Özel gemileri yaktı, dönüş yok... Peki Kılıçdaroğlu ne yapmalı?

Suyu yavaş yavaş ısıttılar. Kurbağa farkettiğinde su kaynamak üzereydi ve kazandan zıplayıp atlayacak mecali de kalmamıştı. Dile kolay tam 23 yıl... Bu çeyrek asırda AK Parti adım adım bütün kurumlara sirayet etti. Sirayet etmekle kalmadı, zaman içinde tamamen dönüştürdü. Devlet mekanizmasını oluşturan kurumları, parti politikalarının birer uygulayıcısı haline getirdi.

En son Atatürk'ün kurduğu parti kalmıştı, nihayet ona da sirayet etti. Cumhuriyeti kuran CHP de bir mahkeme kararıyla 2 ay kadar önce iktidarın tesiri altına girdi. Erdoğan aylar önce boşuna "Türkiye'yi hak ettiği muhalefete kavuşturacağız" dememişti... Ona göre "Türkiye'nin hak ettiği muhalefet Kılıçdaroğlu ve ekibi"ydi. Kolay lokmaydı neticede... 13 kez yendiği rakibinin kaç okka geldiğini bilmez miydi?

Avrupa Demokrat Partisi'nin bu olaya yaklaşımı dikkat çekici... Butlan kararını "Demokrasi yerine kişisel iktidarı tercih eden korkak liderlerin suç ortaklığı" olarak niteliyor. Türkiye'nin "karanlık bir dönemden" geçtiğini söylüyor...

ERDOĞAN UYARMIŞTI (!)

Haksızlık etmeyelim (!), aslında Özgür Özel'e de şans tanımıştı Erdoğan... Son bir buçuk yıldır haftanın üç günü, dört günü otobüsün üstündeydi Özgür Özel. İl il dolaşıyor, öyle ya da böyle gittiği her yerde de meydanları dolduruyordu.... Ama artık can sıkmaya başlamıştı. Erdoğan, Özel'e birkaç kez "İn o otobüsün üstünden. Git genel merkezde otur. Ankara merkezli siyaset yap" uyarısında bulunduysa da dinletemedi.

Aynı uyarıyı ortağı Bahçeli de yaptı ama nafile... Özgür Özel ciddi ciddi iktidar istiyordu. Uluslararası konjonktürle birlikte bölgesel dengeler değişmiş, Türkiye ABD'nin "koordinatörlüğünde" yeni bir pozisyon almaya çalışıyor, Trump haftada bir "Erdoğan harika bir adam" diyordu. Ama dışarıda Netanyahu, içeride de Özgür Özel... Bu ikili bir türlü ikna olmadı Erdoğan'ın "harika bir adam" olduğuna. Oysa ki Erdoğan yıllardır içeride ve dışarıdaki karşıtlarının hepsini aynı torbaya koyup dövmeyi tarz edinmiş bir siyasetçi... Yarın meydanlarda Özel için de "Netanyahu'nun adamı" derse şaşırmam... Tıpkı 2019 yerel seçimlerinde İmamoğlu ile "Darbeci Sisi"yi aynı kefeye koyduğu gibi... Fakat o pek işe yaramamıştı doğrusu. İmamoğlu vazgeçmemiş Erdoğan'ın göz bebeği İstanbul'u iki seçim üst üste almıştı... Şimdi de Özgür Özel vazgeçmiyor. Erdoğan CHP'yi fiilen de resmen de bölmeyi başardı ama Özel gözünü karartmış iktidar istiyor.

ÖZEL'İN YEDEĞİ DE OLACAK MI?

Özel, kuracağı yeni partiyle yoluna devam edeceğini ilan etti. Anketlere ve sokağın sesine bakılırsa daha şimdiden arkasında ciddi bir destek var. Ama önünde de ciddi engeller var. Arkasındaki desteğin büyüklüğü parti resmen kurulduğunda, kaç vekil, kaç belediye başkanı ve kaç üyenin geçtiğiyle somutlaşacak. Bu destek iktidarı tedirgin edecek bir boyuta ulaştığında muhtemelen bu kez yeni engeller devreye girecek. Belki Özel ve yakın ekibinin dokunulmazlıkları kaldırılacak, hatta belki cezaevi kapıları açılacak Özel'e. Bugüne kadar "Bu kadarı da olmaz" dediğimiz ne varsa oldu ya... O sebeple hayat boşluk kaldırmaz, futbol takımı gibi herkesin bir yedeği hazırda durmalı...Özel dahil... Hatta yeni partinin yedeği de hazır olmalı...

SAMİ SELÇUK NE DEMİŞTİ?

Aksi takdirde ne olur? Önce Allah'ın dediği olur, sonra Prof. Dr. Sami Selçuk'un dediği olabilir. Sami Selçuk Ak Parti'nin ilk yıllarında saygıda kusur edilmeyen hukukçulardan biriydi. Baş tacı edilirdi. Sonra Yargıtay başkanı oldu. Görevini de layıkıyla tamamladı. Bugünlerde yine saygıdeğer bir hukukçu olarak emekliliğini yaşıyor. Ama olana bitene bakınca ne kadar huzurludur bilemem... Sami Selçuk bir programda "Seni mahkeme kapılarında sürüm sürüm süründürürüm" lafının bir tek Türkiye'ye özgü bir ifade olduğuna dikkat çekmişti. Ne acı... Adalet arayacağın yerde "sürüm sürüm süründürülmek"... Ne diyelim, umarız adaletin terazisi o kadar da şaşmasın, daima hak yerini, haksızlık eden de layığını bulsun...

O PARAYLA EN GÜZEL NE YAPILIR?

Gelelim CHP'de kalanlara... Gürsel Tekin, gidenlerin ardından "hafifledik" diyor. Evet bayağı "hafiflediler"... Sandıktan da "hafiflemiş" olarak çıkma ihtimalleri hayli yüksek. Arkalarında düzenin yargı gücü, kasalarında Özel yönetimine göre Hazine yardımından kalma 1,5 milyar liraları olmasına rağmen... O parayı şimdilik mitinglere, sokak çalışmalarına harcamıyorlar. Kendi paralarıyla rezil olacak değiller ya. Delegeleri toplamaya da harcayamazlar çünkü ortada kurultay yok henüz. Tavsiyem Cem Uzan yöntemi... İl il konser turuna çıkın. Ama sakın Zülfü Livaneli, Onur Akın, Suavi, Arif Sağ, Sabahat Akkiraz, Hüseyin Turan, Erdal Erzincan ya da Selda Bağcan gibi isimlere gitmeyin yanlışlıkla...

Sıfatınıza tükürmeye kalkarlar maazallah... Sezen Aksu'dan, Tarkan'dan Atena Gökhan'dan da uzak durun, onlar da İmamoğlu'na göz kırpmıştı bir zamanlar. Mesela çağırın Yavuz Bingöl'ü, çağırın Mustafa Ceceli'yi, Sinan Akçıl'ı ya da Demet Akalın'ı, iki şarkı türkü patladın, üstüne konuşun. Ya da öncesinde konuşun, şarkı türkü dinleyip kaçmasın kitle... Cem Uzan stadyumları böyle doldurmuştu. Bir de yarım ekmek arası döner ısmarlamıştı herkese, yüzde 7 oy almıştı. Sizin neyiniz eksik...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fikret Bulut Arşivi