Neşet Ertaş 'Fakirin cuğarasına dokunma' demişti ama sen...

Sigarayı bırakmadım hiç, o beni ne zaman bırakır bilmem... Sigarayla ilişkimi ne romantize etmek ne de tukaka etmek değil niyetim. İçen içiyor işte; kimi dertten kederden, kimi keyiften... İçen herkes de "muhtemel katilini" cebinde taşıdığının farkındadır, ama mevzu o değil...

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sigaraya olan nefreti malum. Gördüğü yerde pakete el koyuyor, bir daha içilmeyeceğine dair de söz istiyor tiryakiden. Üstelik sadece yakın çevresine değil, diplomatik ilişkilerin arasına da sıkıştırıyor. En son İtalya Başbakanı Meloni'ye de yaptı aynı şeyi. Meloni, Erdoğan'ın hatırı için sigarayı bıraktı mı bilmem. Tam bir "dumanla mücadele" kahramanı...

Neşet Ertaş... Halkın gönül telinden çalan o güzel adam... Fakirin sigarayı keyiften değil, dertten, kederden içtiğini bilirdi. Dertten kederden içen adama da "bu zıkkımı içme, erken gidersin" nasihati hükümsüzdü. Derdi kederi olan erken gitmeyi de göze alandı zaten...

Hatırlar mısınız 2009 yılıydı. Erdoğan o zaman başbakan, bugün kendisine yönelik eleştirilerin onda biri yok henüz. Bir programda Neşet Ertaş'la bir araya gelmişti. Neşet Ertaş'ın da bir ricası oldu Erdoğan'dan... "Garibanın bir tek cuğarası var. Sayın Başbakanım fakirin cuğarasına dokunmayın" demişti.

Ertaş bu ricada bulunduğu dönemde bir paket sigaranın fiyatı 5 lira civarındaydı. Bugün 120 lira. Yani Erdoğan fakirin cuğarasına o günden beri tam 24 kere dokunmuş... Sadece sigara olsa keşke dokunduğu. Moda deyimle hayatımızın bütün tuşlarına dokundu...

E şimdi diyeceksin ki "işin gücün yok bu detaylara mı takıldın daha büyük dertler varken..." Evet, takıldım. Tam da işim gücüm olmadığı için takıldım. Ben emekli adamım artık ve bu detaylara takılıyorum her gün. Daha dün emeklilere 3 bin lira zam yaptılar. Bugün 300 lirasını sadece günde bir paket sigara içen adamdan geri aldılar. Diğer aldıklarını saymıyorum bile.

Evet, daha büyük dertler varken bu konuya takıldım. Sıkıldıysan Abdülkadir Selvilere git sen. Arap turisti İstanbul sokaklarında gezdiren taksici gibi gezdirsinler seni.. Yolda sana "Türkiye Yüzyılı" vizyonunu da anlatırlar.

Her türlü operasyonun hedefindeki muhalefetin, aslında nasıl "fuhuşturucu" batağına battığını... Süleymancılara yapılan operasyonun iktidara biat etmemekle bir ilgisinin olmadığını, cemaatin FETÖ'den bile daha tehlikeli olduğunu...

Çerçeve yasayla 50 yıllık sorunun nasıl maharetli ellerde çözüldüğünü...

Hele bir de bunu yeni anayasayla taçlandırınca Türkiye'nin asıl o zaman şahlanacağını....

Erdoğan iktidarının iki dönem kuralına takılmadan neden devam etmesi gerektiğini dinlersin…

Bütün bunlar ninni gibi gelebilir sana...

Benden de işte cuğarasına zam geldiği için mızmızlanan adamı dinlersin... Ya da en fazla bir Neşet Ertaş türküsü dinlersin...

"Ne yemek ne içmek ne tadım kaldı,
Garip bülbül gibi feryadım kaldı,
Ah yalan dünyada yalan dünyada,
Yalandan yüzüme gülen dünyada..."

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fikret Bulut Arşivi