupası’nın da bulunduğu 2019-2022 finansal dönemini yaklaşık 7,5 milyar dolar gelirle kapatırken, 2023-2026 dönemi için gelir beklentisini 13 milyar dolar seviyesine taşımış durumda. Dolar bazında yüzde 73’lük, hiç de azımsanmayacak bir gelir artışından söz ediyoruz.

2030’DA 64 TAKIM MI OLACAK?

Dünya Kupası’na katılan takım sayısının bir sonraki turnuvada 64’e çıkarılması daha bugünden tartışılmaya başlandı. FIFA da küresel spor endüstrisinin en hırslı kuruluşu olarak adını tarihe yazdırdı.

Sportif sonucu bakımından bizim için hüsran olan bu Dünya Kupası’nın aslında Türkiye için çok önemli bir özelliği vardı. Bu Dünya Kupası Türkiye’nin 1954 İsviçre ve 2002 Güney Kore-Japonya Dünya Kupalarının ardından katıldığı üçüncü Dünya Kupası oldu. Grubumuzun favorisi olarak başladığımız turnuvada grup aşamasını bile geçemeden elendik.

Dünya Kupası’na katılalım ya da katılmayalım, Sia Insight’ın 2.000 kişiyle gerçekleştirdiği 2026 Spor ve Espor Araştırması’na göre, alt sosyoekonomik grup dışında kalan 15-55 yaş kentli nüfusun yüzde 44’ü Dünya Kupası organizasyonlarını düzenli olarak takip ediyor. Millî takım maçlarını izleyenlerin oranı ise yüzde 71 düzeyinde. Aradaki saat farkına rağmen, bu yılki Dünya Kupası’nın özellikle turnuvanın ilk günlerinde çok daha geniş bir kitlenin ilgisini çektiğini söylemek mümkün. Televizyon reyting ölçümleri de bu iddiayı doğruluyor. Türkiye–Avustralya maçının izlenme oranı yüzde 10, izlenme payı yüzde 75 oldu. Türkiye–Paraguay maçında bu oranlar sırasıyla yüzde 7 ve yüzde 76; Türkiye–ABD maçında ise yüzde 2 ve yüzde 57 olarak ölçüldü.

Dünya Kupası’nı düzenli olarak takip eden kitlenin profiline baktığımızda, genç ve yetişkin kadınlar arasında turnuvayı düzenli izleyenlerin oranının yüzde 37 olduğunu görüyoruz. Her ne kadar Dünya Kupası ağırlıklı olarak erkek izleyicilere hitap ediyor gibi görünse de azımsanmayacak bir kadın kitlesinin de bu maçları takip ettiği görülüyor. İzleyici profilinin en dikkat çekici özelliklerinden biri ise gelir düzeyinde ortaya çıkıyor. Dünya Kupası’nı düzenli takip etme oranı, gelir düzeyi yükseldikçe artıyor.

Dünya Kupası’ndan aklımızda kalan olaylardan biri de Türkiye’nin Dünya Kupası finalindeki devre arası gösteriyi yayınlamayan birkaç ülkeden biri olmasıdır. Biz tüm dünya gibi Madonna yerine çok da anlamlı konulara değinmeyen dört adamı izlemek zorunda kaldık o gece.

Evet, hepimiz biliyoruz, futbol sadece futbol değildir. Futbol, siyasal sistemlerin, güç ilişkilerinin, ideolojilerin ve egemen kültürel değerlerin en önemli taşıyıcılarından ve yeniden üretim alanlarından biridir. Tüm bunlara rağmen futbol aynı zamanda hayatın en önemli eğlence kaynaklarından biridir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hüseyin Tapınç Arşivi

Haykıracak nefesim

25/06/2026 07:00

Nafaka

11/06/2026 07:00

Ya Sonra?

28/05/2026 07:00

Kızım

14/05/2026 07:00

Dava

30/04/2026 07:00

Süreç

16/04/2026 07:00

Savaş

02/04/2026 07:00

Sıradan bir gün

19/03/2026 07:00

Refah

05/03/2026 07:00