Ümit Sezgin
YFBGŞ
“Yalnız Fenerbahçe’nin Başına Gelebilecek Şeyler”. Fenerbahçe’nin adeta lanete dönüşen talihsizliklerini böyle kısaltıyor gençler, YFBGŞ. Tamam Fenerbahçe’nin atanı da tutanı da Galatasaray’dan kötüydü ama bu maçta da YFBGŞ laneti görev başındaydı. Güzel başladığı ve daha10. dakikada öne geçebileceği bir maçı üç gol yiyerek kaybetti. Bakın neler yaptı YFBGŞ;
Yalnız takımın değil ülkenin topa en iyi vuran isimlerinden Talisca, daha maçın başında kazanılan penaltıda son derece kötü bir vuruşla topu direkt auta attı. Üstelik bu sezon kaçırdığı üçüncü penaltıydı. Attığı toplam 8 penaltının 3’ünü kaçıran adama başka hangi takımda penaltı attırırlar ki?..
Kaçırılan penaltıdan sonra hem Talisca hem de Fenerbahçe tamamen demoralize oldu. Önce orta sahadaki sonra sahanın tümündeki üstünlüğü kaybettiler ve maçı verdiler. Başka hangi takım onuncu dakikada penaltı kaçırınca kendini yenilmiş sayar ki?
Kaleci Ederson geçen hafta Rize maçında verdiği 2 puanın ötesinde bu maçta da “Sezonun katili olmaya adayım” dedi. Yunus’un düşüşüne verilen penaltıya herkes gibi o da itiraz etti, edebilir ama galiba bir gol daha yemek istemedi ki hakeme akıl almaz bir biçimde direnerek kendini attırdı. Yetmedi, bu sezon galiba bir daha forma giymek istemiyor olmalı ki, cezasını 3-5 maça çıkaracak kadar hakeme hakaret, muhtemelen de küfür etti. Bir kaleci bunu neden yapar ki?
Peki kardeşim Ederson’un bu saçmalıklarının ardından kaleye geçen Mert Günok’un havada yakaladığı topu takım arkadaşının kafasına vurup elinden kaçırıp Galatasaraylı oyuncunun önüne atması YFBGŞ değil de nedir? Bu pozisyonda yenilen golü başka neyle izah ederiz ki?
Hem atanı daha iyiydi Galatasaray’ın hem tutanı… Tamam ama yalnız Talisca ve Ederson değildi ki kötü gününde olan. Mesela Kerem ve Nene silinip gitti sahadan. Tedesco’nun 10 kişi kalıp ikinci golü yiyene kadar bu oyuncuları değiştirmemesini nasıl açıklarız ki?
Hem atanı daha iyiydi Galatasaray’ın hem tutanı ama hakemi de fena değildi. Yasin Kol ve arkadaşları bir türlü çifte standarttan kurtulamadılar. Kimse memnun değildir hakemlerden.
Okan Buruk maç öncesi yine hayal kırıklığıydı. Dostluktan, barıştan söz etti, sakin, kavgasız bir maç diledi. Tam alkışlayacaktık ki gerçek yüzünü gösterdi, bombayı patlattı; “rakip takımda provokatör oyuncular var, takımımı uyardım” diyerek provokasyonun kralını yaptı. Zaten oyun boyunca da kimin takımında provokatörler olduğunu hep beraber gördük. Buruk kendine yakışanı yapıyor, şaşırmıyoruz.
Maçın teknik analizine girmeye gerek var mı bilmem. Hem atanı daha iyiydi Galatasaray’ın hem tutanı ama orta saha hakimiyetiyle bu maçı alabilirdi Tedesco. Galibiyet şart diyerek bir kumar oynadı, orta sahada Guendouzi, Kante, İsmail üçlüsünü bozup Talisca’yı koyarak ilk golü atmayı planladı. Aslında ilk yarım saat planı da tuttu, ama kaçırılan penaltıdan sonra Talisca demoralize olup çökünce Galatasaray dezavantajlı olduğu orta sahayı da ele geçirdi. Gerisi malum.
Bu yıl da böyle bitti, ama daha vahimi muhtemelen ikincilik de gitti. Haydi Saran kongreye!