Hüseyin Tapınç

Hüseyin Tapınç

Enflasyon

Türkiye’nin şu an karşı karşıya olduğu en önemli sorunun “ekonomik sorunlar” olduğu hepimizin malumu. Toplumda bu konuda farklı düşünen tek bir kişiyi bile bulmak zor.

Her ne kadar bu sorunlar farklı kavramsal açılımlara sahip olsa da herkesin ortak derdi enflasyon, zamlar ve hayat pahalılığı üçgeni etrafında şekilleniyor. Özünde derdimiz, geçim sıkıntısı ve hayat kalitemizin her geçen gün irtifa kaybetmesi.

Türkiye’nin üç büyük ilinde, Sia Insight tarafından 2026 Ocak ayında yapılan araştırmaya göre, toplumun dörtte üçü Türkiye ekonomisine güven duymuyor; beşte ikisi ise önümüzdeki on iki ay içinde ülke ekonomisinde işlerin kötüye gideceğine inanıyor. Bu karamsar ruh hâli içinde tüketicilerin enflasyonla ilgili beklentilerine odaklandığımızda, tüketicilerin yaklaşık yarısının önümüzdeki on iki ay içinde enflasyonun yükselmesini, beşte ikisinin ise mevcut oranların devam etmesini beklediğini görüyoruz.

Hatırlayacağınız gibi, 2026 yılı başında TÜİK, enflasyon oranının hesaplama yönteminde önemli değişiklikler yaptı. Mahfi Eğilmez’e göre bu değişiklikler, “sadece teknik bir güncelleme değil; ölçülen enflasyonun düzeyini ve kamuoyunun algısını doğrudan etkileyecek” değişiklikler. Bu değişiklikleri özetleyecek olursam:

Öncelikle TÜFE endeksinin baz yılı 2003’ten 2025’e taşındı, endekse dâhil edilen ürünlerde değişiklikler yapıldı ve belki de en önemlisi, endekste yer alan mal ve hizmet gruplarının endeks içindeki ağırlıkları yeniden düzenlendi. Bir diğer önemli değişiklik de Alaattin Aktaş’ın altını çizdiği gibi “ziyaretçilerin” enflasyon hesaplamasına eklenmesi oldu.

Hiç kuşku yok ki hesaplamada yapılan bu değişikliklere rağmen TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranında bir süreklilik iddiası bulunuyor; açıklanan değerleri bir kopuş olmadan takip etmeye devam edeceğiz.

TÜİK verilerine göre, 2025 yılı enflasyon oranını yüzde 30,89’da kapattık; 2026 yılını yüzde 30,65 ile açtık. TÜİK’e alternatif veri üreten ENAG grubu da yıl sonunda enflasyon oranını yüzde 56,14 olarak açıklarken, yılın ilk enflasyon verisinin yüzde 53,42 olarak gerçekleştiğini duyurdu.

Son zamanlarda bu ikili yapıya karşı, sosyal medyada ya da haber sitelerinde, yıllar sonra bulunan fişlerden ya da yapılan bazı kişisel ödemelerden yola çıkarak hayatın ne kadar pahalı hâle geldiğinden sıklıkla söz eder olduk.

Ben de bugün sizlerle, 2021 yılı Ocak ayında oluşturduğum bir kahvaltı sepetinin işaret ettiği enflasyon oranından söz etmek istiyorum. Hedefim alternatif bir enflasyon oranı açıklamak değil; bu, fazla iddialı bir girişim olur. Ancak bu sepetin hayat pahalılığı hakkında bize önemli şeyler anlattığına da inanıyorum.

Sözünü ettiğim tarihten itibaren her ayın 5’inde saat 10:00’da, aynı ulusal market zincirinin online satış platformundan aynı marka ve gramajdaki kahvaltı ürünlerinin fiyatlarını düzenli olarak takip ediyorum. Bu kahvaltı sepetinde ekmek, çay, toz şeker, zeytin, beyaz peynir, süt, yumurta, domates, salatalık ve hazır kahve bulunuyor.

Bu kahvaltı sepeti, 2021 yılı Ocak ayında 234,80 liraya dolarken, 2025 yılı Aralık ayında 2.197,20 liraya doldu. Bu değişim, yüzde 835,78’lik bir artışa denk geliyor. Aynı dönem içindeki TÜİK enflasyon oranı ise yüzde 596,08; aradaki fark 240 puan.

Bu arada not olarak paylaşmak istiyorum. Yüzde 836’lık enflasyon kahvaltıda hem çaya hem kahveye yer veriyorsanız geçerli; sadece çay satın alıyorsanız oran yüzde 744’e düşüyor, sadece kahve alıyorsanız yüzde 843’e çıkıyor.

Ayrıca, hiç kuşku yok ki kahvaltı sepetindeki tüm ürünlerin fiyat artışı aynı seviyede olmadı. Örneğin en düşük fiyat artışı yüzde 318 ile salatalıkta gözlenirken, en büyük artış kahvede oldu. (Yüzde 1022). Hazır kahve, domates, ekmek ve zeytinin fiyatı kahvaltı sepeti genel ortalamasının üzerinde artarken; çay, süt, peynir, yumurta, salatalık ve şeker fiyatları genel ortalamanın altında bir artış sergiledi. Ancak, salatalık ve yumurta dışında kalan tüm ürünlerin artış oranı, TÜİK genel ortalamasının üzerinde oldu.

Kahvaltı sepeti ile TÜİK ve ENAG enflasyon oranları arasında, fiyat hareketliliği açısından yüksek bir korelasyon bulunuyor. Bunun yanı sıra kahvaltı sepeti fiyatları, trend yapısı, piyasa koşullarına uyum ve süreklilik açısından TÜİK ve ENAG değerleri arasında konumlanıyor. Sonuç itibarıyla kahvaltı sepeti, piyasanın gerçeklerini daha yakından takip eden ancak son dönemde "baz etkisi" nedeniyle artış hızı yavaşlayan ve TÜİK değerlerine yakınsayan bir seyir izliyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hüseyin Tapınç Arşivi

Kira

05/02/2026 07:00

Fil

22/01/2026 07:00

Stadyum

25 Aralık 2025 Perşembe 07:00

Tüketim kalıpları

11 Aralık 2025 Perşembe 07:00

Besleme yasaklanamaz

27 Kasım 2025 Perşembe 07:00

YAPAY ZEKÂ İLE SÖYLEŞİ-2

13 Kasım 2025 Perşembe 07:00

YAPAY ZEKÂ İLE SÖYLEŞİ

30 Ekim 2025 Perşembe 07:00

Gündelik Hayat

16 Ekim 2025 Perşembe 07:00

Hutbe ve toplumsal cinsiyet

02 Ekim 2025 Perşembe 07:00